Pandemide Görme Engelliler Dokunarak Yaşamak Zorundalar

Pandemide Görme Engelliler Dokunarak Yaşamak Zorundalar

Pandeminin temel kuralı mesafeyi korumak. Görme engelliler için temas vazgeçemeyecekleri bir zorunluluk.... Salgının en çok etkilediği ve tehdit ettiği kesimlerin başında görme engelliler geliyor.

“Temassız hayat” Covid-19 salgınıyla mücadelede tüm dünyanın simgesi... İnsanlar artık birbirlerinden uzak durmaya özen gösteriyor, para yerine “temassız” kart kullanıyorlar. Bir de pandemi günlerinde yaşamlarını temmasız yürütemeyenler var; görme engelliler... Günlük işlerini temas olmadan yapmakta zorluk yaşayan görme engelliler, bugünlerde ciddi sıkıntılar yaşıyor. Salgın döneminde dokunmak yasak. Ama onların gözleri elleri ve dokunmak zorundalar. Pandeminin temel kuralı mesafeyi korumak. Görme engelliler için temas vazgeçemeyecekleri bir zorunluluk.... Salgının en çok etkilediği ve tehdit ettiği kesimlerin başında görme engeliller geliyor.

Dünya uzun zamandır koronavirüs salgınıyla mücadele ederken, pandeminin hayatlarını zorlaştırdığı bir kesim de görme engelliler. Sosyal mesafe kuralları ve koronavirüs tedbirlerine uymakta zorluk yaşayan engelliler sokakta, toplu taşıma araçlarında kapalı mekanlarda tedirginlik yaşıyor. Türkiye Körler Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Şule Sepin bu dönemde engellilerin yaşadığı sıkıntıları Anka'ya anlatırken, "Karşıdan karşıya geçerken insanlarla kol kola giriyoruz mecburen. Maskemizle onun yüzüne dönmek yerine farklı şekillerde konuşmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiğince konuşmuyoruz.  Mesela markete gidiyorsunuz markette alışveriş yapacağınız ürünlerin yerleri belli olmadığı için ister istemez bir görevliden yardım istiyorsunuz. Otobüste insanlar dirseğiyle düğmeye basarken, ben elimle her yere dokunmak zorunda kalıyorum" diyor. 

Görme engelliler arasında koronavirüs nedenli ölümlerin de yaşandığı bu dönemde gereksinimlerinin karşılanmadığını söyleyen Türkiye Körler  Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Sepin, Anka'ya  “Bizim elimiz gözümüz gibi, bir şeye dokunarak anlıyoruz” diyerek yaşadıkları güçlükleri sıralıyor. 

“KIZIM, ANNEM İÇİN İLK DEFA BU KADAR KAYGILIYIM DİYOR”

Psikolog Şule Sepin, pandemi sürecinde gündelik hayatın içinde pek çok sorunla karşı karşıya kaldıklarını ifade ederek şunları söylüyor:

“Karşıdan karşıya geçerken insanlarla kol kola giriyoruz mecburen. Maskemizle onun yüzüne dönmek yerine farklı şekillerde konuşmaya çalışıyoruz. Elimizden geldiğince konuşmuyoruz. Burada erişim problemleri daha çok ön plana çıkıyor. Mesela markete gidiyorsunuz markette alışveriş yapacağınız ürünlerin yerleri belli olmadığı için ister istemez bir görevliden yardım istiyorsunuz. Otobüste insanlar dirseğiyle düğmeye basarken,  ben elimle her yere dokunmak zorunda kalıyorum. Benim çocuklarım görmediğimi kabullenmiş farklılıklara göre davranan çocuklar ama şu anda kızım uzakta yaşıyor ve diyor ki ilk defa annem için bu kadar kaygılıyım. Koronavirüse yakalanırsa tek başına ne yapacak diyor. Belediyenin yemek hizmeti var ama herkese aynı anda gelmiyor."  

“ELİMİZ GÖZÜMÜZ GİBİ HER ŞEYE DOKUNARAK ANLAYABİLİYORUZ”

Engellilerin hastaneye tek başına gittiği durumlarda görevlilerin yönlendirdiğini söyleyen Sepin, hastaneye varana kadar birçok sorunla karşılaştıklarını bunun en başında da “toplu taşıma” araçlarının geldiğini belirtiyor. Sepin, toplu taşımalarda birçok yere dokunmaları gerektiğini vurgulayarak, deneyimlerini anlatıyor:

“Araçla veya taksiyle gittiğimizde kişilerin maske takıp takmadığını denetleyemiyoruz. Çünkü biz onu görmüyoruz. Öyle olunca da maskenin korurluluk oranı düşüyor. Bir arkadaşım gözlem yapmış diyor ki, “siz ne kadar çok yere dokunuyorsunuz” Her şeyi dokunarak yapmaya çalışıyoruz. Mümkün olduğunca az destek alarak günleri geçirmek gerekiyor ama bizim için bu mümkün değil. Geçen günlerde korona şüphesiyle ambulansı aradım. Onlar da temaslı olunca yapıyorlar. Temaslı olmayınca biriyle gidin hastaneye testinizi o şekilde yaptırın diyorlar. Ama bu dönemde hastaneye gitmek çok riskli. Bizim için daha da riskli. İşe gitmek durumunda kalan arkadaşlarımız var ama oradaki önlemlerin de sıkı sıkı alınması gerekiyor.”

