Manisa Barosu Tek Ses

Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan; “Çifte standart var. Hukuksuzluğa karşı, yasa tanımazlığa karşı bir kez daha haykırıyoruz. Hukuk bir gün herkese lazım. Hukuksuzluk bunu yapanları da yok eder” dedi.

Ahmet ÜNSAL/Manisa 

Hükümetin seçimlerle ilgili çifte standart uygulayarak TBB’nin Ekim ayı içerisinde yapılması takvime bağlanan seçimleri Kovid-19 salgını gösterilerek Aralık ayına ertelenmesini çifte standart olarak nitelendiren Manisa Barosunca sert bir basın açıklamasıyla tepki gösterildi.  

Manisa Barosu yeni hizmet binası konferans salonunda düzenlenen toplantıya Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Şahut Duran, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı İbrahim Demran, Manisa Eczacı Odası Başkanı Devrim Bali de destek verdi. 

Baro Başkanı Arslan; “Çifte standart var. Hukuksuzluğa karşı, yasa tanımazlığa karşı bir kez daha haykırıyoruz. Hukuk bir gün herkese lazım. Hukuksuzluk bunu yapanları da yok eder” dedi. 

Manisa Barosu’nun 2020-2022 Seçimli Olağan Genel Kurulu ertelendi. Geçen hafta ilki yapılan ancak çoğunluğu sağlanamayan Manisa Barosu olağan genel kurulda 2. toplantı 17 Ekim’de gerçekleşecekti ancak koronavirüs tedbirleri kapsamında ertelendi.

Manisa Barosu Başkanı Av. Ali Arslan, Başkan adayları Ümit Rona ve İbrahim Yönetken, avukatlar ile birlikte Manisa Barosu’nun yeni hizmet binası konferans salonunda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasına Manisa Tabip Odası Başkanı Dr. Şahut Duran, Manisa Ziraat Mühendisleri Odası Şube Başkanı İbrahim Demran, Manisa Eczacı Odası Başkanı Devrim Bali’ de katılarak güç verdi. 

Başkan Ali Arslan, genel kurulun yasal olmayan kararlarla ertelenmesine tepki gösterdiklerini belirterek, sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.  

“ÇİFTE STANDART VAR”  

Avukatlık yasası gereği Ekim ayının ilk haftası Baro Genel Kurullarının yapılması gerektiğini ifade ettiğini açıklayan Arslan,  “Diğer tüm barolar gibi Manisa Barosu da yasal süre içerisinde tüm başvurularını ve işlemlerini yaparak 17-18 Ekim tarihinde Genel Kurulu yapma kararı almıştır.  Her ne olduysa genel kurula çeyrek kala,  genel kurulun ve seçimlerin yaptırılmaması çabaları gündeme gelmiştir. Baro genel kurulları ile ilgili her türlü hazırlığın tamamlandığı bir aşamada İçişleri Bakanlığının 2 Ekim 2020 tarihli genelgesiyle genel kurulların 01.12.2020 tarihine kadar ertelendiği duyurulmuştur. Baro genel kurullarının ne zaman yapılacağı açık ve net şekilde kanunla düzenlenmiş olup, kanunla düzenlenen bu konunun, genelge ile iptalinin hukuka uygun olmadığını, bu genelgeye dayalı yapılan ertelemenin yargının kurucu unsuru olan savunmaya yürütmenin açık müdahalesi olarak gördüğümüzü belirtmek istiyorum.  İçişleri Bakanlığının genelgesi ve sonrasında yapılan açıklamalar; kamu kurumu niteliğindeki meslek örgütlerinin genel kurullarını ve etkinliklerinin ertelemesi sonucunu doğururken, siyasi partilerin ve sendikaların bu tür etkinlik ve toplantılarının çifte standart yaratacak tarzda kapsam dışı bırakılması kabul edilemez” diye konuştu.  

manisada-savunma-tek-ses-9.jpg

“SİYASİ PARTİLER SENDİKALAR KAPSAM DIŞI TUTULDU”  

