Diyanet

Diyanet

sayı, 13 yıl içinde yüzde 59 artmış. Mevcut hekim sayısından 26 bin fazla. Diyanet’e bütçede ayrılan para 7 bakanlığa ayrılan paranın toplamından fazla.

Resmi rakamlara göre 2019 yılı itibarıyla Diyanet’in personel sayısı 127 bin. 2006 yılında 79.870 olan bu sayı, 13 yıl içinde yüzde 59 artmış. Mevcut hekim sayısından 26 bin fazla. Diyanet’e bütçede ayrılan para 7 bakanlığa ayrılan paranın toplamından fazla.

Hekimlerin ne tür bir hizmet sundukları ortada. Peki, din görevlisi bu ülkenin 83 milyonluk halkına nasıl bir hizmet sunuyor? Akla camiler, ezan ve namaz geliyor. Tamam, bunları hizmet farz edelim. Bu hizmetten kazancımız nedir? Ruh sağlığı güçlü bir toplum mu? Daha ahlaklı bireyler mi? İkisine de “evet” diyemeyiz. Bırakın sıradan dindar bir insanı, hayatını camilerde ibadetle geçiren şahısların, hatta din adamlarının bizzat kendilerinin ne tür büyük günahlar işlediklerini görüyoruz; işitiyoruz.

Ahlak meselesine gelince, birçok mütedeyyin iman etmeyi, kelime i şehadette bulunmayı, bir ahlak prensibini kabullenmek ve ahlaklı olmak olarak görüyor. Hâlbuki iman etmek ile ahlak yasasını, ahlaki değerleri kabul etmek arasında bir ilişki yoktur. Tabii, iman etmiş biri, ahlaklı bir birey olabilir, ama imanı sayesinde değil; ahlak yasasına, ahlaki değerlere inanıp onlara uygun davranmak sayesinde. İman etmek ahlaklı olmaya yeterli olsaydı bu ülkedeki ve tüm İslam dünyasındaki ahlaksızlığı ne ile açıklayacaktık? Aslında iman etmiş kişi, asıl olan şartı yerine getirdim, Tanrıya ve kutsal kitaba inandım ya, gerisi teferruat deyip ahlak dışı eylemlere daha cesaretlenmiş buluyor kendisini. Tabii, bir de bu Tanrı esirgeyen, bağışlayan bir Tanrı ise, gerisini imansız düşünsün!

İbadetin ve dua etmenin insana bir faydası olduğu iddiası ispatlanamamıştır. Tanrıya yalvarıp yakarmakla ne elde etmişiz? Tanrı bu yaptıklarımızdan memnun kalmıştır diyebilir miyiz? İşte hâlihazırdaki Korona felaketi! İbadetten, duadan, imamdan, camiden, papazdan, kiliseden medet uman var mı? Tüm umudumuzu, belki imanı bile olmayan, hayatında kilise ve camiye hiç gitmemiş medikal uzmanlara bağlamamış mıyız?

İçinde bulunduğumuz bilgi çağında, okuma yazmanın yaygınlaştığı, temel eğitimin büyük kitlelere ulaştığı bu zamanımızda, iyiyi kötüyü, yalanı doğruyu, çirkini güzeli, bir üst otoriteye dayalı inançlarla insanlara telkin etmenin zamanı geçmiştir. Çağdaş bireye: “bu neden kötüdür?” diye sorduğumuzda, “kötüdür, çünkü kötü olduğunu ben biliyorum. Size açıklayabilirim.” diyecektir. Yoksa eğitimden yoksun, kendi çağının değerleriyle yaşamayan bir bireyin: “kötüdür, çünkü kutsal kitap öyle diyor veya peygamberin uyarısı var” demeyecektir.

Ayrıca “Aydınlanma” diye bir kavram var. Medeni dünya iki asırdan beri aydınlanıyor. Din ve dini kurumları kamusal alandan uzaklaştırmak suretiyle aydınlandılar. Metafizik inançları bireyin sübjektif alanına çektiler. Kişi, kendisinde kalmak kaydıyla, istediği fanteziyi kurgulayabilir dediler. Ama başkasına empoze edemez dediler. Buna, işte buna, inanç özgürlüğü dediler. Cumhuriyeti kuranlar, “muasır medeniyet” sloganıyla, biz de aydınlanalım diye, Osmanlıdan kalma birçok Orta Çağ kalıntılarını kapatıp yerine modern kurumlar inşa ettiler. Çok da mesafe aldılar. Ne var ki, bugünkü durum bir asır öce başlatılan projeye tamamıyla ters düşmektedir. Bu kadar yüksek sayıda din adamı, büyük bir bütçe, iki adımda bir cami, kuran kursu, dini vakıflar, yeni yeni türeyen tarikatlar ve şehrin semasını işgal eden ezan sesinin uğultusuyla hangi aydınlanmadan bahsedebiliriz? Hangi muasır medeniyetten söz edebiliriz?

Dini eğitim ve dini kurumlar aydınlanmaya engeldir. Çocuklarımıza verilen dini eğitim, ilerde mutlu ve başarılı olmalarına engeldir. Bu ülkede eğitime yön verenler, kendi inandıkları doğmalarıyla eğitim politikası oluşturuluyorlar. Medeni ülkelerdeki eğitim sistemlerini incelediklerini sanmıyorum. Dinsel inançlara dayanan bir eğitim, gelecek nesle, çocuklarımıza yapılabilecek en büyük kötülüktür. Bu eğitimden kurtulmuş olanlar hariç, gelecek nesil, mutlu ve başarılı bir nesil olmayacaktır. Bizi iyilikle anmayacaklardır.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
1 Yorum