Ernest Hemingway

“Yitip giden güzel yürekler,

Yavrusunu büyütemeyen anneler;

Annesinin kokusunu hiç duyumsayamayan,

Anneyle hiç göz göze gel(e)meyen ceninler...

Düşlerinden vurulan, hiç doğmayan bebekler...

Hiç başlamamış,

Yarım kalmış hikâyeler...” deyince;

Ne gelir insanın aklına,

Kim gelir?                     

Ernest Hemingway dediğinizi duyar gibiyim...

Dünyanın en kısa, en acıklı hikâyesinin sahibi:

"Satılık bebek ayakkabıları…

Hiç giyilmemiş..."

Düşündürdüğü ve hissettirdiğiyle,

SONSUZLUK yani...

Gün, Ernest Hemingway dostlar…

Bu bir Pazartesi Edebiyat yazısıdır…

Bu aynı zamanda;

Başına pişmiş tavuktan daha fazla olay gelen,

Hastalıklarla ve ilginç olaylarla dolu,

Ama dolu dolu yaşanılan

ve intiharla sona eren,

Bir ilginç yaşam hikâyesidir…

İlgilileri tarafından okuna…

117817773-2416039932027346-7930836735394076310-n.jpg

***

2 Temmuz 1961, Pazar...

Kimilerine göre Amerika’nın,

Kimilerine göre ise dünyanın en dâhi Gazeteci - Yazar'ı;

Ağzına dayadığı bir av tüfeğiyle,

Yaşamına son verir...

Bu bir kaza mıdır?

Yoksa intihar mı?

Yoksa tetiği çekmesine kadar varabilecek,

Bir genetik bozukluğunun uzantısı mı?

Kim bilir?

Hayatta karşısına çıkan her türlü savaşa atılan,

Savaşmasını düşündüğü her şeyle savaşan;

Bir kocaman yürek,

Bir cesur adam Ernest Hemingway...

117888440-2416041052027234-3563620035240638465-n.jpg

***

Buyurun size;

Kısaca yaşamı,

Hastalıkları ve başına gelen olaylar:

1. Hemokratamoz

Kalıtsal ya da sonradan başa gelen ve vücuttaki,

Demir dengesinde yaşanan bozuklukla alâkalı bir hastalık...

Kalıtsal olması muhtemel ki,

Babası ve kardeşlerinin de aynı dertten muzdarip olduğu bilinir.

Ve onların da intihar ettiği aktarılır...

Bu hastalıkta vücutta gereğinden fazla demir birikir

ve bu arta kalan demiri;

Vücuttan atmanın bir yolu bulunamadığında,

Doku ve organlar ciddi zararlar görür...

Yazarın ölümüne dair iddialardan biri de zaten;

Bu rahatsızlığa daha fazla katlanamadığı için,

Kendini öldürdüğüdür...

2. Hipertansiyon

Hemingway;

1960 sonbaharında bir uçağa atlayıp,

Minnesota’da bulunan ve kâr amacı gütmeyen,

Mayo Clinic’e gider...

Hatta kimi kaynaklar,

Uçaktayken atlamaya çalıştığını da belirtir...

Burada tedavi görmek isteyen Hemingway’in;

O sıra yüksek kan basıncı olarak bilinen,

Hipertansiyondan şikâyetçi olduğu bilinir...

3. Manik depresif

Hayattayken kimi yazarlar tarafından,

Yaşayan en iyi yazar olarak tarif edilen Hemingway;

1920’li yıllarda,

Manik depresif hastalık geçirir...

Hatta bir dönem iyiden iyiye agresifleşen yazarın,

Kimi yazarlara hakaretlere varan mektuplar yazdığı söylenir...

117888440-2416041052027234-3563620035240638465-n.jpg

4. Alkol

Hemingway’in bağımlılıklarından biri de alkoldür…

Ancak O’nu buna iten ana sebepler,

Yazarın yaşadığı ve ona azap çektiren rahatsızlıklarıdır...

İçkisine çok düşkündür.

Ve favori içkisi, mojito ve martinidir...

117910558-2416039682027371-299809830285838314-n.jpg

5. Ateşli silahla yaralanma

Hemingway;

Birinci ve İkinci Dünya Savaşı,

İspanya İç Savaşı gibi,

Büyük tarihi savaşlara katılmış bir yazardır...

Savaşmak için orduya gönüllü olarak yazılır...

Tıbbi nedenler gereği asker olarak hizmet veremez.

Ama bir ambulans şoförü olarak görev alır...

Her iki bacağından da makineli silahla yaralanır.

Yazar bu şarapnel parçalarını ömür boyu muhafaza eder...

118064317-2416039885360684-2639701342290557560-n.jpg

6. Boks sırasında yediği yumruk

Bilen bilir:

Hemingway’in boksa karşı aşırı bir merak ve tutkusu vardır...

Hatta yer yer;

Edebi kariyerini bir kenara bırakıp,

Boksun her şeyi olduğunu belirtir...

Çocukluğundan itibaren boks yapan yazar;

1930’lu yıllarda,

Bir boks maçı sırasında hakemlik yaparken yaşadığı bir anekdot şöyledir:

“Kermit Shine Forbes” olarak bilinen boksör;

Maçtaki bir havlu atma hadisesi sırasında,

Hemingway’e bir yumruk atar...

