Aslıhan Abadan

Aslıhan Abadan

Kadına Yönelik Şiddet ve Psikolojik Etkileri

Türkiye’de yaşanan toplumsal cinsiyet eşitsizliği; eğitim, sağlık, istihdam, siyaset, karar alma mekanizmalarına katılım, mülkiyet gibi pek çok konuda kadınların dezavantajlı konumunu ortaya çıkarıyor.

Dünya Ekonomik Forumu (WEF), 153 ülkenin bulunduğu 2020 Cinsiyet Eşitliği Raporu’na göre Türkiye 130. sırada bulunuyor. Yani Türkiye cinsiyet eşitliğine henüz çok uzak.

Şiddet toplumun her katmanındaki kadını etkiliyor. Kadına yönelik şiddeti önlemek için mücadele eden devletlerin, temel standartlarını ve yükümlülüklerini belirlemesi, sadece kadınlar için değil, toplumun her kesimi için büyük önem taşıyor.

Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi ya da bilinen adıyla İstanbul Sözleşmesi, 45 ülke ve Avrupa Birliği tarafından imzalanan, Avrupa Konseyi tarafından hazırlanan uluslararası insan hakları sözleşmesidir.

Dünyanın Hiçbir Yerinde Kadınların Yaşam Haklarını Koruyamıyoruz

Dünyanın her köşesinde her gün kadın cinayeti haberlerini duyuyoruz. Sadece Türkiye’de son 80 günde 79 kadın öldürüldü. Öldürülen bu kadınlar genç, yaşlı, okumuş, okumamış, kapalı, açık, çalışan çalışmayan, doğuda, batıda fark etmeksizin en yakınlarındaki erkekler tarafından katledildi.

Bu durumun çözümü için kadına yönelik her türlü şiddeti ve ayrımcılığı önleyici daha etkili müdahaleler gerçekleşmesinin beklendiği günlerde İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesi birçok kadın tarafından büyük tepkiyle karşılandı.

Peki İstanbul Sözleşmesi neyi anlatıyordu?

Kadına Yönelik Şiddetin İstanbul Sözleşmesindeki Tanımı

Sözleşmede şiddet, kadınlara yönelik şiddet, aile içi şiddet ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet olarak ayrı ayrı şu şekilde tanımlanmış:

Kadınlara yönelik şiddet: Bir insan hakları ihlali olarak ve kadınlara yönelik ayrımcılığın bir biçimi olarak anlaşılmaktadır ve ister kamusal ister özel alanda meydana gelsin, kadınlara fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik zarar veya ıstırap veren veya verebilecek olan toplumsal cinsiyete dayalı her türlü eylem ve bu eylemlerle tehdit etme, zorlama ve keyfi olarak özgürlüğünden yoksun bırakma anlamına gelir.

Aile içi şiddet: Aile içerisinde veya hanede veya mağdur faille aynı evi paylaşsa da paylaşmasa da eski veya şimdiki eşler veya partnerler arasında meydana gelen her türlü fiziksel, cinsel, psikolojik, ekonomik şiddet eylemi anlamına gelir.

Kadınlara yönelik toplumsal cinsiyete dayalı şiddet: Kadına kadın olmasından dolayı uygulanan ve kadınları orantısız biçimde etkileyen şiddet anlamına gelir.

Erkeklerin Şiddeti Kadınların Ruh Sağlığını Nasıl Etkiler?

Şiddete maruz kalmanın, her kadında farklı etkileri görülebilir. Bunlar, kadının edilgen ya da zavallı bir halde olduğunun göstergeleri ya da zaman zaman kadınların kendilerine de sordukları gibi, normal olmadıklarının göstergeleri değil, yaşadıkları ağır saldırı karşısında verdikleri son derece doğal tepkilerdir.

Şiddetin kadınlar üzerinde kısa ve uzun vadeli farklı psikolojik sonuçları olabilir:

Kronik depresyon: Korku, suçluluk, utanç, güçsüzlük ve çaresizlik duyguları, düşük özgüven ve başkasına güvensizlik.

Kronik kaygı: Çok yoğun olarak yaşanabilen sürekli tetikte olma, endişeli ve gergin olma, kolay irkilme hali, kötü bir şeyler olacakmış duygusu taşıma.

Travma Sonrası Stres: Şiddet olayının, elde olmadan tekrar tekrar anımsanması, olayla ilgili rüyalar görmek; travmaya eşlik etmiş olan uyaranlardan sürekli kaçınma, insanlardan uzaklaşma ya da insanlara yabancılaştığı duyguları, bir geleceği kalmadığı duygusunu taşıma; uykuya dalmakta ya da uykuyu sürdürmekte güçlük, aşırı uyarılmışlık tepkileri (aşırı irkilme, öfke patlamaları gibi) gösterme.

Ayrıca aşırı duygusal reaksiyonlar verme, karar almada zorluk, panik ataklar, takıntılar, fobiler, tekrar eden kendine zarar verme davranışları (kesme, jiletle doğrama, yaraları koparma), intihar düşünceleri ve teşebbüsleri, alkol ve madde bağımlılığı, yeme bozuklukları, cinsel bozukluklar, uyku bozuklukları, öfke patlamaları şiddetin psikolojik sonuçları arasındadır.

Şiddetle yaşamaya başlamak, ondan sonra da şiddetten çıkmaya karar vermek; çok uzun bir yolculuktur ve birçok durağı bulunur. Kadınların bu süreçte kendilerini güçlü ve donanımlı hissetmeye ihtiyaçları vardır.

Şiddete yönelik müdahalede, kadının korunması ve kendini koruma potansiyellerini devreye sokabilmesi için desteklenmesi gerekir.

Psikolojik desteğe ihtiyaç duyan kadınlar; Şiddet Önleme ve İzleme Merkezleri (ŞÖNİM), belediyelerin kadın danışma merkezleri, kadın örgütleri ve hastanelerin psikiyatri servislerinden psikolojik destek almak için başvurabilir.

Unutmayın…

• Şiddete maruz kalan hiçbir kadın yalnız değildir. Size inanacak, yardım edecek kişi ve kurumlar var.

• Şiddete uğradığınız takdirde haklarınızın ve seçeneklerinizin neler olduğunu, profesyonel bir kadın kuruluşundan mutlaka öğrenin.

• Şiddet kadının değil, şiddeti uygulayanın suçu ve sorumluluğudur.

• Hiç kimse hiçbir zaman şiddete uğramayı hak etmez.

• Kişisel güvenlik ve şiddetten bağımsız yaşam, temel bir insan hakkıdır.

Kadınlar Birlikte Güçlü

Kadınlarla yapılan çalışmalarda stres ya da travma altındayken kadınların birbirlerine destek olduklarında, dayanışma gösterdiklerinde daha hızlı iyileştikleri bulunmuştur. Sosyal desteğin iyileştirici gücüyle birlikte kendisine uygulanan şiddete karşı mücadelesini veren kadın bu mücadeleden güçlü, dayanıklı olarak çıkıp kendi hayatı üzerinde söz sahibi olmaya başlayabilir.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.