Haziran'da Ölmek Zor

Haziran geldi ya, aylardan Haziran; mevsimlerden hazan artık Şiir coğrafyasında! Bu garip ayda öyle çok ki kayıplar; Haziran'da, gerçekten ölmek zor dostlar…

Tam 9 şair, ne diyorum size? Tam 9 şair yitip gitti bu ayın içinde…

Hani Hasan Hüseyin KORKMAZGİL’in 13 yıl yüreğinde taşıdıktan sonra yazdığı şiirin adıdır ya: “Haziran’da Ölmek Zor…”

Nâzım Hikmet’in ölümüyle oluşmaya başlayan dizeler, başka bir dostunun, Orhan KEMAL’in ölümüyle kâğıda dökülür ve O’nun güzel anısına adanır…

whatsapp-image-2022-05-31-at-20-46-21.jpeg

***

Kimler mi o 9 şair?

2 Haziran 1970, Orhan Kemal…

Tam 21 yıl sonra aynı gün, 2 Haziran 1991, Ahmed ARİF…

3 Haziran 1963, o kara gün; o Dünya ve Türk Edebiyatı’ndaki etkileriyle taşları yerinden oynatan, Nâzım; en büyük ozan…

4 Haziran 1933, Ahmet HAŞİM…

7 Haziran 1987, Cahit ZARİFOĞLU…

Aylardan Haziran, mevsimlerden hazan dedik ya; hemen 6 gün sonra, 13 Haziran 1987, Cemil MERİÇ…

15 Haziran 1961, Peyami SAFA…

20 Haziran 1989, Hasan İzzettin DİNAMO…

Ve 27 Haziran 1980, Ahmet Muhip DIRANAS…

Zamanı geldiğinde anlatırız ya, hepsinin var bir hikâyesi. Hepsi birbirinden değerli, hepsi koca koca şair - şiir yürekli - kadirşinas…

whatsapp-image-2022-05-31-at-20-46-35.jpeg

***

“1963'lerde yaşanılanları ben, ancak böyle dökebildim 1976'larda şiire.
On üç yılda özümsemişim o olayları, on üç yıl sonra damıtabilmişim. O günleri yaşayıp da ozanlığa soyunanlar, elbette ki benden daha iyi yapabileceklerdir bu işi. ‘El elden üstündür, taa arşa kadar’ demiş eskiler…” diyerek anlatmış şiirinin yazım sürecini Hasan Hüseyin KORKMAZGİL. Ve “Orhan Kemal'in güzel anısına…” başlığını koymuş…

whatsapp-image-2022-05-31-at-20-47-06.jpeg

Buyurun dostlar, Haziran’da Ölmek Zor…

“İşten çıktım, sokaktayım
Elim yüzüm üstüm başım gazete

Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sokakta tomson
Sokağa çıkmak yasak…

Sokaktayım
Gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
Yaralı bir şahin olmuş yüreğim
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!

Havada tüy
Havada kuş
Havada kuş soluğu kokusu
Hava leylâk ve tomurcuk kokuyor
Ne anlar acılardan/güzel haziran
Ne anlar güzel bahar!
Kopuk bir kol sokakta
Çırpınıp durur…

Çalışmışım on beş saat
Tükenmişim on beş saat
Acıkmışım yorulmuşum uykusamışım
Anama sövmüş patron ter döktüğüm gazetede
Sıkmışım dişlerimi
Islıkla söylemişim umutlarımı
Susarak söylemişim
Sıcak bir ev özlemişim
Sıcak bir yemek ve sıcacık bir yatakta unutturan öpücükler
Çıkmışım bir kavgadan
Vurmuşum sokaklara…

Sokakta tank paleti
Sokakta düdük sesi
Sarı sarı yapraklarla birlikte sanki
Dallarda insan iskeletleri…

Asacaklar Aydemir'i
Asacaklar Gürcan'ı
Belki başkalarını
Pis bir ota değmiş gibi sızlıyor genzim
Dökülüyor etlerim sarı yapraklar gibi

Asmak neyi kurtarır
Sarı sarı yaprakları kuru dallara?
Yolunmuş yaprakları
Kırılmış dallarıyla
Ne anlatır bir ağaç
Hani rüzgâr
Hani kuş
Hani nerde rüzgârlı kuş sesleri?

