Atillâ Köprülüoğlu

Atillâ Köprülüoğlu

Beşiktaş'ın efsane kaptanlarındandı… Futbolun "Güzel İnsan"ı Vedat Okyar

Babası Rahmi Bey, Bursaspor'un kurucularındandı.

Dolayısıyla ilk profesyonel imzayı Yeşil-Beyazlı kulübe attı Vedat Okyar.

Kadronun önemli oyuncularındandı. 

Teknik kapasitesi üsttü, kıvrak zekasıyla adeta "maestro" gibi yönetiyordu takımı.

Beşiktaşlıydı, hastalık derecesinde.

Siyah-Beyazli formayı kuşanmak için can atıyordu.

Hayali 1968'de gerçekleşti. 

Transferi hiçbir pazarlık yapılmadan oldu.

Bu konuda verdiği bir röportajda şöyle konuşmuştur;

"Babam Beşiktaş’ın da iki dönem Asbaşkanlığı’nı yaptı. Beşiktaş’ta parasız oynadım ama babamdan belki daha fazlasını aldım. En azından Beşiktaş’a verdiğim hizmetin karşılığını para olarak almadım, babacığımdan aldım.”

1.jpeg

****

Beşiktaş'ta 10 yılda  253 maç oynadı. 

Rakip filelere 21 gol attı.

Hiç sakatlık yaşamamıştır. 

Kaptanlık pazubandını da takmıştır. 

Milli Takım’da da yer aldı. 

Futbol kariyerinde 43 penaltı atmış, birini kaçırmıştır.

Öyküsü ilginçtir o penaltının da. 

21 Mayıs 1975'tir tarih...

Türkiye Kupası finalinin rövanş maçıdır. 

Trabzonspor, ilk maçı 1-0 kazanmıştır.

Beşiktaş'a iki farklı galibiyet gereklidir.

Niko ilk golü atar, İnönü Stadı yıkılıyordur.

Ardından Beşiktaş bir penaltı kazanır. 

Kaptan Şanlı onun atışı kullanmasını ister.

İsteksizdir, "Sen veya bir başkası atsın"der.

Sanlı ısrarcı olunca

Vedat gelir topun başına, vurur...

Kaleci Şenol Güneş kurtarır meşin  yuvarlağı. 

Kahrolur Vedat...

Ağlayarak sahayı terketmek ister.

Arkadaşları güçlükle ikna eder.

Kısa süre sonra Baba Lütfü(Isıgöllü) kafayla şampiyonluk getiren golü kazandırır.

Vedat Okyar bir yandan "Hayatımı kurtardın" derken sevinçten takım arkadaşının kulağını ısırır. 

Maçtan sonra da Baba Lütfü'yü bizzat o hastaneye götürür.

Bir daha da penaltı atmaz!..

Beşiktaş forması altında yaşadığı tek şampiyonluk da budur... 

****

Bir ara Diyarbakırspor ve Karagümrük takımlarında da top koşturur, 42 yaşında da futbolu noktalar.

Futbolu bıraktığında jübile önerisinde bulunur kulüp yöneticileri.

''Jübileyi Çocuk Esirgeme Kurumu için yaparım' deyince, ''Sen böyle bir şey yaparsan bir daha biz yapamayız, yapma'' derler, o da yapmaz jübile. 

Futbol yorumculuğu yapar gazete ve tv kanallarında.

“Ben spor yazarı değilim, gazeteci hiç değilim, haddim yok. Eski bir futbolcuyum, naçizane futbol yazıları yazmaya çalışıyorum. Beşiktaşlı olduğum için de Beşiktaş’ın futbolunu yazıyorum. Ben Beşiktaş yazarıyım.” derdi hep...

Rahatsızlana kadar yaptı yorumculuğu...

