Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

Küçük, Siyah Çirkin 2

Patinaj Yapma Hissi...

"Ben senin yapmadığını, yapamadığını yapamayacağını yaptım. O küçük, çirkin siyah kıza baktım ve sevdim onu" Tony Morrison.

"Billoard Women Music" yılın kadını şeçilen Madonna, yaşadığı mobbing ve taciz hadiselerini anlatmış, "Hayatta en büyük başarısının hala ayakta kalmak olduğunu" söylemişti. Yukarıdaki cümleler 2 yıl önce bir gazete köşesinde yazdığım "Küçük, Siyah, Çirkin" adlı yazımın girişinden.

Muhalif Olmak Nedir?

2 ya da 20 yıl aslında isimler değişse de yaklaşımların eylem kalıplarının değişmesi oldukça zor.  Patinaj yapmak gibi bir şey.  Aynı sitede yazıyor olmaktan onur duyduğum ODTÜ’nün en sevilen isimlerinden Prof. Dr Ahmet İnam hoca geçtiğimiz günkü yazısında 2 tip muhalif olduğunu anlatıyor. (Sitemizden yazar kadromuzu incelemenizi öneririm ayrıca) İlki sadece, ne pahasına olursa olsun iktidarı elde etmeyi amaçlayan muhalefettir. Bir bölük köşe yazarının ve yazarçizerin muhalefetinin böyle olduklarını düşünüyorum. Bu profesyonel muhaliflere sorduğunuzda ne iş yaptıklarını, dışlarından olmasa bile, içlerinden "muhalefet memuru" olduklarını söyleyebilirler… İkinci öbekteki muhalif, ülke insanlarının insanı insan kılan evrensel ahlak ve estetik değerleri yaşaması için, düzenin kemikleşmiş, yozlaşmış değerlerini, kokuşmuş anlayışlarını sarsmaya çabalayan biridir” diyor.  Burada ‘sarsmaya çabalamak’  eylemi önemli…

SpaceX ve 21. YY’da Irkçılığın İmtihanı

Pandemi, COVİD 19, yeni normal, sosyal mesafe, kapalı olan tiyatro salonları ama açık olan AVM'ler . Dünyanın süper gücü denilen ülkeden yükselen eylem sesleri, ırkçılığın 21.yy'da imtihanı. Bir yandan da uzaya yolcuğun ticari anlamda önünü açan SpaceX neticede dünya olarak enteresan bir süreçten geçtiğimiz kesin. Ama bazı konularda yeni değil isimler değişiyor ama olaylar Nilüfer şarkısındaki gibi ‘Yine yeni yeniden’ yaşanıyor sanki.  Tam bir patenaj yapma hali. Nobel Ödüllü edebiyatçı Morrison’u 2019 Ağustos’unda kaybettik. 870 Nobel Ödülünden 48 tanesi kadınlar almıştır Morrison onlardan biri. Afrikalı Amerikalı edebiyatının gelişimine katkı koymuş Morrison’un, 1970 yılında yazdığı  ‘The Bluest Eye’  adlı kitabı tam bir başyapıttır. Babası tarafından tacize uğramış, çok çirkin, bir zenci kızın öyküsünü anlatır kitapta. Güzellik anlayışı gibi bir konuyu da muhteşem metaforlarla ele alır.

Katman Katman Artan Hınç

Yaşanan 50 yılda yollar alsak da bazı yaklaşımların kökenlerinde yaşananları çözmek bir hayli güç. Bugün USA’da yaşananlar devam serisi gibidir. Birikmiş bir öfke, katman katman artan bir hınç. ‘Black Lives Matter’ hareketine bu açıdan bakmak gerekir. Ülkemizde akademilerden yükselen taciz haberleri ardı sıra gelen itiraflar. İşte bu çerçevede Ahmet Hoca’nın dediği 2 tip muhalif tavrı arasındaki ince çizgi karşımıza çıkıyor. Böylesi karışık bir dönemden geçerken bireysel tepkilerin daha da öne çıktığı bir dönemde iktidara ya da güç sahiplerine karşı çıkarken neye nasıl yaklaşıyoruz? USA’da yayılan toplumsal olayları kınarken, ırkçılığın kötülüğünden, basın özgürlüğünden ya da  tacizlerden bahsederken aynaya bakabiliyor muyuz? Aynaya bakarken "Burada da siyah bir leke gibi olaylar var. Bu lekeyi yok saydım hep fondötenle cildimi kapattım nefes almasını engelledim. Ama o leke de benim bir parçam" diyebilme cesaretini kaçımız gösterebiliyoruz.

"Kadim Kent Yozgat" ve Fondöteni Bırakmak

Bizden olmayana yaşam noktasında kendimizi yeterince sorgulama gücüne ve vicdanına sahip miyiz? Bir dönem kent girişine ‘İt girer Kürt Giremez’ yazıp fotoğraf çekilen Yozgat’ı koskoca Yozgat’ı bu fotoğrafla itam edebilir miyiz? Elbette hayır. O Yozgat ki Ahmet Hakan ve Bekir Bozdağ’ın memleketi olduğu gibi Gülten Akın ve Altan Erkekli’nin de memleketidir. Bildiğim kadarıyla. Hepsi başka seslerdir. Vicdan sahibi olmak bizden olmayanın da biz gibi aynı haklara sahip olduğu gerçeğini içten kabulle başlar esasen renklilik ve tüm renkleri sesleri kabulle. Bu kabulü kaçımız içselleştirdik? Muhalefet nereden bakıyor? Muhalefet memuru tipler, onay mühür süreci içinde ‘sarsma’ eylemi dışındadırlar ‘Tek tip’ muhalefet etme eylemi… Sarsmak için cesaretli olmak eleştiri alacağını bilerek ya da bazı kesimlerin tepkisini de göze alarak şahsi çıkar gözetmeksizin doğruları görebilmek, söyleyebilmek, fondöteni bırakmaktır. Burada sivilce küçük olan siyah olan çirkin olan işte Morrison’un dediği gibi.  Mecliste seçmen iradesi ile seçilen 3 vekilden sadece birinin isminin anılması tamamen adli bir sürece bağlı gelinen noktada tüm muhalefetin tek isim ve potada eritilme stratejisi. Sorgusuz sualsiz bir kabul değil, savunma değil bu satırlar olamaz da. Suç varsa cezalandırılmalı da. Kadına siyaha çirkine, Çerkeze ya da diğerlerine yani tüm ötekilere karşı tavırların altında yatanları sesli düşünmek, kağıda dökmek mesele. Demokrasi varsa, eşitlik, millet iradesi diyorsak süregelen ikircilikli tavrın yüzeyselliğinin altını çizmek sadece.. ‘Bütün hayvanlar eşittir fakat bazı hayvanlar ötekilerden daha fazla eşittir’ demişti George Orwell'ın 1945 yılında siyasi hicivde zirve bir cümle hakikaten.

Önceki ve Sonraki Yazılar