Asılmak sorun değil
Asılmamak da değil
Kimin kimi astığı
Kimin kimi neden niçin astığı
Budur işte asıl sorun!

Sevdim gelin morunu
Sevdim şiir morunu
Moru sevdim tomurcukta
Moru sevdim memede ve öptüğüm dudakta
Ama sevmedim, hayır
İğrendim insanoğlunun
Yağlı ipte sallanan morluğundan!

Neden böyle acılıyım
Neden böyle ağrılı
Neden niçin bu sokaklar böyle boş
Niçin neden bu evler böyle dolu?
Sokaklarla solur evler
Sokaklarla atar nabzı
Kentlerin
Sokaksız kent
Kentsiz ülke
Kahkahanın yanı başı gözyaşı…

İşten çıktım
Elim yüzüm üstüm başım gazete
Karanlıkta akan bir su
Gibi vurdum kendimi caddelere
Hava leylâk ve tomurcuk kokusu
Havada kör yoluna
Havada suçsuz günahsız
Gitme korkusu…

Ah desem
Eriyecek demirleri bu korkuluğun
Oh desem
Tutuşacak soluğum…

Asmak neyi kurtarır
Öldürmek neyi
Yaşatmaktır önemlisi
Güzel yaşatmak
Abeceden geçirmek kıracın çekirgesini
Ekmeksiz yuvasız hekimsiz bırakmamak…

Ah yavrum
Ah güzelim
Canım benim / sevdiceğim
Bitanem
Kısa sürdü bu yolculuk
N'eylersin ki sonu yok!
Gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!

Nerdeyim ben
Nerdeyim ben
Nerdeyim?
Kimsiniz siz
Kimsiniz siz
Kimsiniz?
Ne söyler bu radyolar
Gazeteler ne yazar
Kim ölmüş uzaklarda
Göçen kim dünyamızdan?

Asmak neyi kurtarır
Öldürmek neyi?
Yolunmuş yaprakları ve kırılmış dallarıyla bir ağaç
Söyler hangi güzelliği?

Kökü burada
Yüreğimde
Yaprakları uzaklarda bir çınar
Islık çala çala göçtü bir çınar
Göçtü Memet diye diye
Şafak vakti bir çınar
Silkeledi kuşlarını
Güneşlerini:
«Oğlum sana sesleniyorum işitiyor musun, Memet, Memet!»

Gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
Üstüm başım elim yüzüm gazete
Vurmuşum sokaklara
Vurmuşum karanlığa
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!

Bu acılar
Bu ağrılar
Bu yürek
Neyi kimden esirgiyor bu buz gibi sokaklar
Bu ağaçlar niçin böyle yapraksız
Bu geceler niçin böyle insansız
Bu insanlar niçin böyle yarınsız
Bu niçinler niçin böyle yanıtsız?

Kim bu korku
Kim bu umut
Ne adına
Kim için?

«Uyarına gelirse
Tepemde bir de çınar» demişti on yıl önce
Demek ki on yıl sonra
Demek ki sabah sabah
Demek ki «manda gönü»
Demek ki «şile bezi»
Demek ki «yeşilbiber»
Bir de Memet'in yüzü
Bir de güzel İstanbul
Bir de «saman sarısı»
Bir de özlem kırmızısı
Demek ki göçtü usta
Kaldı yürek sızısı
Geride kalanlara…

Nerdeyim ben
Nerdeyim?
Kimsiniz siz
Kimsiniz?

Yıllar var ki ter içinde
Taşıdım ben bu yükü
Bıraktım acının alkışlarına
3 Haziran '63'ü…

Bir kırmızı gül dalı
Şimdi uzakta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Yatıyor oralarda
Bir eski gömütlükte
Yatıyor usta
Bir kırmızı gül dalı
İğilmiş üzerine
Okşar yanan alnını
Bir kırmızı gül dalı
Nâzım ustanın…

Gece leylâk ve tomurcuk kokuyor
Bir basın işçisiyim
Elim yüzüm üstüm başım gazete
Geçsem de gölgesinden tankların tomsonların
Şuramda bir çalıkuşu ötüyor
Uy anam anam
Haziranda ölmek zor!”

whatsapp-image-2022-05-31-at-20-46-51.jpeg

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
2 Yorum