Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

Kaptan Cousteau’nun Antalya Hikayesi

Yaş almak, yaşanmışlık biriktirmek önemli mevzu. Çağının önünde giden ve sadece şahsi ikbal değil, toplumsal ikbal için mesai harcayanlara büyük saygım var. Erdemli, sorumluluk sahibi bir birey olmak demek; toplumsal bilinç ve yaşam açısından da aynı değerleri taşımak demek.  Kentine duyarlı olmak nedir peki?  İçinde bulunduğun kentteki çevresel varlığın tabiat ana doğa, doğanın dengesi ve bu dengedeki şahsi rollerimiz. Küresel iklim krizlerinin yanı başımızda olduğu zamanlardayız. İnsan ve doğa ilişkisinde bazı dengeler bozuldu. Bilinçli bilinçsiz insan çok zarar verdi doğaya. Her kentin bazı kronik hadiseleri var doğasında bozulmalar. Bozanlar, yapanlar, yapboza çevirenler, çevrilen kentler. Mesela Antalya’da ‘Falezlerin Işıklandırılması’ konusu belirli aralıkla gündeme getirilir. Büyükşehir Belediyesi’nin belki de doğanın dengesini yeterince hesaba katmadan yine yeniden açıkladığı proje meslek örgütleri ve STK’ların itirazı üzerine şu an beklemeye alındı.

‘HAVADAN SUDAN KONUŞTUK’

Bu proje itirazları gündemde iken sosyal medyada dolaşan Kaptan Cousteau’nun Antalya’da bulunduğu döneme ait hikaye ilgimi çekti. Antalya yer altı ve yer üstü kaynakları ile eşsiz bir kent. Malumunuz yunuslar ara ara ziyaret eder falezleri. Meğer bu yunuslar 1970’lerde ilk Cousteau ile gelen yunuslarmış ya da onların yavruları . Ben sosyal medya paylaşımlarının yalancısıyım. Velhasıl yaşadığı yere katkı koyma ve kentlilik bilinci konusunda hep örnek olan babamın fikri ve yönlendirmesi ile Antalya’nın belediye eski başkanlarından çok kıymetli Selahattin Tonguç ile konuyu görüştüm o dönemin şahidi ve oyun kurucularından kendisi.  Havadan sudan konuştuk, söyleştik. Havadan ve sudan önemli başka bir şey var mıydı ki? Öyle güzel anekdotlar verdi ki, biriktirdiği yaşanmışlıklara, kentine olan sorumlu yöneticilik anlayışına bir kez daha hayran oldum.  Ülkede Çevre Bakanlığı bile yokken Toğan Engin ile birlikte belediye bünyesinde Çevre Müdürlüğü kurmaları, Antalya körfezinde Calipso Gemisi ile çalışmalar yapan Kaptan Cousteau’nun gemisine yasak olduğu halde basit bir tekne ile yanaşmaları, güvenlik görevlilerinin silahları doğrultması sonrasında kaptanın insafa gelmesi ve gemiye daveti. Antalya’nın 50 yıllık su rezervini korumak için yaptıkları çalışmaları anlatmaları. Kaptana ayrıca Döşemealtı ve Milas halısı armağan etmeleri. Uluslararası Kongre düzenlenmesi su kalitesi çalışmaları bilim insanlarının denizimizin temizliğini konuşması çıkan raporlar... Manaco Prensi ve eşi sinemanın özel yüzlerinden Grace Kelly’inin 3 gün diye geldiği Antalya’da 10 gün kalması boya kokuları içinde o dönem yeni açılan Talya Otel’de konaklaması. Başkan Tonguç’un Kelly’i  Naranciye’de yürüyüşe çıkarması.  Muhteşem bir hikaye.

TURİZMİN BAŞKENTİYİZ’

Malum Turizm Haftası’nın içindeyiz. Turizm bizim göz bebeğimiz ve kentimiz turizmin başkenti.  Başkanın bahsettiği zaman 70’lerin sonu düşünün ilk otel içinde tarih barındıran şimdilerde yeniden doğmaya hazırlanan Talya’dan bir de prenses geçiyor. Ve buraya bir kongreye katılmak için geliyor 300 bilim insanı Antalya Belediyesi’nin öncülüğünde su kaynaklarını konuşmak için toplanıyor. O zamanlar için oldukça ileri adımlar ve olaylar. Bizim turizm hikâyemizin önemli detaylarından bence. Sohbetimizin tamamını dinlemek isteyen olursa spotify podcast (zaferdeğilsefer) hesabımdan ulaşabilir. Ve en başta söylediğim gibi yaşadıkları zamanda anlaşılma güçlüğü çeker çağının önde gidenleri, toplumsal geleceği de düşünen, taşın altına elini koymaktan da çekinmeyenleri. Bu kişi bazen bir doktor, bazen bir belediye başkanı, şair, öğretmen ya da girişimci olabilir bazen de yanı başımızdaki Hasan Amcadır o . Farkında olan,  farkındalık içinde yaşayan şahsi dünyası dışında gerçek dünyaya da,  o dünyanın o kentin sorunlarına da sırtını dönmeyen, gözünü yumup kafasını kuma gömmeyenlerden bahsediyorum, tanırsınız onları. İşte yaşamda değer yaratmak her mecrada samimimi emek ve sorumluluk almakla mümkün. Tıpkı bu eşsiz coğrafyanın güzel kentimizin belediye eski başkanlarından Selahattin Tonguç’un yaptığı gibi…

Önceki ve Sonraki Yazılar