MEB'den Kandil Talimatı

MEB'den Kandil Talimatı

Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ilçedeki tüm öğretmen, öğrenci ve velilerin, Keçiören’deki bir camide gerçekleştirilecek ve yatsı namazına kadar sürecek olan “kandil programı”na katılmasını istedi. Müdürlüğün, öğrencileri “çalışan” biçiminde tanımlaması dikkat çekti.

Sefa Uyar

Ankara’da Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nde görev yapan Şube Müdürü Abdulkerim Çömçe, 6 Ekim’de, okul müdürlüklerine “Mevlid Kandili programı” konulu yazı gönderdi.

“7 Ekim günü mübarek Mevlid Kandili’dir” cümlesiyle başlayan yazıda, ilçedeki imam hatip okullarında görevli öğrenci ve öğretmenler tarafından kandil programı hazırlandığı ve kandil gecesi yatsı namazında bitirilmek üzere Keçiören Etlik Aşağı Eğlence Merkez Camisi’nde gerçekleştirileceği belirtildi. 

Öğrencilerin de camide olması gerektiği kaydedilen yazıda, “Programa katılımın sağlanması hususunda bilgilerinizi ve gereğini arz/rica ederim” denildi. Kadınlar için özel bölüm ayrıldığı aktarılan yazının ekinde gönderilen programa göre Çömçe, “gecenin önemini” anlatan “vaaz” verecek. Çömçe’nin, daha önce “Risale-i Nur TV” adlı sosyal medya kanalında programlara katılması da dikkat çekti. 

053217225-basliksiz-3.webp(Keçiören İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün okullara gönderdiği yazı.)

‘HAFİFSENEMEYECEK KADAR VAHİM’

Eğitim-İş Genel Başkanı Kadem Özbay, “Okul müdürlerine gönderilen resmi talimat, hem laikliğin bizzat yetkililerce nasıl çiğnendiğinin hem de MEB koltuklarının nasıl liyakatsizce dağıtıldığının en güncel örneği oldu” tepkisini gösterdi.

Yazının ilk cümlesinin “devletin ve devlet kurumlarının bir dini olamayacağının altını çizen Cumhuriyet ilkeleriyle çeliştiğini” söyleyen Özbay, yazıyı “hafifsenemeyecek kadar vahim” olarak nitelendirdi.

053831119-kapak002902.webp(Kadem Özbay)

Yazıda yer alan “çalışan öğrenci” tanımına işaret eden Özbay, şunları kaydetti:

“Bu tür usulsüz etkinliklerin yoklamalara gebe olduğu, katılmayan öğretmen ve öğrencilerin dolaylı olarak fişlendiği bir gerçeklik iken yazıya ‘davet’ demek mümkün değil. Etkinlikte bulunması istenen eğitim emekçisinin mesai saatleri dışında kalan özel zamanı, keyfi olarak gasp edilmek isteniyor. Okulun dışında, üstelik geç saatlerde sürdürülecek olan bu etkinlikte öğrenciler için ortaya çıkacak olan güvenlik açığı umursanmıyor. Harem selamlık olarak ayarlanan bu etkinliğin pedagojik sakıncaları göz ardı ediliyor. Öğrenciyi ‘çalışan’, öğretmeni de emir eri sanan, Cumhuriyeti padişahlık sanan bu zihniyetin eğitim gibi en geleceğe temas eden alanda varlık gösteriyor olması bile korkunç. ‘Dinde zorlama yok’ diyenler olsa da görünen o ki MEB’de zorlama var.”