İstanbul Sözleşmesi 4. Kez Danıştay’da: Kadınları Kapının Dışında Bıraktılar

İstanbul Sözleşmesi'nin feshi kararının iptali talebiyle açılan davaların dördüncü grup duruşmaları öncesinde kadın örgütlerinin ve baroların Danıştay'da yapmak istediği açıklamaya izin verilmedi.

Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekilmesine ilişkin Cumhurbaşkanı Kararı’nın iptali için açılan ve haziran ayı boyunca üç grup halinde planlanan duruşmaların sonuncusu bugün Danıştay’da görülüyor.

DAHA ÖNCE ÜÇ DURUŞMA YAPILDI

İYİ Parti lideri Meral Akşener, HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel’in başvurularının da aralarında olduğu 40’ın üzerindeki davalardan ilki 28 Nisan’da, sonraki davalar da sırasıyla 7 Haziran ve 14 Haziran’da görülmüştü.

KADINLARIN DANIŞTAY BAHÇESİNDE YAPTIĞI AÇIKLAMAYA BU KEZ İZİN VERİLMEDİ

Danıştay 10. Daire’de son grup duruşmaların yapılacağı bugün, barolar başta olmak üzere kadın örgütleri ve siyasi parti temsilcileri Danıştay önünde bir araya geldi.

Daha önce yapılan davalara göre güvenlik önlemlerinin arttırıldığı görülürken, her duruşma öncesi Danıştay bahçesinde yapılan basın açıklamasına bu kez izin verilmedi. Polisin, Danıştay dışında bir alanda yapılmasını önerdiği basın açıklamasına kadın örgütleri karşı çıktı.

Kadın örgütleri, kolluğun gösterdiği alan dışında açıklama yapmak isteyince basın mensupları o kısma alınmadı. Kadınlar, "Basın buraya" sloganı attı. Daha sonra kadınlar
gazetecilerin bulunduğu alanda açıklama yaptı.

‘KADINLARI DEĞİL KATİLLERİ DURDURUN’

is-mmos.jpg

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Sekreteri Fidan Ataselim, “Her duruşma öncesi Danıştay bahçesinde açıklama yaparak duruşmaya giriyorduk. Bu kez hiçbir hukuki neden gösterilmeden bizi kapının dışında bıraktılar. Kadınları değil katilleri durdurun” ifadelerine yer verdi.

HEYET BAŞKANI KAYIT ALINMAMASI UYARISINDA BULUNDU

Kadın örgütleri ve baroların Danıştay dışında yaptığı açıklamanın ardından duruşma salonuna geçildi.

Türk Tabipleri Birliği (TTB) başta olmak üzere ağırlıklı olarak baroların yer aldığı 18 başvurunun esastan ele alındığı duruşmada heyet başkanı ‘kayıt alınmaması’ uyarısında bulundu.

‘CUMHURBAŞKANININ SÖZLERİ İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADAR GÜVENCE VERMİYOR’

Duruşmada ilk sözü alan Samsun Barosu adına savunma yapan avukat Hilal Serdar, Türkiye’nin ihtiyaç duyduğu şeyin mevzuat değişikliği değil, eğitim olduğuna vurgu yaptı.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Bizim kadına şiddetle mücadelemiz İstanbul Sözleşmesi ile başlamamıştır" sözlerini hatırlatarak “Ne yazık ki bize İstanbul Sözleşmesi kadar güvence vermiyor” ifadelerine yer veren Serdar, “Kadına şiddete karşı olmak, kadına 'şiddetle' karşı olmakla mı karıştırılıyor?” diye sordu.

is1-5lma.jpg

‘PINAR GÜLTEKİN’İN KATİLİNE UYGULANAN İNDİRİM NEVİN YILDIRIM’A UYGULANMADI’

Antalya Barosu adına söz alan Baro Başkanı Hüseyin Geçilmez ise beyanda bulunma hakkını kadın meslektaşlarına bıraktığını söyledi. Bunun üzerine savunma yapan avukat Aylin Onursev, Pınar Gültekin davasında katil Cemal Metin Avcı’ya uygulanan ‘haksız tahrik indirimi’ kararını hatırlattı ve ekledi:

“Pınar Gültekin’in katiline uygulanan haksız tahrik indiriminin, kendisine tecavüz ettiğini söylediği Nurettin Gider'i öldürülen Nevin Yıldırım’a uygulanmadığını ve kendisinin hala Antalya L Tipi Cezaevinde bulunduğunu söylemek isterim.”

AVUKAT GÜLMEZ: ŞİDDET GÖREN BİR KADIN OLARAK KARŞINIZDAYIM

İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasına karşı açtıkları dava kapsamında Kocaeli Barosu söz aldı. Baro adına savunma yapan avukat Nuriye Gülmez, yalnızca şiddet gören kadınlar için değil, şiddet mağduru bir kadın olarak da Danıştay’da olduğunu söyledi.

Doktor olan eşinden yıllarca şiddet gördüğünü sesi titreyerek anlatan Gülmez, mahkeme heyetine “Sizin kızınıza hiç yemek soğuk diye dayak atıldı mı? Yumruk atılarak çenesi kırıldı mı?” sordu.

‘EŞİM HASTALIKTAN VEFAT ETMESEYDİ BELKİ DE ARANIZDA OLAMAYACAKTIM’

Gülmez savunmasında şunları söyledi:

“Ben bu şiddeti yaşamış, çaresizlikten, güvencesizlikten yargıya başvuramamış bir kadın olarak da buradayım. Bana şiddet uygulayan eşim doktordu. 2007 yılında hastalıktan vefat etmeseydi belki bugün ben de aranızda olamayacaktım. Belki de ismim anıtsayaçta yazacaktı.”

‘BURADA NASIL BİR KADIN OLACAĞIMIZIN KARARINI VERİYORSUNUZ’

Gülmez, “Aslında burada nasıl bir kadın olacağımızın da kararını veriyorsunuz” diyerek, “Anıtsayaçta adı yazan bir kadın mı? Yoksa karşınızda duygularını ifade edebilen, kendini gerçekleştirebilmiş bir kadın mı olacağımıza siz karar vereceksiniz” şeklinde konuştu.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.