Arslan, “Covid 19 salgınının önüne geçilmesi amacıyla yayınlanan genelgenin, sayısal anlamda baro genel kurullarından daha yoğun katılımın olduğu siyasi partileri, konfederasyon ve sendikaları kapsam dışı tutması, gerekçe hakkında haklı kuşkulara yol açmaktaydı. Yüksek Seçim Kurulu ve İl Hıfzıssıhha kurullarının, İçişleri Bakanlığının erteleme genelgesini onaylayan açıklamaları ve kararları da, hukuk devleti ile ilkesi ile bağdaşmamaktadır. Yargının kurucu unsuru olan avukatların, yasamanın yürütme ile iç içe geçerek kuvvetler ayrılığının fiilen ortadan kalktığı dönemlerde yargıya müdahalenin kaçınılmazlaşacağına ilişkin uyarılarının haklılığı her gün daha açık bir şekilde ortaya çıkmaktadır. Bir genelge ile il hıfzıssıhha kurullarının karar vermesi halinde, siyasi parti toplantıları ile sendikaların toplantıları hariç olmak üzere,  baroların genel kurullarının ertelenmesi yönündeki tutumun, genelgenin kanunun üstüne geçtiği anlamını taşıdığı bir gerçektir, Manisa İdare mahkemesi nezdinde, Yürütmeyi durdurma istemli İl hıfzıssıhha kurulu kararına karşı itiraz ettik.  Biz bu gün mesleğimize, Genel kurulumuza, vatandaşlarımıza ve hepimizin savunma hakkına sahip çıkmak için buradayız. Ve yüksek sesle haykırıyoruz ki, her türlü hukuksuzluğun, kanunsuzluğun tam da,  karşısında olduğumuzu haykırıyoruz. Bu güne değin toplumsal ve mesleki anlamda yaşanan sorunlara duyarsız kalmadık, kalmayacağız. Çözüm için elimizi taşın altına koymaktan çekinmedik, çekinmeyeceğiz. Yasaklara ve haksızlıklara karşı daima haklının, adaletin yanında olduk, olmaya devam edeceğiz. Her türlü hak ihlalinde karşı duruşumuzu gösterdik, göstereceğiz. Toplumsal muhalefet görevini evrensel hukuka ve insan hakları ilkelerine bağlı olarak etkin bir şekilde yaptık, bundan sonra da yapacağız. Kentimizde ve ülkemizde meydana gelen her türlü hak ihlallerine karşı tavır koyduk, koyacağız” dedi.  

“HUKUK BİR GÜN HERKESE LAZIM”  

“Biz avukatlar olarak hiçbir zaman siyasi tavır takınmadık, takınmayacağız” diyen Arslan, “Manisa Barosu görevini yerine getirirken hiçbir zaman siyasi tavır takınmamış; hukukun üstünlüğünü, düşünce ve ifade özgürlüğünü, insan haklarını korumayı temel prensip olarak kabul etmiştir. Toplumun her kesimine eşit yakınlıkta olmuştur, ufuk açan söylem ve eylemlerde bulunmuştur. Bu durum Manisa Barosunun kurumsal saygınlığını arttırmıştır. Bu günde, burada oluş nedenlerimiz den biride, budur, hukuk devletidir, hukukun üstünlüğüdür, Manisa Barosu’dur. Türkiye’de adalet sistemimizin gün geçtikçe geriye gittiğini, tek elde toplanmaya başlandığını görüyoruz. Demokratik ve hukukun üstünlüğüne dayalı bir toplumda, bireyin ve toplumun en temel güvencesi bağımsız ve tarafsız yargıdır. Maalesef tarafsızlığını ve bağımsızlığını yitiren hâkimler ve savcıların karşısında, can çekişen hukuk ve adalet sistemimiz, sadece bağımsız yargının savunucusu avukatlarımızın gayretleri ile ayakta durmaya çalışıyor. Savunmaya özgürlük için, bireysel hak ve özgürlükler için mücadelemizi korkusuzca sürdüreceğiz. Üstünlerin hukukunun egemen olduğu bir ülke değil, hukukun üstünlüğünün ve temel hak ve özgürlüklerin korunduğu ülke için mücadele ettik. Vatandaşın hak arayışının savunucusu ve sözcüsü konumunda bulunan ve susturulmaya çalışılan son kurum olan Baroların haklının yanında olabilmesi için yaptığımız ve yapacak çok işimiz var. Hukukun üstünlüğünün sağlandığı ve temel hak ve özgürlüklerin korunduğu bir ülke olabilmemiz için, Vatandaşın hak arayışının savunucusu ve sözcüsü olmaya, devam edeceğiz. Haklının yanında olabilmek için de, her ne kadar sesimiz kısılmak istense de, susturulmak istensek te, susmayacağız, hukukun üstünlüğünü, hukuk devletini savunmaya devam edeceğiz. Savunma susarsa, hukuk susar.  Hukuk susarsa insanlık da susar!  Avukatlar var olduğu sürece Savunmayı susturmaya hiçbir makam, hiçbir mevkiinin gücü yetmeyecektir. Hukuk devletlerinde adaletin vazgeçilmez unsuru olan ve savunma makamını temsil eden Avukatlar mesleğine ve mesleğinin onuruna, cübbesinin saygınlığına her daim sahip çıkmıştır ve bu gün olduğu gibi yarınlarda da çıkacaktır. Yaşadığımız günler avukatların barolarına sahiplenişlerinin en seçkin görüntülerini sunmaktadır. Manisa Baromuzun üyeleri de dün olduğu gibi bugün de barosuna, mesleklerine ve diğer Barolara destek vermeye ve dayanışma içerisinde olmaya devam edecektir. Haklı ve hukuki mücadelemizde birlikte olursak, kazanacağımıza inanıyorum. Hukuksuzluğa karşı, yasa tanımazlığa karşı bir kez daha haykırıyoruz. Hukuk bir gün herkese lazım. hukuksuzluk bunu yapanları da yok eder” dedi. 

