Atillâ Köprülüoğlu

Atillâ Köprülüoğlu

"Sanat Güneşi" Bugün 89 Yaşında

Gönüllere Giren Mesut Bahtiyar İşte Zeki Müren!

***

Basmane’de Altınordu’nun tarihi kulüp binasının tam karşısındaki meşhur 948 Çıkmazı’nda oturduğumuz yıllar; 60’ların sonu.

Fuar’ın “İzmir demek” olduğu yıllar. 

"20 Ağustos’ta açıldığı 20 Eylül’de de kapandığı" günler.

Zeki Müren 9 Eylül Meydanı’na bakan Basmane Kapısı’ndan girişte hemen sağdaki Halit Alpman’a ait Manolya Bahçesi’nde sahneye çıkardı.

Her yıl kente gelişi büyük hadise olurdu.

Çiğli Havaalanı’nda görkemle karşılanır, uçaktan pankartla iner, omuzlara alınır, üstü açık Cadillac’la atılan şehir turundan sonra B. Efes Oteli’ne yerleşirdi.

***

Her akşam onun ve diğer sanatkarların gazinoya gelişini beklerdik kulis kapısında. 

İmzalı fotoğrafını alan gecenin şanslıydı!

***

Bazen “Bahçevan tulumu”, bazen “gladyatör giysisi”, bazen “apartman topuklularıyla” sahne alırdı. 

Hele bir yıl sahneyi “döner platforma” çevirtince çığır açan olmuştu. 

Zeki Müren’i mavi renkli tahta sandalyelerde dinlemek; çok çok önemli Fuar ritüeliydi İzmirli, Egeliler için…

***

Türk Sanat Müziği’nin ‘’dertli gönüllere giren’’ Paşa’sı Zeki Müren’in ayrılık tarihi, bir Sarı Eylül’dü! 

Yanılmıyorsam gün de Salı’ydı; 24 Eylül 1996!.. 

O gün usta Foto Muhabiri Fikret Ay ile,

Bodrum’dan Muazzez Ersoy’la gelip TRT için 4 yıl aradan sonra çekime katılacak Paşa’yı izlemekle görevlendirilmiştik. Şimdi tarih olan İzmir Fuarı’ndaki (Kültürpark) TRT Stüdyosu’na geldiğimizde kalabalık gazeteci ordusuna biz de dahil olduk. 

‘Süper Star’ Ajda Pekkan’ın da katılımıyla bir talkshow çekilecekti. 

fb-img-1607251726365.jpg

***

Lüks bir minibüsle geldi Zeki Müren ve Muazzez Ersoy, arkalarından da Ajda Pekkan. 

Araçtan indiğinde güçlükle yürüdüğü gözlerden kaçmamıştı. 

Görüntü alınması da görevlilerce engelleniyordu.

Çok yorgun olduğu gözleniyordu ‘Sanat Güneşi’nin…

Asistanı destek oluyordu… 

***

Bizler meraktaydık dışarıda, “acaba stüdyoya bizi kabul edip fotoğraf verecek miydi?’’

Pek ümidimiz yoktu, çünkü aşırı kiloları yüzünden yıllardır medyadan uzak bir “münzevi” yaşamı seçmişti. Bodrum’da. Yardımcısı gelip de “Hepinizi bekliyor’’ dediğinde şaşırmış ve sevinmiştik.

Bizleri görünce elini hafifçe kaldırıp  selâmlamıştı…

***

TRT Ankara Radyosu’nda kullandığı ilk mikrofon hediye edilecekti. 

Mikrofonu görünce aşırı heyecanlandığı net farkediliyordu. 

Gözlerini kırparak ağzından dökülen cümleleri dün gibi anımsıyorum: “Gülsem mi yoksa ağlasam mı bilmiyorum! Çok teşekkür ediyorum kadirşinas Türk halkına!..’’

TRT yöneticisi (Radyo Dairesi Başkanı Altan Bey)zat da konuşmasını uzattıkça uzattı. 

Bir de üstüne üstlük 2-3 kiloluk mikrofonu vermez mi Zeki Müren’e. 

Sunucu Hülya Aydın’ın kolunda zor ayakta duruyordu. 

Yerine geçtiğinde Aydın’ın kulağına bir şeyler söyledi. 

Bir kişinin daha koluna girmesiyle stüdyoyu terk etti.

fb-img-1607204266269.jpg

***

Olağanüstü bir durum söz konusuydu. Anlamaya çalışıyorduk!

112 Ambulans gelmişti. 

Ersoy ve Pekkan ağlayarak çıktılar.. Sorulara yanıt vermiyorlardı...

Tanıdığım bir TRT’ci bana yaklaşıp kulağıma “Kaybettik Paşa’yı’’ dedi. 

Meğer sahnedeyken kalp krizi geçiriyormuş! 

Öğreniyoruz ki, o gün -ilk kez- ilaçlarını da içmemiş! 

Ayrıca asistanına tv için -nedense- siyah parlak kumaşlı ve taşlı elbisesini hazırlamasını söylemiş!

***

Çok sevdiği sahnesinde kalbine yenilmişti işte ‘'Sanat Güneşi’' 

***

Cemâl Süreya’nın, klasik Türk müziğine ilk arabeski de, valsi de, hafif müziği de getirdiğini yazdığı… 

Müzikologların “devrimsel bir insan, yaşadığı dönemin her zaman 10 yıl ilerisindeydi.” diye tanımladığı… 

Hep “alkışlarda hayat bulan’’, naifliği, güzel Türkçesi ile… 

”Mesut bahtiyar” Zeki Müren, bu dünyaya sevdalar bırakarak ayrılmıştı aramızdan!

***

O, yalnız insanlara hoşça vakit geçirtmeyi düşünmedi.

Şiirleriyle, besteleriyle, okuduğu şarkılarla, seçtiği repertuvarıyla, sahnedeki tutumuyla, konuşmalarıyla ve filmleriyle bir mesaj vermek istedi sevdiklerine, sevenlerine... 

Karşılığını da büyük alkışlarla almaktan hep mutlu oldu.

***

Ülkesine aşıktı. 

Yardımsever kimliğiyle de tanınırdı.

Yıl 1958.

Çanakkale Şehitler abidesi

inşaatı parasızlıktan yarım kalmıştı.

Bağış kampanyası başlatıldı. 

Zeki Müren konserlerini hemen yarıda kesti. Önce gazinolardan para toplamaya başladı.

Tüm sözleşmelerini iptal etti.

Türkiye'de turnelere çıktı.

Şehir şehir dolaştı.

Toplanan parayı da inşaata verdi. 

Şehitler Abidesi için yaptığı katkı unutulmaz!

***

Eğer yaşasaydı bugün 89 yaşında olacaktı "Sanat Güneşi" Zeki Müren.

İyi ki doğdun iyi ki!

20201206-144503.jpg

***

Bu yazıyı yazarken ben de güftesi bestesiyle nihavend bir Zeki Müren dinliyorum “vedasına o gün tanıklık eden 80 kişiden biri’’ olarak!; 

“Bir demet yasemen, aşkımın tek hâtırâsı. /Bitmiyor ayrılık, dinmiyor gönlümün hicrân yarası. /

Ağlasam inlesem silinmez bahtın karası. /

Bitmiyor ayrılık, dinmiyor gönlümün hicrân yarası…’’

#ZekiMüren

Önceki ve Sonraki Yazılar