2.jpeg

****

Rahatsızlığı sırasında taraftarın “Bugün dost yaralanmış, yine gönlüm hoş değil” pankartıyla gösterdiği vefayı da gözleri dolarak karşılamıştır;  düşüncelerini de şöyle paylaşmıştır;

“Pankartı görünce çok duygulandım. Zaten oğlum Suat da hemen aradı beni bunu söylemek için. Beşiktaş’ta forma giyen futbolcuların hepsinin bu vefayı anlamaları lazım. Her zaman söylerim; benim en yakın akrabalarım Beşiktaşlılar!.."

 ****

‘’Geldim yarım, kaldım yarım

Neydi, ne oldu şu tez canım,

Ertelendim hayattan, sevdim yarım,

Derken bugün olmazsa, olur yarın

Kendimden kaçak/Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek/Yardan cayacak

Kendimden kaçak /Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek/Yardan cayacak

Hep köşe bucak

Geldim yarım, kaldım yarım

Neydi, ne oldu şu tez canım

Ertelendim hayattan, sevdim yarım

Derken bugün olmazsa, olur yarın

Kendimden kaçak/Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek/Yardan cayacak

Kendimden kaçak/Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek/Yardan cayacak

Hep köşe bucak

Ben bu dünyayı anlayamadım

Niyetlendim de altından kalkamadım

Kendimden kaçak/Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek/Yardan cayacak

Kendimden kaçak /Yarim keskin bıçak

Nerde bende o yürek /Yardan cayacak

Hep köşe bucak’’’

***

Sezen Aksu’nun popülerleştirdiği, neredeyse -her aşığın cebinden-

sözlerinin çıktığı bestesidir ‘’Keskin Bıçak’’…

Google'a girdiğinizde ‘’Söz/Müzik: Sezen Aksu’’ yazar...

Hiç de öyle değildir!

Bir futbolcuya, hem de çok ünlü bir futbol virtüözüne aittir şiir.

Karakartal Beşiktaş’ın ‘’Sevda Dolu Yüreği’’ Vedat Okyar’ındır.

Beşiktaşlı merhum spor yazarı Kâzım Kanat açıklamıştır bunu bir yazısında. 

Sezen Aksu’ya vermiştir şiiri, kendisinin olduğunu  -nedense-

kimsenin bilmesini istememiştir.

40 yıl ''yürek arkadaşlığı" yaptığı eşiyle bir tartışma sonucu

evi terk etmiş, gece eve döndüğünde uyku tutmamış, gönül almak gayesiyle de bu şiiri de yazmış, ilk ve son gözağrısı Asuman Hanım'a Vedat Kaptan!.. 

3-001.jpg

***

Açıksözlülüğüyle de tanınır.

Bu anekdot, Bursaspor’da yan yana oynadığı,

ardından Beşiktaş'ta top koşturduğu santrfor Tezcan Ozan’dan:

‘’İnönü’deydi maç.

Rakip oyuncu öyle sıkı bir

tekme attı ki Vedat’a, o kibar adamdan nasılsa küfür çıktı! Rakip de

hakeme koştu. Hakem de o günlerin efsanesi; Doğan Babacan.

Vedat’ın küfür edeceğine

ihtimal vermiyor ama yine de yanına gidip sordu.

Vedat, ‘Evet, ettim’ dedi.

Babacan’ın kırmızı kartı havada! Tekmeyi yiyen "Beyefendi

Vedat" oyundan atıldı(!)

Olayın birebir tanığıyım. Vedat’a, ‘Niye ettim' diyorsun.

'Etmedim' deseydin ya’ dedim.

Yanıtı hiç aklımdan çıkmıyor:

‘'Üstümde Beşiktaş forması varken yalan mı söyleyecektim!'

****

11 yıl önce bugün aramızdan ayrıldı Vedat Kaptan.

Hani ne diyor Ernest Hemingway; 

“Her insanın hayatı farklı bir şekilde sona erer. Onu başkalarından farklı kılan nasıl hayat yaşadığı ve nasıl veda ettiğidir.”

Vedat Okyar da farklıydı.

İyi yaşadı, Beşiktaş'ı çok sevdi, çok da sevildi. 

Güzel insandı güzel!..

Önceki ve Sonraki Yazılar