“BAZEN BU GÜÇ SARHOŞLUĞU HUKUKA VE YASALAR AYKIRI KARARLARIN ALENEN ALINMASINI SAĞLAMIŞTIR” 

Başkan Ali Arslan, genel kurulun yasal olmayan kararlarla ertelenmesine tepki gösterdiklerini belirterek, sürecin takipçisi olacaklarını söyledi. Arslan,  “Ülkemiz de “hukuksuzluk” her dönemde değişik şekillerde yaşanmıştır. İktidarı, erki elinde bulunduranlar amaçlarına ulaşmak için ellerindeki gücü sonuna kadar kullanmaktan çekinmemişlerdir. Bazen bu güç sarhoşluğu hukuka ve yasalar aykırı kararların alenen alınmasını sağlamıştır. Erki elinde bulunduranlar uzun süredir  “barolara, avukatlara, hukukçulara ayar vermek” istemektedir. 2018 yılı Şubat ayında Türkiye Barolar Birliğinin başından “Türkiye” ibaresinin çıkarılmak istenmesi, 1136 sayılı Avukatlık yasasında değişiklikler yapılarak savunmanın ve baroların etkinliğinin ve gücünün yok edilmeye çalışılması bir başlangıçtır. İktidarın 2018 yılındaki hamlesi tüm avukatların ve baroların karşı çıkması ve direnci ile bertaraf edilmiştir. Sonrasında değişik zamanlar da aynı konular gündeme taşınsa da 2020 yılı Mart ayına kadar somut bir adım atılmamıştır. Ülke salgınla uğraşırken, Adliyeler fiilen kapatılmışken Sayın Cumhurbaşkanın bir konuşması ile “çoklu baro ve Avukatlık yasasında yapılması düşünülen bazı düzenlemeler” konuşulmaya başlanmıştır. Sokağa çıkma yasağının uygulandığı 19 Mayıs 2020 tarihinde online yapılan toplantıda ve 1 Haziranda Ankara’da yapılan toplantıda TBB ve 80 Baronun ortaklaştığı basın bildirilerinde “çoklu baroya” şiddetle karşı çıkılmıştır. Çoklu Baronun olası zararları şöyle dile getirilmiştir. “Çoklu Baro yargı camiamıza çok zarar verecektir. Bilindiği üzere Türkiye Cumhuriyeti üniter bir devlettir. Kuvvetler ayrılığı ilkesinin yargı kısmının üç kurucu unsurundan biri savunma makamı olup savunmanın örgütlendiği yer barolardır. Nasıl ki çoklu mahkeme, çoklu savcılık, çoklu Yargıtay, çoklu Anayasa Mahkemesi olamaz ise çoklu baro da olmamalıdır. Aksi taktirde siyasi düşüncesine, etnik kimliğine ve mezhebine göre baroların kurulması söz konusu olacaktır.  Bu durum da ülkemizin üniter yapısına aykırı birçok oluşumların önünü açacağı gibi hukuk güvenliği tehlikeye girecektir. Yine çoklu baro olması halinde yargıçların ve savcıların iradeleri de etkilenmiş olacaktır. Birçok yargıç veya savcı, avukatın bağlı olduğu baroya göre karar vermesi halinde bu durumdan en çok yargı camiası zarar görecektir. Adalet bakanı ve Cumhurbaşkanı ile defalarca görüşmeler yapılmıştır. Bu görüşmeler oyalama taktiği ile geçiştirilmiştir. Görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine Barolar Ankara’ya yürüyüş kararı almıştır. 19 Haziran 2020 tarihin de başlayan yürüyüş Ankara girişin de durdurulmuş ve baro başkanlarına terörist muamelesi yapılmıştır. Barikatlar altında, aç ve susuz bırakma çabalarına rağmen yağmurun altında iki gün eylemlerini devam ettiren baro başkanları Ankara’ya yürüyerek girmiş ve eylemi Anıtkabir’de sonlandırmıştır. Tüm Türkiye de Avukatlar kenetlenmiş ve Avukatlık yasasında yapılacak değişikliklere karşı çıkmıştır. Demokrasinin tüm kurum ve kurallarıyla uygulanmadığı ülkemizde bu tepkilere kulak veren olmamıştır. Avukatlık yasasında yapılacak değişikliklerle ilgili yasa taslağı meclise geldiğinde yasa mecliste görüşüldüğü sürece Baro Başkanları eylemsel duruşlarını Türkiye Büyük Millet Meclisi önünde devam ettirmişlerdir.  Sonrasında Çoklu Baro Avukatlardan ilgi görmemiştir. Tüm çabalara rağmen, tüm baskılara rağmen İstanbul’da 2. Baro Eylül ayı sonuna kadar kurulamamıştır. Son bir hamle ile Eylül ayının son günlerinde 2.Baronun kuruluş işlemlerinin tamamlandığı açıklanmıştır” dedi.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.