Shine daha sonraki ifadelerinde:

Yumruk attığı kişinin Hemingway olduğunu bilmediğini;

Daha sonra evine gidip özür dilediğinde,

Yazarın hiçbir şey olmamış gibi davranıp onu affettiğini belirtir...

118008710-2416040678693938-8177446480668435138-n.jpg

7. Köpek balığı avı sırasında aldığı yara

Boks, spor ve dövüş sanatlarına meraklı olan Hemingway’in;

Aldığı yaralardan biri de,

Bir köpek balığı avı sırasındadır...

Birinci Dünya Savaşı yıllarında;

Bir köpek balığı avı sırasında,

Gemiye doğru sürüklediği bir köpek balığı çığlık atar...

Bu sırada onu öldürmeye çalışan Hemingway,

Kazara kendisini vurur...

117907002-2416040572027282-7557237080232594487-n.jpg

8. Paranoya

Yazar;

Hayatının sonlarına doğru,

Paranoya ve sanrılar yaşamaya başlar...

Hatta;

Arkadaşlarının, kendisini öldürmeye çalıştıklarını dahi düşünür...

Ayrıca hayatını ve tıbbi kayıtlarını inceleyen psikiyatristler;

O'nda bipolar bozukluk,

Travmatik beyin hasarı

ve narsistik kişilik bozukluğu olduğunu da öne sürerler...

Yazara;

1960’tan başlayarak yine Mayo Clinic’te,

36 kere şok tedavisi uygulanır...

9. Kaburga ve kafatası kırıkları

Ava düşkün olan Hemingway;

1954 yılında Afrika’daki bir safari sırasında,

Birer gün arayla iki uçak kazası atlatır...

Atlatır ama bu kazalarda kafatası,

Kaburgaları ve omurgası kırılır...

Yine aynı kazalardan ötürü,

Vücudunda çeşitli yanıklar meydana gelir...

Güçlü bir kalemi olduğu kadar;

Güçlü bir bedene ve ruha sahip olmasaydı,

Hepsiyle nasıl başa çıkabilirdi kim bilir?

***

Daha bitmedi bu arada...

Hemingway’in tüm bunların dışında,

Sıralayabileceğimiz belirgin rahatsızlıkları da şunlar:

Baş ağrısı,

Yorgunluk,

Sinir,

Şarbon,

Cilt kanseri,

Mide ağrısı,

Uykusuzluk ve libido azalması...

Ayrıca;

En vahşi canlı türü diye nitelediği insanlarla iletişiminde

ve karaciğerinde fonksiyon bozukluğu...

Ne diyelim efenim?

Karakterde bozukluk olmasın da...

***

"İnsan ada değil ki!.

Yetsin kendi başına...

Bir çakıl yerkürede,

Okyanusta bir damla...

Bir kum tanesi kopsa kıyısından;

Küçülür Avrupa,

Bir burun eksilmiş gibi ana karadan...

Kendi toprağını yitirmiş gibi

ya da bir dost yurtluğunu...

Bir kişi bile ölse eksilirim ben!.

Tüm insanlığın parçasıyım dedim ya...

Sorma her seferinde,

"Çanlar kimin için çalıyor" diye!...

Çanlar senin için çalıyor!...

Çanlar benim için;

Çanlar, hepimiz için çalıyor!..."

demiş bir papaz, John Donne...

Ernest Hemingway'in;

İspanya İç Savaşı'nda bir köprüyü uçurmak için görevlendirilen,

Bir gerilla grubunun dört günlük hikâyesini anlattığı,

"Çanlar Kimin İçin Çalıyor?" adlı romanına aldığı bir vaazında...

Bir insanın ölümüyle eksilirim ben,

Çünkü bir parçasıyım insanlığın!...

Dedik ya en başta:

“Yitip giden güzel yürekler,

Yavrusunu büyütemeyen anneler;

Annesinin kokusunu hiç duyumsayamayan,

Anneyle hiç göz göze gel(e)meyen ceninler...

Düşlerinden vurulan, hiç doğmayan bebekler...

Hiç başlamamış,

Yarım kalmış hikâyeler...” deyince;

Ne gelir insanın aklına,

Kim gelir?                     

Evet, doğru:

Ernest Hemingway…

Gün, Ernest Hemingway dostlar…

117907002-2416040935360579-2904223247302698482-n.jpg

***

Edebiyat mı?

Normallik değil...

Ya edebiyatçılar

ve sıra dışı yaşamları?

Nasıl olmasını bekliyorduk ki...

Kelimelere bu kadar farklı anlamlar yükleyip,

Yepyeni cümleler kuran bu Usta'lar için...

Duyguları ve yaşantıları da sıra dışı işte...

Verilenle yetinmeyen;

Hep başka şeylerin,

Denenmemişin,

Özgünlüğün peşinde koşan,

Sıra dışı farklı yaşamlar…

Hayatını kendi istediği şekilde yaşayan,

Toplumsal kalıplara boyun eğmeyen;

Tüm yaşadıkları

ve aforizmalarıyla hep kalemini kuvvetlendiren,

Özel insanlar...

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.