Arzu Kaleli Özkan

Arzu Kaleli Özkan

Kaçırdığımız Gençlerimiz

Dünya kendi genç nüfusuna sahip çıkarken biz besleyip okuttuğumuz eğitimli gençlerimizi yabancı ülkelere veriyoruz. Neden mi?

Birkaç gençle yaptığım sohbetleri paylaşmak istiyorum.

Türkiye’deki eğitim sisteminin olumsuzluklarından diyorlar. İyi bir üniversiteye girmek için kıran kırana yarıştıktan sonra girdikleri bölümlerdeki aldıkları derslerin yeterliliğinden ve sistemin kendilerine kazandırdıklarından emin olmadıklarını dile getiriyorlar. Kendilerini ifade edemediklerini söylüyorlar. Emeklerinin karşılığını alamadıklarını ve gelecekle ilgili ciddi kaygılar içine girdiklerini ve kendilerine çıkış yolları aradıklarımı söylüyorlar.

Z kuşağı dediğimiz çocukları bizler yetiştirdik. Ayaklarının üstünde durmayı bilen, özgüvenli, ne istediğini bilen çocuklar. Bu çocuklar büyüyüp, okuyup ileriyi gören gençler oldular.

Dünya, artık onların elinin altında. Her bilgiye, her yeni oluşuma çok hakimler. Kendilerini çok fazla gözlemleyip kıyaslama yapabiliyorlar. Kısacası bizim gibi değiller. Gerekirse riske girip biraz da maceracı bile olsalar, nasıl mutlu olabileceklerinin yolunu bulmaya çalışıyorlar. Sadece işim olsun diye değil devamında nasıl kendilerini geliştirebileceklerini araştırıyorlar. Belli imkanlara ve belki de burada kalıp ne olacağına bakmak yerine başka ülkelerde şanslarını denemeyi tercih ediyorlar. Meraklı, bilinçli ve araştırmacı bir nesil bunlar.

Yine sorduğum sorulardan birinde aldığım cevap; ülkemizdeki istikrarsızlığın da bunu tetiklediğini gösteriyor. İş bulamamak veya girdiği işte hakettiği ücreti alamamak. Pandemide yaşadığımız durum gerçekten durumu açıkça ortaya koyuyor. Pırıl pırıl eğitimli gençler mesleklerini yapamıyorlar ve kuyruklarda ve kurumlarda iş arıyorlar. Artık kaygılanmanın ötesine geçti bu durum. Eğitilmiş ve meslek sahibi gençlerimiz kendilerine yer bulmak için yabancı ülkelere bakıyorlar.

Haksız uygulamalar onların hayallerini engelliyor. Dünyada sayılı üniversitelerimizin farklı sebeplerden dolayı, nelerle karşılaştığını aylardır görüyoruz. Bunun yanında yine girmesi zor olan bölümlere yabancı ülkelerden gelenlerin nasıl alındığı malum. Saymakla bitmeyen sorunlar yaşıyoruz son yıllarda.

Okumuş, geleceği parlak, demokratik, çalışkan gençlerimiz eğer imkanları da varsa dışarıyı tercih etmeye başladılar…

İstanPol Enstitüsü’nün Friedrich Ebert Vakfı Türkiye Temsilciliği desteği ile hazırladığı "Türkiye'de Gençlerin Güvensizliği: Çalışma, Geçim ve Yaşam Algısı" raporunda bu durumla ilgili benzer açıklamalar bulunuyor.

Araştırmaya göre, gençler ilk fırsatta daha iyi çalışma koşulları ve hayat standartlarının hüküm sürdüğü ülkelerde yaşamak istediklerini söylerken, siyasetçilere güven duymadıklarını, istihdamda liyakat temelli olmayan kayırmacılığın etkili olduğunu ve geleceğe dair belirsizliğin kaygılarını artırdığını belirtiyorlar.

Raporun en ilgi çekici tarafında ise “Seçim yorgunu” oldukları gözlemlenen gençler, yaşadıkları sorunların temel kaynağında, siyasetçileri ve onların yanlış politikaları görürken, çözümü de yine siyasette görüyorlar. Ancak yine de gençlere göre siyasetteki mevcut aktörler Türkiye’nin sorunlarını çözmekten uzak bir noktadalar. 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde ülkedeki birçok büyük kentin muhalefet partilerinin adaylarına geçmesi ise gençlerde geleceğe dair iyimserlik yaratmış.

Temennim, bu gençlerimize güvenli, adaletli bir sistemin kurulduğunu gösterip geri gelmelerini ve donanımlarını ülkemizde kullanabilecekleri ortamların hazırlanmasını sağlamaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar