2 Temmuz 1993

İnsan nedir?

Kimdir insan?

Yeryüzünün her köşesinde;

İlgiyle - sevgiyle dokunup,

Cennetler yaratan mı?

Nefes veren mi yoksa,

Cana can katan mı?

Acımasızca,

Hunharca;

Canlara işkence ederek,

Hor görerek,

Diri diri yakıp,

Üzerine bombalar yağdıran mı peki?

Peki, unutmak dostlar?

Unutmamak ya da?

Unutamamak!...

UnutMADIMAKlımda,

Kabuk bağlamayan yaramda…

Unutmayacak,

Unutturmayacağım!…

‘Unutmak, iyileşmenin diğer adı’ derler ya...

Ya unutmak isteyip de unutamamak?

O acıyı anımsamak...

An be an;

O acıyı yeniden yaşayarak,

Acılara tutunmak...

Unutmamayı tercih edip;

Acıyı hayatına entegre etmekse,

İşte o delilik...

Hatırlamak peki?

Hatırlatmak;

Güzellikleri,

Çirkinlikleri...

İşte o, biz yazanların görevi...

Bu bir hatırlatma yazısıdır dostlar.

Hemen unutuveriyoruz ya her şeyi!...

Bu bir unutmayın yazısı,

Bu bir unutturmayın yazısı,

Bu bir; 35 diri diri yakılan Can'ı anma yazısıdır...

Madımak!...

Sonsuza dek unutulmayacak!...

ddzsywyxoaa9ofj.jpg

***

30 Haziran 1993, Çarşamba akşamı...

Şenliğe katılacak diğer konuklarla birlikte;

Tüm Türkiye’den otobüslere binip,

Yola çıkar; aydınlar, şairler, yazarlar...

Hepsi bir dost sıcaklığında…

Otobüsler dolusu aydın,

Barış türküleri söyleyerek,

Düğüne gider gibi aynı,

Şarkılarla, türkülerle;

Semahlarla varılır,

1 Temmuz 1993 sabahı Sivas'a...

Katılımcıların bir bölümü,

Madımak Oteli'ndeki odasına yerleşir...

Semahçılar - tiyatrocular,

Devlet Su İşleri'nin misafirhanesine...

Buruciye Medresesi'nde sergiler açılır...

Sivaslılarla söyleşir; yazarlar, şairler,

Kitaplarını imzalarlar...

1 Temmuz Perşembe böyle geçer…

***

O kanlı Cuma,

2 Temmuz 1993...

O kara günün öğle saatlerinde,

Buruciye Medresesi'nde,

Katılımcılar yemek yerken;

Yaşları 16 ile 22 arasında değişen,

Kimi daha yaşlı provokatörlerin de bulunduğu,

Birkaç yüz kişilik grubun,

Paşa Camii'nden çıktığını öğrenirler...

Oturdukları lokantadan bile,

Atılan slogan seslerini duymaya başlamışlardır...

Lokantadan çıkıp,

Güvenli olacağını düşündükleri otellerine dönerler...

"Şeriat isteriz" diyerek ilerleyen kalabalık;

Madımak Oteli'ne geldiklerinde,

Sayıları beş bin kadardır...

Oteli taşlamaya, camları kırmaya başlarlar...

Nasıl bir tesadüfse,

Belediye;

Yol yapımında kullanılmak üzere,

Otelin karşısına taş yığmıştır...

Bu beş ton taş,

Öfkeli kalabalık tarafından,

Madımak Oteli'ne yağdırılır...

Acılar yumağı içinde;

Bir facia yaşanıyordu,

Cuma namazı sonrası o öğle...

Kalabalık arttıkça artar.

Bağırır oradan biri:

'Bunlar Allahsız, dinsiz...

Müslüman mahallesinde salyangoz satıyorlar,

Bizden habersiz...'

Kirli düşünceler birikir,

Çakıp ateşe verir dost yürekleri…

Bağırışlar haykırışlar arasında,

İnsan yakan alevler yükselir...

Kara sakallıların karanlığı,

Tüm göğü çepeçevre sarar…

Kent dumana boğulur.

Ocaklar söner, analar ağlar...

Akşam 8 gibi;

Gaza batırılıp ateşlenmiş,

İlk taş düşer otelin içine…

Dışarıdakilerin sayısı 20 bini bulmuştur...

Artık insanlar ellerinde benzin bidonları,

Madımak Oteli'ne doğru yürümektedir...

Rüzgâr bile dinmiştir şaşkınlıktan.

Canlı canlı insan yakarlar.

İş işten geçmiştir çoktan...

***

Böyle bir yangın,

Böyle bir katliam,

Böyle bir işkence,

Böyle bir zulüm görmedi,

Ne Sivas, Sivas olalı;

Ne ana dolu, Anadolu...

Madımak; sızı'm sızı'm,

Alev alev yanıyordu...

Yanıyordu da;

Sızı'm sızı'm,

Yürekleri kavuruyordu...

Ortalık, yanan insan eti kokuyordu…

Sivas semâlarında kara sakallı dumanlar,

Yurdumun üstünde kara bulutlar dolaşıyordu...

Kumrular suskundu,

Güvercinler şaşkın,

Serçeler telaşlıydı,

51 aydın da tam içindeydi yangının...

16'sı kurtuldu.

35'i uçtu, kuş oldu...

Kahrolsun, diri diri insan yakan faşizm...

Kahrolsun, kötü insanlar…

Yitip giden Can'lara,

En içten saygıyla...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.