Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

Acı Olmadan Hiçbir Şey Düzelmez

Uzaktan eğitim devam ederken online ders sonrası zihin egzersizi yapmaya çalışan kızımla göz göze geldik bir oyun sitesine yorum yazan bir akranının cümlesini okudu: “Oyunun kurallarını tam olarak anlayamadım ne de olsa kızım”… Sonra biraz sessiz kaldık ‘Ne de olsa’ bizi bir hayli düşündürmüştü. Yıl 2020, o cümleyi yazan melek ise 10-15 yaş aralığında idi.

Uçan Süpürge Vakfı’nın ev sahipliğinde Kadın Öz Savunma Akademisi ile düzenlenen atölye çalışmasında ‘Dijital Şiddeti’ konuştuk. 56 katılımcının arasında 3-5 erkek de mevcuttu. Yapılan araştırmalar paylaşıldı. Kadın gazetecilerin yüzde 97’sinin tacize uğradığı ifade edildi. Şiddetin bir boyutu olan dijital şiddete karşı savunma mekanizmalarımızı konuştuk. Ekranımda not alan, konuyu dikkatle takip eden genç kız kardeşlerimi görmekten büyük memnuniyet duydum. Zira sözde değil özde ve eylemde buluşmanın adresindeydik ve deneyimlerimi paylaşmak umut oldu, umut verdi.

2013-2014 yıllarında sistematik dijital şiddete maruz kaldım birkaç kez. Teyit ve bilgi doğrulama yapılmadan haber denilemeyecek karalamaların getirdiği buhranları yaşadım. Ve bu şiddet hikayesini hukuk zeminine taşımış bir kadın olarak itibarımı ailemi korumaya çalışırken ruh halimin tahribata uğradığı zamanlar geçirdim. İfşanın son 3 yıldır daha yüksek sesle konuşulduğunu düşünürsek 7 yıl önce bu mücadeleyi vermek oldukça zor bir süreçti.

Sosyal ve demokrat kelimelerini yaşam biçimi gibi anlatan yüzler, binler tarafından da ayrı bir ötekileştirme yaşarken bir yandan da direnmeyi sürdürdüm. Konum ve mevki ayırt etmeksizin insanların söylediklerini daha da ötesi hissettirdiklerini yazsam inanın bu topluma sinen eril ve kötücül dile şaşarsınız demek isterdim ama bu coğrafya bize şaşırmamayı öğreteli çok olmadı mı?

Ait olduğum meslek örgütü Antalya Gazeteciler Cemiyeti (AGC) gerek şahsi gerekse bir takım duyarlı arkadaşların desteği ile gereğini yapabildi o dönemde. Siber saldırıların ruh halimizde yarattıklarını kız kardeşlerimle paylaşırken 6284 sayılı kanunu konuşurken hissettiğim; yalnız olmadığımdı.

İnsanın yaşadıklarını hazmetmesi, sindirmesi ve doğru zamanda ifade edebilir noktaya gelmesi için zaman gerekiyor. O zaman bu zaman artık. Hani sürekli sevilen ve örtülen bir beyaz tülbendin süzülmesi gibi süzülerek incelerek ve kırılarak da aşıyor, anlatıyor ve yaşıyorsun.

Ve bugün, ‘25 Kasım Kadına Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü’. Hapisteki kocalarını ziyaretten dönerken önce tecavüz edilen sonra sopalarla dövülerek öldürülen MİRABEL Kardeşlere adanan onların mücadelesi bize ilham veren. Dominik Cumhuriyeti’nde dikteye baş kaldırılan mücadele eden bu kardeşler vahşice öldürüldüler. Devlet ve medyanın trafik kazası olarak yansıttığı o vahşet 1960 da yaşandı. O güzel kız kardeşlerimizin resimleri bugün paralara basılıyor. Ama mücadele dünyanın tüm coğrafyalarında devam ediyor ve edecek. İçinde bulunduğumuz yılda yaşadıklarımızı biraz hatırlarsak mücadeleye daha da sıkı sarılabiliriz.

Öğretmen ve 2 çocuk annesi Başak Demirtaş’ın yaşadıklarını hatırlayalım. Eşi tamamen siyasal nedenlerle suçsuz olduğu halde tutuklu olan Demirtaş’a yaşatılmak istenen linç. Yine COVİD 19 aşısını geliştiren Almanya’da yaşayan bilim insanları Uğur Şahin ve Özlem Türeci haberinin medyada verilişini düşünelim. ‘Uğur Şahin ve eşi’ ifadesine dikkat çeken ve eş değil ayrı bir kimlik ve haberde ismin yazılması gerektiğini söyleyen değerli müzisyen Gaye Su Akyol’a da bir teşekkür edelim. 2.Dünya Savaşı’da ön cephelerde savaşan Rus kadınların cesaretine bir kez daha şapka çıkartalım. Savaşlarda esir düşen kadınlar ganimet olarak sunulan Kürt kadınların acısını içimizde hissederek Nobel ve Pulitzer ödüllü Toni Morrison’u rahmetle analım. Kimlik bunalımları, kadın erkek meselesi üzerine kıymetli eserler bırakan Morrison, sınıf bilincini sorguladı. ‘Bluest Eye’ (En Mavi Göz)  kitabında babası tarafından tacize uğramış siyahi bir kızın öyküsünü anlatır.

Saydığım tüm isimler MİRABEL’lerin kardeşidir bu kardeşlerin yaşadıklarını ifade eden, anlatan, anlayan mücadelenin eşsiz neferleridir. Hepimizin kardeşidir aynı zamanda. Şimdi güzel olmaz mı acaba Julia Alvarez’in ‘Kelebekler Zamanı’ kitabını bir kez daha okumak ya da filmi yeniden izlemek… Acılarını hissetmek ama mücadelenin an be an şahsi hayatlarımızda ve kamusal alanda sürdüğünü bilmek ve tebessüm etmek...

Ezcümle Morrison’dan o vakit; Acı olmadan hiçbir şey düzelmez, bilirsin. Sevilen-Toni Morrison

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar