Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

Boşluk

Hayat tesadüfler midir? Yoksa tesadüf diye bir şey yok mudur? Bilemiyorum bilen var mı o konuda da hiçbir fikrim yok.

Salim kafa ile düne bakınca günde zuhur eden hadiseleri daha iyi anlayabiliyor insan dediğin gün biriktirdikçe daha bir anlam kazanıyor sanki her şey bir aydınlanma yaşıyorsun. 3- 5 gündür dönüp dolaşıp aynı şarkıyı dinler oldum. İsmi ‘Boşluk’. Diyor ki; ‘Bunu kitaplar yazmaz, belki hüznünden okunur. Eksik kalır ömrüm dediğin insan insanın boşluğudur…’ 

Öyle uzun uzun dalmaya meyil veren, alıp götüren bir yaz akşamı Ege kıyılarında hafif bir serinlikle ince bir hırkaya ihtiyaç duyar gibi sevdim şarkıyı. Hüsnü Arkan söylüyor, klip zaten bir ayrı güzel sözlerini kimin yazdığını öğrenmeye 3 günde vakit buldum gün yoğunluğundan. Öğrendiğim de de yeniden tesadüfler üstüne düşündüm. 

“İnsan insanın boşluğudur”

Güne başlıyor ışık hızı ile tamamlıyor bazen strese bağlı gülme krizleri yaşarken zihnimden hep aynı cümleler geçiyor. “İnsan insanın boşluğudur” Bunu an be an yaşıyorum esasen her an, her şeyde, her yerde.

Aylar süren karantina döneminden sonra normalleşmeye balıklama daldığımız şu günlerde her anlamda özen ve farkındalık yaratan şeyin ‘İnsan’ olduğu gerçeğini bir kez daha anımasadık sanki. Meydanlar, mekanlar insanla güzel… Kozalarımızda yalnız kaldık, ölçtük biçtik, düşündük, muhakeme ettik hayatımızı önceliklerimizi gözden geçirdik sonra mesafeleri koruyarak buluştuk.

Buluşma; sosyal ekonomik psikolojik her anlamda zaruri idi bence. İnsan odaklı bir sektörde hizmetin mükemmelliği anlamında çabalayan bir grupta mesaim var. Arada keçilerle sohbet ediyorum neyse ki dağ keçilerini görebilme şansım var.

Arada mecburiyetten yolum düştüğü zaman AVM restoranlarında uzun uzun masaları izler her filmin oyuncularını dramlarını görür hayatıma şükreder dönerdim bunu daha sonraları hastane koridorlarında bin şükürle yaptım. Şimdi bazen okuduğum bir yorumda, bir telefon konuşmasında keçilerin yanından geçerken kısa bir iş sohbetinde anlık kısa fragmanlar izliyorum. İnsanların sosyal ortamları bir arada olmayı nitelikli sohbet ve samimiyeti özlediğini gözlemliyorum farkındalık yaratının sadece insanla, onun tavrıyla mümkün olduğunu düşünüyorum.

Her ne kadar digital alışveriş sitelerinin reklamları prime time reklam kuşaklarının lideri olmaya aday olsa bir çiçekçi sitesi televizyondan, terliğe Çarşamba pazarı gibi her şeyi satar olduğunu duyursa da bireysel medyalarımız ve alışveriş listelerimiz her geçen gün bir adım daha güçlense de insan insanı arıyor bu hüzünlü bir yol alış.

Evde çekirdek ailesine kenetlenen insan, artık daha digital daha yalnız sosyal kalabalıkları var digital cemiyet hayatları, online toplantılar takipçi ve beğeni sayıları. Her şeyimiz digital artık attığımız adımları, bize su içmemiz gerektiğini hatırlatan uygulamalar. Ama bunların hiçbiri insanın yarattığı boşluğu doldurmak için yeterli değil. Son günlerde bunu görüyor yaşıyor hissediyorum. Aslından berrak samimi paylaşımlara daha çok ihtiyacımız var.

Boşluk” şarkısı beni alırken benden bir misafir sohbetinde keçilere bakarken aklımdan geçenlerin söze dökülmüş hali belki de bu satırlar.

Şarkının sözleri Mahmut Çınar’a ait. Barış diyen, kedileri seven, otuna köküne evrensel duruşuna saygı duyduğumuz bir İletişim akademisyeni kendisi. Bir öğretmen çocuğu olmasına mütevellit erken yaşta mutfakta mesaisi uzun olmuş. Hayır hayat hikayesini anlattığı bir röportaj falan okumadım. Yayla evinde annemin kendisi gibi ufku derya deniz komşusu emekli bir öğretmen hanımefendi ile sohbet ederken ‘Benim doğum kilosu rekorumu kimse geçemez. Hatta öyle ki Tatvan’daki klinikteki sağlık çalışanları ‘Bu yeni doğan olamaz 5 kg bunu direk 3 aylık bebeklerin yanına alalım’ demişler biliyor musunuz Sabahat Teyze” demiştim. Nasıl gülmüştük dolu dolu sonra benim rekorumu kıran ve aynı klinkte doğan oğlundan bahsetti. Tabi bir hemşerilik mevzu bahis.

Zat-ı muhteremin iletişim alanında bilimsel çalışmalar yapan insanlardan biri olduğunu öğrenmemin üzerinden sanırım 5 yıl geçti. Üstüne bir de müzik yapıyor üstüne hayat an zaman üzerine ruhuma ilaç olan ‘Boşluk’ şarkısını yazıyor. İyi ki de yazıyor doğum rekorumu egale eden Sayın Mahmut Çınar’a sonsuz teşekkürlerle ve tabi ki Sayın Hüsnü Arkan’a ve emeği geçen herkese…

Ben o şarkıya meftun; insanı, çiçek sepetini, keçileri, yalnızlığın krallığını, samimi iletişim ortamının eksikliğinin insan bünyesindeki etkilerini düşünüyorum. Tesadüf mü bilemiyorum.

Hayat tesadüf müdür? Yoksa tesadüf diye bir şey yok mudur? Velhasıl; ‘Eksik kalıyor ömrüm dediğin…’

Önceki ve Sonraki Yazılar