Bir Kavuşulamayan Aşk Hikâyesi

Bir Kavuşulamayan Aşk Hikâyesi

"Bir Bahar Akşamı..." rastlarlar birbirlerine. Kadıköy’deki; Kuşdili Çayırı’nda düzenlenen, Hafız Burhan konserinde... Kimler mi efenim? Türk Müziği'nin usta bestecilerinden; duayen, Tanburi Selahattin Pınar ile ilk Türk kadın tiyatro oyuncusu, Afife Jale...

"Bir Bahar Akşamı..." rastlarlar birbirlerine. Kadıköy’deki; Kuşdili Çayırı’nda düzenlenen, Hafız Burhan konserinde...

Kimler mi efenim?

Evet, konumuz yine "Aşk". Ve bu da, yine muazzam bir Aşk hikâyesi...

***

Türk Müziği'nin usta bestecilerinden; duayen, Tanburi Selahattin Pınar ile ilk Türk kadın tiyatro oyuncusu, Afife Jale...

afife-jale-1jpg.jpg

Sene, 1927...

Selahattin Pınar, Hafız Burhan’ın arkasında tambur çalmaktadır. Afife Jale, bir gün bir hafız Burhan konserini izlemeye gelir. Konser biter ve sonrasında tanışırlar. Afife Jale, Selahattin Pınar’ın; naifliğinden, kibarlığından, şık giyiminden, güzel konuşmasından çok etkilenir. Duyguları karşılıksız değildir.  Görür görmez, birbirlerine âşık olurlar...

Tıpkı; Selahattin PINAR’ın o ünlü şarkısında dediği gibi:

“Daha önceleri neredeydiniz?” diyerek evlenmeye karar verirler...

Her ikisi de gençliklerini acı ve sıkıntılar içinde geçirmiştir. Birbirlerine duydukları Sevgi’leriyle, birbirlerinin yüreğini tamir etmek isterler adeta. Bir parça mutluluk, artık çok uzak değildir. Sanki birbirleri için yaratılmışlardır. İlk günler çok güzel geçer. Selahattin Pınar, o güzel bestelerini çalar, Afife; dinleeer de, dinler…

41680193-1945764765721534-8625461874277744640-n.jpg

Ancak bu güzel ve mutlu günler uzun sürmez. Tüm mutluluklarına karşın Afife tiyatroyu unutamaz ve tiyatronun boşluğunu, daha önce tedavi amaçlı kullanmaya başladığı uyuşturucularla doldurmaya başlar…

Suriye'li bir eczacı, onu morfine alıştırmıştır. Selahattin Pınar; bir gün eşinin öğle uykusu için çekildiği odasının anahtar deliğinden içeri baktığında, O'nun damarına morfin şırınga ettiğini görür ve yıkılır...

Defalarca uyarır Afife’yi. Defalarca anlatır uyuşturucunun kötülüklerini. O'nu hayata döndürebilmek için çırpınmaya başlar. Çünkü karısını çok sevmektedir. Eşine öfkeden çok merhamet duyar. Baktı ki; olmuyor, çare etmiyor hiçbir uyarı. Tutkulu her âşık gibi; Afife’yi kurtarmak isterken, kendini aldatır. Kendi de uyuşturucu tuzağına düşer...

Bu gidişi geri çevirebilmek için çok uğraşırlar ama bir türlü olmaz. Bunun üzerine Afife:

“Terk et beni, yoksa sen de mahvolacaksın. Bırak beni gideyim!” diye yalvarır eşine…

Artık ikisi için de en kötü günler başlamıştır. Selahattin Pınar hiç yanaşmaz ayrılığa, Afife Jale ise hep zorlar O’nu. Bunun üzerine Selahattin Pınar, içi kan ağlayarak Afife Jale’yi terk eder. Ve 1935’te boşanırlar...

Afife düşmüştür bir kere. Boşlamıştır hayatı iyice. Çalışamaz ve hiç kimse iş vermez. Kimsesiz ve beş parasız, parklarda yatıp kalkar. Aş evlerinde karnını doyururken, ayrıldığı eşinin kendisinin ardından yazdığı şarkıları, taş plaklardan dinleyip dinleyip ağlar...

selahattin-pinar-kimdir.jpg

Afife Jale; kimsesiz, terk edilmiş ve yoksul bir şekilde, Balıklı Rum Hastanesi’nde hayata veda eder. Ölümü, gazetelere haber bile olmaz. Cenazesi birkaç kişi tarafından kaldırılıp, kimsesizler mezarlığında defnedilir...

Birbirini seven ve birbirinden ayrılmak zorunda kalan; ne birbirleriyle, ne ayrı yapamayan iki, birbirine mahkûm yürek. Hani Ataol Behramoğlu, “Aşk, iki kişiliktir” der ya. Yasaklı ahlâk öğretileriyle yetişen kuşaklar pek bilmez iki kişilik Aşk’ı. Ya rüyâlarda, ya Şiir’lerde, ya da şarkılarda yaşar; yüreğinin en gizli köşesine gömdüğü Aşk’larını sevdalılar. Bu nedenle de sevilenin sevildiğinden haberi bile olmaz. Çoğu zaman Aşk’lar tek kişilik yaşanır, yüreklere gömülür, üstüne de kan kırmızı güller dikilirdi eskiden. İşte böylesi bir Aşk’ı anlatır “Bir Bahar Akşamı Rastladım Size” şarkısının sözleri…

Benim bir sözüm vardır dostlar. İlk Şiir kitabım Aşk Aşk’ına Şiir’lerimden bir tanesinde. “Aşk; öyle hastalandı ki, yataklara düştü…” derim. Eklerim ardına: “Güzel sevilirdi bir zamanlar. Dilde değil, gönüllerdeydi Sevgi’ler. Ne çabuk büyüdük, ne çabuk kirlendi de dünya; nerede kaldı o eskiler, o güzellikler, o güzel günler…” Yozlaşmış, tenselleşmiş, bir günlük Aşk’ların revaçta olduğu günümüzde, bu Aşk’lara gıptayla ve saygıyla bakmamak mümkün değil. Çünkü o Aşk’lardır bir anlamda; yaşamın, edebiyatın, Şiir’in, sözün ve sanatın patika taşları…

Selahattin Pınar, Afife’nin ölümünün ardından büyük acı çeker. Pek çok ölümsüz, hicran dolu besteye imza atar…

 Afife için yaptığı besteler arasında:

-Nereden Sevdim O Zalim Kadını,

-Bir Bahar Akşamı,

-Ümidini Kirpiklerine Bağladı Gönlüm gibi birçok muazzam eser bulunmaktadır...

s-9c9ac389da43281d4c83cfc34df6e27903b4dea3.jpg

***

Bu bir, yine kavuşulamayan Aşk hikâyesidir dostlar...

Hem zaten, kim kavuşmuş ki? Aşk, kavuşamamak değil mi? Kavuşunca Aşk biter mi?

Bu kadar soru arasında ama illa ki Aşk’la, hatırâlarına saygıyla...

HABERE YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
3 Yorum