Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

HASANKEYF’in yeni yüzü, FİŞEK gibi gündem

Bir keresinde suretlere süratle tapınma çağındayız demiştim bir yazımda. O çağda yol almaya devam ederken dijital kalabalık artarken sahici yalnızlıklar aldı başını yürüdü. Bir haber geçmiş ajans . ‘Babaannem açın şu radyoyu ajansı dinleyelim’ derdi, yani o derece haberin merkezinde idik.. “Hasankeyf yeni yüzüyle misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor” Hasankeyf  değişen değiştirilen sureti… Uzun zamandır adı gündemden düşmeyen, fotoğraflarına meftun olduğumuz ruhuna hayran olduğumuz bir hazine. Bazı durumlarda ‘Dili geçmiş’ cümleler kurmak hiç yakışık almaz ya bu durum da öyle işte. Hasankeyf’te Ilısu  Barajı’nın yapımından dolayı 12 bin yıllık tarihin yüzde 80’ini sular altında kaldı. Medeniyetin beşiği olarak bilinen Yukarı Mezopotamya'nın stratejik kalesi Hasankeyf, dünyanın en eski yerleşim yerlerinden aynı zamanda.  Son görüntüsüne uzun uzun baktım.

Yeni yüzü de ara yüzü de çok çok hüzünlü değil mi sizce de?  1981 yılında doğal koruma alanı ilan edilen Hasankeyf’in tarihi M.Ö 8.YY a kadar dayanıyor. Süryanice de ‘kifa’ kaya anlamına geliyor. Kayalar şehri, mağaralar şehri de denilebilir yani. Böyle bir tarihi hazinenin yüzde 80 i sular altına gömülürken sadece yüzde 20’si gün yüzünde kaldı. Hasankeyf Koordinasyonu doğa ve tarih seven duyarlı insanlar mücadele vermeye ses duyurmaya çalışırken sesler bazen kısıldı bazen cılız geldi ama birçok ses gibi içlerinde patladı adresine ulaşmadı. UNESCO Dünya Miras Listesine girmek için 10 kriterin 9’una sahip tek tarihi dokuyu sulara gömülürken izledik. Evet Ilısu Barajı değerli ama sular altında kalan bu hazine ondan az mı değerliydi ki? Su tutmaya başlayan baraj enerji üretimine hazırlanıyor. Enerji vazgeçilmezimiz olmazsa olmaz GAP ki devasa bir proje ama gelin görün ki topraktan tarihten aldığımız enerjimiz ne olacak? Burada bu hazineyi korumak için bir başka teknik formül bulunamaz mıydı? Sesli düşünmeden edemiyor ki insan. Almanya’ya  ilk seyahatimde kaldığım odadaki çevirmeli telefona bakıp uzun uzun düşünmüştüm. O kadar güzeldi ki çocukluğumda salonda duran çevirmeli telefonumuz gelmişti aklıma. Tabi o dönem biz de deli gibi bir akıllı telefona geçiş çılgınlığı vardı 2000 lerin başı .Oysa ne özenle korumuşlardı otel odasındaki telefon bile o kadar çok şey anlatıyordu ki bakış açısı ile ilgili. Yaklaşım ve dünya görüşü farkının somut örneği gibi karşımdaydı. Fark, inceliklerde gizli işte. 

ÇELİK GÜLERSOY KİMDİR?

İstanbul’un tarihi zenginliklerinin korunması ve yaşatılması adına kıymetli bir değer olan Sayın Çelik Gülersoy’u bilen bilir ben değerini geç öğrenenlerdenim. İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Çadır ve Malta köşkleri ile Emirgan Hidiv kasırlarının restorasyonunu yapan kişi kendisi 1930 Hakkari doğumlu yönetici, hukukçu ve turizmci kendisi bir tarih aşığı. Twitter de Turizm eski bakanlarından Sayın Bahattin Yücel’in paylaşımı dikkatimi çekti.  Çelik Gülersoy için İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nden bir anma beklediğini böyle bir paylaşım olmayınca da dikkatten kaçabileceğini düşünüp aradığını ama bir dönüş alamadığını ifade etmiş nazik üslubu ile. İşte bu durumda içinde bulunduğumuz ruh hali yaklaşım tarzımıza bir örnek muhakkak ki Sayın Başkan Ekrem İmamoğlu yoğun belki de iletilemedi ya da dönüş sağlayacak vakti olamadı. Ama bununla ilgili durumdan vazife çıkarak o paylaşımı İBB hesaplarından yapımını sağlayacak bir danışman da mı yok? Arayan bakana dönüş sağlayıp bilgi vermek bu kadar mı imkansız? Kıymet vermek kıymetli olanı  seçmek anmak hatırlamak hep aynı yerde düğüm oluyoruz.  Toplumsal refleksimiz de arızalı hadiseler bunlar. ( Bu arada İBB’in “Fatih Sultan Mehmed” in 1480 de Gentila Bellini tarafından yapılan eseri (Bu hususta da eserin kim tarafından yapıldığı tartışmalı olsa da kıymetli bir eserdir) İstanbul’a kazandırılmasını pozitif olarak görenlerdenim eklemek isterim. İBB yi tebrik etmek gerek )

TEZATLIKLAR MERKEZİYİZ

 Hasankeyf’in yüzde 80’ini sulara gömüldü, Çelik Gülersoy hatırlanamadı ya da zaman olamadı. Çevirmeli telefonları gömeli çok oldu en iyisi bizim için en yenisi. Yeni iyi anlamına gelir mi? Modernitenin bize dayattığı yeni algısı baskısı altında can çekişirken hep eskiyi özlememiz neden? Neden büyük mağaza zincirlerinin reklam müziklerinden hep içimize işleyen Arzum Film’in aile filmlerinin müzikleri çalıyor?  “Hasankeyf yeni yüzü ile ziyaretçilerini bekliyor”  Elbet güzel yanları da vardır yeni yüzün ama eski yüzü bin yıllık yüzü daha değerli idi yaşam yaşanmışlık vardı. O yüzüne neden bu kadar kolay sırtımızı döndük, dönebildik? Neden 10 kriterden 9’una sahip tek dokunun ölümüne şahit olduk? Suretler sürat ve tapınma ile başlamıştım yeni yüz girdi araya ara yüzde sorun var!!! Fişek gibi gündem öyle öyle hızlı ki, an be an herşey. Hep yeni bir yüz ,yeni bir haber. Doğum gününde havaii fişek patlatan doğa dostu paylaşımları ile dikkat çeken arkadaşlar (!!)  geliyor aklıma 1233 story paylaşımları… Ve Sakarya’da havai fişek fabrikasında patlama. 7 kişi öldü. Ki, askerlerimiz de var aralarında ve 126 yaralı. Suretler, gerçekler algılar olgular… Nerede bakarsan bak tezatlıklar merkezi , ,trajıkomikliğin zirvesiyiz. Son dakika; konuyla ilgili Meclise verilen araştırma önergesi ise reddedildi. En yeni haber bu bildiğim kadarıyla!!! 

Önceki ve Sonraki Yazılar