“KORONAVİRÜSTEN DOLAYI BİRÇOK ARKADAŞIMIZI KAYBETTİK”

Sepin, çalışan görme engellilerin sokakta her gün büyük sorunla karşı karşıya olduğuna dikkat çekerek, "Çalışan arkadaşlar daha fazla sıkıntılar yaşıyorlar” diyor. Kendisinin de metronun kalabalık olduğu saatlerde tedirginlik yaşadığını, metroda bir köşeye çekilip arka taraflarda durduğunu söylüyor. Sepin, “Orada da şöyle bir tedirginlik yaşıyorum herkes maske takıyor ama çenesinde bulunduranlar var biz onu hiç bilmiyoruz. Biz koronadan birçok engelli arkadaşımızı kaybettik. Toplu taşıma kullandığımda biri yer veriyor ama onun oturduğu yer ne kadar hijyen. Bir defasında birinin poşeti bana değiyordu çok rahatsız oldum. Normal zamanda o poşeti kucağımda tutarım” diyerek koronavirüsten dolayı birçok engelli arkadaşlarını kaybettiklerini aktarıyor. 

"İŞİTME ENGELLİLER İÇİN ŞEFFAF MASKEYİ SADECE İŞİTME ENGELLİLERE VERİYORLAR”

Sepin, engelliler için "yaptım oldu" düşüncesiyle hareket edildiğini söyleyerek, “Bir enteresan örnek daha var; işitme engelliler iletişim kurarken şeffaf maske olması gerekiyor. Şeffaf maskeyi yaptırmışlar sadece işitme engellilere veriyorlar. Bu ne demek? Sadece işitme engelliler işitme engelliyle iletişim kurar anlamına geliyor. Yani biz buradan anlıyoruz ki bu işi reklam için yapıyorlar, ‘mış’ gibi yapıyorlar. Yani ben engelliler için bir şey yaptım o da oldu gitti. Bugünü de böyle saldım” diyerek yetkililere sitem ediyor.

"ENGELLİ KADINLAR DA  BU DÖNEMDE ŞİDDETE UĞRUYOR ANCAK FARKINDA DEĞİLLER”

Pandemi döneminde şiddettin arttığını engelli kadınlarda bu oranın yükseldiğini ifade eden Sepin, “Engelli kadınlara pandemi döneminde şiddete maruz kaldınız mı diye soruyoruz. 'Hayır' diyorlar. Ama şiddeti psikolojik, fizyolojik ve cinsel şiddet olarak ayrıntılandırdığımızda o zaman 'evet uğradık' diye cevap veriyorlar. Yani bu da şunu gösteriyor: Şiddetin ne olduğunu da tam olarak bilmiyor engelli kadınlar. O şiddeti ayrıntılı bir şekilde anlatmadığımız takdirde sanki hiç şiddete maruz kalmamışlar gibi yanıt veriyorlar” diyor.

Pandemi döneminde sokakta müzisyenlik yapan engellilerin de mağdur olduğunu dile getiren Sepin, şunları paylaşıyor: 

“Ankara’da sokak müziği yapan arkadaşlar var onların da satış yapmaları engellendi. Bu insanların yapacağı başka bir iş yok. Engelliler EKPSS bekliyor ama orada da kazanma şansı yok zaten. TCDD bu dönemde ücretsiz bilet hakkımızı yasakladı. Efendim engellileri koruyorlarmış engelliler bu şekilde korunmaz ki oradaki hijyen koşullarını uyguladıktan sonra biz de bundan çok rahat yararlanabiliriz. Bazı hizmetlerden yoksun kalmak bizi olumsuz etkiliyor.” 

“BİZİ NE MAĞDURLAŞTIRIN NE DE ABARTIN”

3 Aralık Dünya Engelliler Günü'nü anımsatan Sepin, engellilerin sorunlarını tek bir güne sığdırmamak gerektiğini vurguluyor ve şu değerlendirmeyi yapıyor: 

“Genellikle kamu kurumları ve bazı özel kurumlar reklam yapmak için bugünü daha çok seçiyorlar. Hep şu şiarla ortaya çıkılıyor: Herkes bir engelli adayıdır günün birinde. Biz bunun karşısındayız. Böyle olunca daha çok kişileri ayrımcılık yapmaya, eşitlikten uzak tutmaya götüren ve korku kültürünü yaratan bir şey oluyor. Yolda karşıdan karşıya engelli bir bireyi geçirmekle onunla arkadaşlık etmek haklarının ne olduğunu bilmek çok farklı bir şey. Sosyal medyada fotoğraf paylaşıp, günün birinde bir engelli adayı olacağım, diyen insanlar bile bu fotoğrafları betimlemiyorlar. Çünkü insanlar çoğunluğun isteklerine göre şekil alıyor.  Şöyle duyumlar alıyorum; sosyal mesafenin korunması gerektiği zamanlar da bile engellileri bir araya toplayın, bir açıklama yapacağız. Biz zaten koronadan korunmaya çalışıyoruz. Böyle açıklamalarda sosyal mesafe önemli olmuyor da bir hak arayışı için bir araya gelsek 'bu açıklamayı yapamazsınız, sosyal mesafe önemli' diyorlar. Bizi ne mağdurlaştırın ne de abartın diyoruz.”

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.