Z Kuşağının Temsilcileri Yeni Üniversiteliler

Z Kuşağının Temsilcileri Yeni Üniversiteliler

2000 yılı ve sonrası, hatta kimi kaynaklara göre 1995 yılından sonra dünyaya gelen bireyler, Z kuşağının birer temsilcisi olarak tanımlanır. Bu demek oluyor ki, yıllardır ilköğretimde karşımızda olan bu bireyler, yakın bir zamandır da üniversitelerimizdeler.

2000 yılı ve sonrası, hatta kimi kaynaklara göre 1995 yılından sonra (Loveland, 2017) dünyaya gelen bireyler, Z kuşağının birer temsilcisi olarak tanımlanır. Bu demek oluyor ki, yıllardır ilköğretimde karşımızda olan bu bireyler, yakın bir zamandır da üniversitelerimizdeler. Ve biz eğitimciler daha Z kuşağının beklenti ve ihtiyaçlarına tam olarak cevap verememişken, bir sonraki alfa kuşağı bireyleri doğmaya başladılar.

Bu aslında şu da demek: karşımızda önceki nesillere kıyasla nispeten daha aceleci, hızlı algılayıp hızlı tüketen, çabuk sıkılan, derse çok kolay odaklanamayan, odaklansa da dikkati oldukça kolay dağılabilen bir öğrenci grubu var. Bu öğrenciler aynı zamanda bireysel çalışmayı tercih etmelerine rağmen girişimci ve eleştirel açıdan da oldukça yetenekliler. İnternetle ilk kez tanışan bir önceki kuşağa göre Z kuşağı bireylerinin bilgi-iletişim teknolojilerinin baş döndürücü hızla yol kat ettiği bir döneme doğup büyümeleri sebebiyle cep telefonları, bilgisayarlar vb. teknolojileri algılama, öğrenme ve kullanma becerileri oldukça ileri düzeydedir (Oblinger ve Oblinger, 2005). Teknolojisiz bir hayatı hayal dahi edemeyen bu bireyler, İnternet’e bağımlı (Zorn, 2017), ‘dijital yerliler’ (Prensky, 2001) olarak tanımlanmaktadırlar. Kişilerarası iletişim kurmak, onlar için artık neredeyse sosyal medya kullanımıyla özdeşlemiş, Youtube ise onlar için en temel bireysel öğrenme aracı (Seemiller ve Grace, 2016) haline gelmiştir. Tabi ki bilgi iletişim teknolojileri, onları bu şekilde yoğun kullanan bu bireylerin düşünme, algılama ve muhakeme etme gibi zihinsel süreçlerine de etki etmiş durumda ve Z kuşağından olanlar bu anlamda bizden farklılar (Karahan, 2019).

Peki, üniversiteler ve eğitimciler olarak yeni nesil bu öğrenci grubu için ne kadar hazırız?

Nasıl ki diğer sektörler öncelikle bu bireylerin özelliklerini ve hayata bakış açılarını anlamaya çalışarak onlara özel stratejiler geliştiriyorsa, biz de eğitimciler olarak aynı şeyi yapmalı, öncelikle bu kuşağı iyi analiz etmeli, tanımalı ve bu bireylere öğretimi en etkin şekilde gerçekleştirebileceğimiz yenilikçi stratejiler geliştirmeliyiz. Burada yenilikçi öğretim ile ifade edilen, farklı teknolojilerin ya da teknolojik uygulamaların eğitime entegre edilmesinden ziyade, bu bireylerin ihtiyaç, beklenti, düşünme ve öğrenme biçim ile alışkanlıklarına özel öğretim yöntem ve stratejilerinin işe koşulmasıdır.

Birçok çalışmada ortaya çıkmıştır ki, klasik yöntemler bu öğrenci grubunun ilgisini derse çekmek ve onları motive etmek konusunda eksik kalabilmektedir (Oblinger ve Hagner, 2005).

Eğitimciler olarak amacımız, öğrencilerin öğrenme sürecinin içinde tam anlamıyla aktif rol alacakları bir öğretim yaşantısı sunmak iken, araç olarak da teknolojiden faydalanmak olmalıdır, çünkü bu bireylere daha etkin bir eğitim için bu nerdeyse bir zorunluluk haline gelmiştir.

Burada sözü edilen, bu öğrencileri öğrenmenin içine çekecek, onların sıkılmadan, dikkatleri dağılmadan öğrenebilecekleri ve öğrenme sürecinde gerçek anlamda aktif olacakları öğrenme yaşantılarının onlara sunulmasıdır. Ezberci, bilginin öğretmenden öğrencilere aktarıldığı bir eğitim modeli yerine daha öğrenci merkezli, öğrencinin kendi gelişimini görebildiği, öğrenmeye yönelik motivasyonunu ve özgüvenini artıracak, öğretmenin öğrencilere rehberlik ettiği, içinde projelerin yer aldığı ve öğrencilerin çok da tercih ettikleri pratiğe dayalı bir eğitim modeli (Loveland, 2017) tercih edimelidir.

