Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

Bu Ülkede Kadın Olmak...

‘Boğazında düğüm düğüm bir acı taşımak bu ülkede kadın olmak. Evet büyük üstadın dediği gibi ağaç olmak, çocuk olmak da zulüm bu ülkede.’

Hanım Pınarlı yaşı 92. 92 yaşında cinsel saldırıya uğrayan ve öldürülen Hanım Nine’nin beyaz tülbenti, annesi gözünün önünde öldüresiye dövülen çığlık çığlığa ‘Anne’ diyen o kız çocuğunun acısı içimizi dağladı gecenin kör karanlığında. LGBT’Lİ bireylerin yok sayılması, Trans kadınların aşağılanması sonra. Ama hiç bir şey geçmiyor sonra. Boğazında düğüm düğüm bir acı taşımak bu ülkede kadın olmak. Evet büyük üstadın dediği gibi ağaç olmak, çocuk olmak da zulüm bu ülkede.

MERAL AKŞENER’DEN PERVİN CHAKAR VE HAVVA İŞKAN’A

Aslında çok iyi bir kurgu vardı kafamda. Dün ışık tutan, bugün çığır açan başka başka birçok kadın geçiyordu aklımdan. Mesela, Susan Sontag’ın ‘Fotoğraf Üzerine’ adlı kitabından bahsedecek başkalarının acılarına çarpık bakışımıza, modern bireyin akıl ve ahlak arasında nasıl sıkıştığına ve iki yüzlülüğüne dair cümlelerini yazacaktım. Belki Suat Derviş’in Türk Edebiyatı'ndaki ‘kadın’ kimliği üzerine cümlelerine de değinirdim. Zira Derviş’le yeni tanışıyordum. Ayşe Çavdar’ın İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’le ilgili yazısına gönderme yapacak “Kendi hanesini kuran” kadın diye anlattığı Akşener’in fezlekeler konusunda hukuk, halk iradesinden yana tutum alarak sığ milliyetçi popülerizme yaslanmamasının öneminden bahsedecektim. ‘İşte budur’ diyecektim. Prof. Dr Jale İnan’ın öğrencisi olarak başladığı kazı hayatında Akdeniz Üniversitesi Arkeoloji Bölümü’nü kuran 3 kişiden biri olan ışığı içinde bir kadını anlatacaktım. Tarihe adadığı ömürle Kültür ve Turizm Bakanlığı ‘2020 yılı Patara Yılı’ ilan edilmesine harcadığı emekle Prof. Dr Havva İşkan’dan konuşmak ne güzel olurdu esasen 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü haftasında değil mi? Antalya Kadın Müzesi’ndeki mesaimizden şevk veren konuşmalarından aldığım dirence değinmekti niyetim.

ÇOCUKLUĞUMUN EN BÜYÜK KAHRAMANI ANNEM

Direnç ve mücadele deyince çocuk aklımın en büyük kahramanı annemin Herkül gibi evde koltuk kanepe düzeltirken aynı zamanda yaşama direncini tazelediğini de keşfetmiştim son yıllarda. Çocuk gelin olarak başladığı hayatında mücadele alanlarını hiç terk etmemesinin ruhumda açtığı yaralardan çok umudu tazelediğini anlatacaktım size. Anne filmi 2134. sezon fragmanı gibi annemi yazacaktım yine yeni yeniden. Hüzün veren geçmişe çektiği süngeri de sobaya atışındaki kararlılığına olan hayranlığıma değinecektim. İtalya’da yaşayan Kürt opera sanatçısı Pervin Chakar’ın piyanist İklim Tamkan ve Ertan Tekin’le ortak çalışması ‘Lo Şivano’yu dinleyin kulakların pasına iyi gelir. Nasıl bir kültürel buluşma ve müzikal renkliliğin yansımasıdır diye uzun ve övgü dolu cümleler kurmaktı niyetim. Kızının regl olma sevincini paylaşan oyuncu Ceyda Düvenci’nin uğradığı hışma karşı duruş gösterenlerin kararlığı kaldı aklımda ona değinecektim.

OYUN KURUCU OLAN KADINLAR

Bitlis Hizan’lı güzel gülüşü ile zihnime kazınan Pınar Gültekin’in babasının ana akım medyadaki iddiaları geldi aklıma sonra. Erkek çocuklar, abiler, babalar, sevgililer eşler, eski eşler, eski sevgililer, dayılar, amcalar, patronlar, yöneticiler... Hayatın her alanında oyun kurucu olan tüm kadınların mücadelesi, tüm eril baskılar ve olanlar kazançlar, kayıplar. Bazen aynı köşeye bırakılan çorapları tekmeleme isteği, bazen duyurulamayan seslerin getirdiği iç sıkıntısı bazen hem forvet hem kaptan hem de kaleci olmak zorunda kaldıkları maçlar... Nihayetinde dişi enerjinin gücü ve günün resimleri vardı her yerde.  Her şarkısını uzay yoluna yazan her dönem dinlenecek olan anlam insanı Nükhet Duru şarkılarından bahsetmek de güzel olmaz mıydı? Elbet olurdu emekçi kadınlardan biriydi o da.

ERKEK TERÖRÜ HER YERDE

Heyhat Sabancı Vakfı işbirliği ile WOW Dünya Kadınlar Festivali’nde 5Harflilerin ev sahipliğinde feminist bilinçle kadın gündemini eleştiriyi konuşurken biz kadınlar; yine ölüm kokusu vardı memlekette. 92 yaşında Hanım Nine cinsel tacize uğradı ve öldürüldü. Samsun’da İbrahim Zarap isimli şahıs boşandığı eşini (E.M) çocuğunun gözünün önünde öldüresiye dövdü ve E.M, Zarap’ı defalarca emniyete şikayet etmişti. İstanbul Sözleşmesi neden önemli işte buyurun? İşte buyurun, ne desek az ve eksik aslında. Bu ülkede 1 yılda 300 kadın öldürüldü 174 kadın şüpheli şekilde ölü bulundu. Erkek terörü ve kurumsallaştırılmış cinsiyetçilik bu ülkenin ana sorunu her gün karşımızda. Her platformda en yüksek sesle mücadele önceliğimiz olmak zorunda işte resim ortada. Boğazımızda acı düğüm. O acıya rağmen, o acıyla yazmak mühim. Ezcümle ise değerli kalem Nilay Örnek’in sosyal medya paylaşımından gelsin o zaman: ‘Bir kere de “Kadını döven, çocukları istismar eden bizden değildir. Bunu yapanlar en büyük teröristlerdir” deyin... Bir kere de…

Önceki ve Sonraki Yazılar