Hizan'dan Hüzne Bir Yol... Pınar Gültekin İçin...

Hizan'dan Hüzne Bir Yol... Pınar Gültekin İçin...

‘Herkes ağlarmış biraz ben de ağladım’ Pınar Gültekin’in yüzü geldi aklıma Turgut Uyar’ın ‘Palyaço’ adlı sonsuzluğa kapı açan şiirini dinlerken o naif adamın en sade ile hayatımızı anlatan eşsiz satırlarını şifa niyetine bir kez daha okudum.

‘Herkes ağlarmış biraz ben de ağladım’ Pınar Gültekin’in yüzü geldi aklıma Turgut Uyar’ın ‘Palyaço’ adlı sonsuzluğa kapı açan şiirini dinlerken o naif adamın en sade ile hayatımızı anlatan eşsiz satırlarını şifa niyetine bir kez daha okudum. Biraz biraz her şeyden olduğum bir sabahtı. Güne bir fincan kahve ile adım için çabalarken mücadele ve günlük telaş kapı eşiğinden el sallıyordu bana.

Haberlere bakındım sonra Pınar Gültekin’in annesinin resmini gördüm ‘Bayramda kuzumun yanında olacaktım biletimi bile almıştı’ dediği röportajı okudum bayram sabahıydı. Hepiniz görmüşsünüzdür sahilde içine dünyaları sığdırmış dolu dolu gülüşü ile Pınar’ı. O enerjisi güzel gülüşü, babasının okutmak istemediği Pınar’ın gizli gizli okula kayıt olması ve eğitimine devam etmesi…

1993 Hizan Bitlis doğumlu Pınar artık yok. Annesi içinde bir yara ile yaşayacak bir ömür.  Palyaço’yu bir daha dinliyorum annesinin resmine baktıktan sonra. ‘Aslında hepimiz eksilirmişiz biraz. Bunu sonradan öğrendim…’ Pınar’ın gülüşü solmuştu canice öldürülmüştü. Ve biz biraz daha eksilmiştik. ‘İstanbul Sözleşmesi Yaşatır’  etiketiyle baktığım kadınların fotoğrafları geçiyor gözümün önünden. Fikri ile eylemi ile bir olan, biz diyebilen, mücadeleci nice kadın tanıyorum fotoğraflarına etiket yapamayan, sosyal medya kullanmayan, kullanıma vakti olmayan kadınlar bunlar. Hezeyan halinde tepki vermeye sesimizi duyurmaya çalışan biz kadınları düşünüyorum YİNE yeni yeniden…

Şiddetin her türlüsüne göğüs gerenler, germeyi mecburiyet sayanlar geliyor aklıma. Sonra TV ekranlarından bir figürün röportajından kesitler paylaşılıyor sosyal medyada çat önüme düşüyor. Ortaçların Serdar’ı ismi popülerdir müziktir vardır elbet uğraşı ama ne derece değerlidir onu zaman ve insan belirler. Bu zamanın bu çağı tarif ederken iki kavram öne çıkacak diyor bir bilen dost bir düşünen, muhakeme edebilen insan Ortaç’ın paylaşımları üstüne. Bu çağda iki kavram öne çıkıyor evet ‘Hadsizlik’ ve ‘Cehalet’... Katılmamak ne mümkün. Ortaçların Serdar’ı aman yarabbi nasıl tahliller, yorumlar, siyasi öngörüler kültür paçalardan akıyor. Evet, akıyor görmüştük kendisini 1999 yılında Magazin Gazetecileri Derneği (MGD) ödül töreni töreninde bir galeyanı bir linçi bir linç kampanyasına odun atarken görmüştük hiç unutmadık o günü. O günü bir de Gülten Kaya’dan dinlemek lazım. ‘Ordaydım’ belgeseli izlenebilir.  İşte o gün biz yine biraz eksilmiştik. Gülten Kaya’ya sırtının dönen kadınların acımasızlığını anımsıyorum sonra.

Birbirimize karşı bazı nahoş tutumlarımız var bizim. Eli kalem tutan yazan çizen düşünen genç kuşak isim Gupse Özay’ın düğün görsellerine eleştiri hadsizlik ve cehalet çukurunda hiç yakışık almayan yorumlar yazan kadınların içinde bulunduğu çaresizlik ve çelişki geliyor aklıma birden. Bir adam bir kadını sevmiş 6 yıl olmuş kendi halinde mütevazi bir yaşam. Kediler köpekler nefis bir aile. Yok kadın çirkinmiş gelinliği olmamış o adama yakışmazmış. Mış mış da mış mış… Nasıl sığ ve bayağı ne yazık ne acı sözler. Sonra siz gidip ‘İstanbul Sözleşmesi’ yaşatır diyorsunuz değil mi? Sonra siz iş yerinde bir kadın arkadaşınızın üstüne basmayı hak sayıyorsunuz değil mi?

Hak özgürlük ve sınırları bilmek, saygıyı içine sevgi katarak korumak ve evrensel olmak bize düşen insana düşen budur. Evet samimi hakiki birlik beraberliğe her zamandan fazla ihtiyacımız var. Annelerimizin hikayesi var, bizim her alanda verdiğimiz mücadelemiz var kızlarımız kardeşlerimiz yarınlarımız var örselenen hayatlarımız eril dilin işgali zaten var. Mücadele zor ve ağır bizi bize kurt değil yurt olalım.

Her geçen gün daralan nefes alanlarımızla tek ses ve tek nefesle Özgecan Aslan, Ayşe Paşalı’yı da anımsamak ve daha nicelerini... 2012’de yasalaşan ‘İstanbul Sözleşmesi’ ne diyor bize; “Ev içi şiddet (fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik), taciz amaçlı takip, tecavüz dahil cinsel şiddet, cinsel taciz, zorla evlendirme, kadınların sünnet edilmesi, kürtaja zorlama ve kısırlaştırmaya zorlama. İstanbul Sözleşmesi bu tip şiddet olaylarından kadını ve aile bireylerini korumayı, kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddeti kovuşturmak ve önlemeyi, şiddet mağduruna ve faile yönelik de destek politikaları oluşturulmasını amaçlamaktadır”

Yol belli amaç belli… Velhasıl; yasal hak ve özgürlüklerimizi korumak mücadele etmek zorundayız. Hepimize düşen görevler var. Hayatın her alanında emek veren tüm kadınlar olarak bizlerin birlikte hareket edebilmesi gerekiyor.

Ne diyor; Hacı Bektaşi Veli. ‘Bir olalım iri olalım diri olalım’

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.