Yenilikçi öğretim stratejileri ile teknoloji destekli eğitim

Bugünün globalleşen ve rekabetçi iş dünyasında bu bireylerin hayata hazırlanmaları adına kendilerini ifade edebilecekleri, sosyal öğrenmeyi deneyimleyecekleri, eleştirel düşünme, problem çözme ve yaratıcılık gibi becerilerini geliştirecek tecrübeleri eğitim süreçleri boyunca yaşamaları önemlidir. Dolayısıyla, eğitim programlarına üst düzey düşünme becerilerini geliştirecek, öğrenci-öğrenci ve öğrenci-öğretim elemanı etkileşimi ve işbirliğini artıracak ve sosyal öğrenmeyi de destekleyen eğitim etkinlikleri ile takım çalışmalarının serpiştirilmesinde fayda bulunmaktadır.

Tüm bunları yaparken de eğitimde kullanılan teknolojilerden ve web-tabanlı uygulamalardan destek almak elbette eğitimi zenginleştirerek daha etkin ve kalıcı öğrenmeyi sağlamakta ve Z kuşağı bireylerinin eğitim sürecinde de teknoloji ile iç içe olma ihtiyacını karşılamaktadır. Kısacası amacımız, öğrencilerin öğrenme sürecinin içinde tam anlamıyla aktif rol alacakları bir öğretim yaşantısı sunmak iken, araç olarak da teknolojiden faydalanmak olmalıdır, çünkü bu bireylere daha etkin bir eğitim için bu nerdeyse bir zorunluluk haline gelmiştir.

Geleceğe dönük heyecanları olan ve farklılık yaratmak isteyen Z kuşağı bireylerinin bilgiye erişimde ve aradığı bilgiye ulaşmada sıkıntıları bulunmamakta, çünkü İnternet üzerinden bunu kolaylıkla başarmaktalar. Ancak İnternet’te kimi zaman kaybolan bu bireylerin, eriştikleri bilgiyi derleme, toparlama ve sentezleme anlamında rehberliğe ihtiyaçları olabilir. Dolayısıyla, eğitmenler bu öğrencileri erişmeleri gereken ödevler, çevrimiçi bilgi, hedef ve kaynaklara yönlendirirken olabildiğince net olmalıdır, bu sayede İnternet’te gereksiz vakit harcamalarına ve odaklarını kaybetmelerine engel olabilirler (Mohr ve Mohr, 2016). Ayrıca hızlıca bilgiye ulaşmak ve öğrenmek isteyen aceleci Z kuşağı bireylerine, bilginin kısa ve atıştırmalık birimler halinde sunulması ve ödevlere yönelik geri dönütlerin de olabildiğince çabuk verilmesinde fayda vardır.

Eğitim programı geliştirilmesi boyutunda da bu öğrencilerin hayatta karşılarına çıkabilecek problemlere bütünsel bir bakış açısıyla yaklaşabilmeleri ve yorumlayabilmeleri adına interdisipliner eğitim yaklaşımına tabii tutulmaları ya da multidisipliner projelerde yer almaları, üniversiteden daha mezun olmadan bunları tecrübe etmeleri önemlidir. Bu, hem kendi kariyer gelişimleri adına hem de daha farklı mesleki fırsatları değerlendirebilmeleri anlamında bu öğrencilere avantaj sağlayacak, kariyer anlamında ve uluslararası düzeyde onlara yeni fırsatlar sunacaktır.

Prof. Dr. Meltem Huri Baturay
Eğitim Teknoloğu
Atılım Üniversitesi

 


Referanslar

Karahan, N. (2019, Nisan). Z Kuşağı ile İletişim. Türkiye psychologies. Erişim adresi (17 Temmuz 2019): http://www.psychologies.com.tr/z-kusagi-ile-iletisim/

Loveland, E. (2017). Instant generation. Journal of college admission, 235, 34-38.

Mohr, K. A. J. ve Mohr, E. S. (2017). Understanding Generation Z students to promote a contemporary learning environment. Journal on Empowering Teaching Excellence, 1(1), 9.

Oblinger, D. G., ve Hagner, P. (2005). Seminar on educating the Net Generation. EDUCAUSE, Tempe, AZ, August.

Oblinger, D., ve Oblinger, J. (2005). Is it age or IT: First steps toward understanding the net generation. Educating the net generation, 2(1–2), 20.

Prensky, M. (2001). Digital natives, digital immigrants part 1. On the horizon, 9(5), 1-6.

Seemiller, C., ve Grace, M. (2016). Generation Z Goes to College. New York, NY: Jossey-Bass.

Zorn, R. L. (2017). Coming in 2017: A New Generation of Graduate Students-The Z Generation. College and University, 92(1), 61.

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.