Elif Mirmahmutoğlu

Elif Mirmahmutoğlu

‘We Are Not Tourists!’ Bakanlar Farkında Değil Zahar...

Yeni keşfettiğim bir yazardan bahsetmek isterim biraz. Wolfgang Borchert; diyor ki, ‘Gerçek, kasabanın fahişesi gibidir. Onu herkes tanır, ama sokakta görünce kimse selam vermeye cesaret edemez’ Alman edebiyatının önemli isimlerinden biri 26 yıllık kısa ömrüne dev eserler sığdırmış. ‘Hayır De’ bu eserlerden sadece bir tanesi.

Bazı gerçekler var evet. Her anlamda oldukça kaotik bir çağdan geçiyoruz. Z kuşağı, X kuşağı araya sıkıştı Y kuşağı. Her gün bin kilometre hızla değişen gündemle yol alıp gidiyoruz.

Geçenlerde bir arkadaşım yazdıkların illa ki bir yerde siyasete bağlanıyor dedi. Evet keşke böyle olmasa,’ Keşke Kuzey Avrupa’da yaşayan bir insan gibi ruh haline sahip olabilsek’ dedim bende kendisine. Siyaset hayattır. Özellikle de yaşadığın ülkede, bireysel hak ve özgürlükler sürekli gasp ediliyor, alım gücün sürekli düşüyor ve yaşam hakkın her gün biraz daha sınırlanıyorsa.

Bürokrasi ve hegemonyaya tapınma hali birey olmayı başaran herkesi sınıyor bir şekilde. Sınırlarını, sınırsızlıklarını yeniden gözden geçirmene neden oluyor.

Çalıştığım her ortamda eğitimini aldığım alana ilişkin farkındalıklar yaratmaya çalışan bir birey oldum. ‘İletişim Bir Sanattır ve Sanatı Destekliyoruz’ şahsi sloganıma dönüştü. Gezi Süreci’ne kadar da iktidarın iletişim kanallarını çok iyi yönettiğini, kampanyalarında ve kitle iletişiminde oldukça başarılı olduğunu söylemekten hiç çekinmedim. 20 yıldır iletişim sektörünün birçok cephesinde mesaisi olan bir kadın olarak başarılı kampanyaları da hep alkışladım.

EROL OLÇAK’IN KEMİKLERİ SIZLADI MI?

AKP iktidarı çok uzun bir süre iletişim kanallarını çok iyi organize etti bunu uzun uzun konuştuk bazı iletişimci dostlarla, ustalarla, siyasilerle. Mesela 2007’de “Durmak Yok Yola Devam”, 2011’de “Aynı Yoldan Geçmişiz Biz” kampanyaları çok usta bir ekibin elinden çıkmıştı ve yurttaşa dokundu. Bu kampanyaların başındaki isim Erol Olçok önemli bir reklamcıydı. 2015 hain darbe saldırısında ne yazık ki yaşamını yitirdi. AKP için mihenk taşı değerinde idi fikrimce.

Bugün geldiğimiz noktada ise artık samimiyetinden şüphe duyulan, inandırıcılığını yitirmiş bir hükümet ve bu hükümetin çırpınışları ile karşı karşıyayız. Paniğe bağlı acemi adımlarla gücünü yitirmekte, kurumsal iletişim sürecini kontrol edemeyen bir parti var karşımızda. Bakınız AKP’nin ‘Yalan Üretim Merkezi’ animasyonu fecaat.

Gelelim toplumsal değersizliğe. Turizmde de mesaisi olan orada canla başla çalışan ekiplere dahil olmuş bir emekçi olarak şunu söylemekten asla çekinmiyorum. Turizm gerek yaşadığım kent gerekse bu ülke için can damarıdır.

Turist’ her anlamda kıymetlidir ve Türkiye ciddi anlamda turizmde dev bir marka, önemli bir destinasyondur. Yurt dışında hiç tatil yapmamış bir insanın Türkiye’nin turizmdeki başarısını anlaması zordur. Avrupa’da ülkenin birinde 20'li yaşların başında kahvaltıda yiyecek ‘biber’ ararken Türkiye’nin bu sektördeki başarısına bir kez daha şapka çıkarmıştım.

Bugün iletişim sorunsalında boğulan iktidar kan kaybediyor. Ve o iktidarın temsilcileri yurttaşını her gün kırmaktan çekinmiyor. Son günlerde ardı arkasına gelen açıklamalar da açılmaya çalışılan turizm sektörü üzerinden geliyor. Değersizlik hissi öfkeye dönüşüyor. Gerçekler bir ‘fahişe’ gibi ortada geziyor görmek isteyen bakıyor, istemeyen yüzünü çeviriyor. Ama iktidar ardı ardına bu alanda iletişim kazaları yaşıyor kırdıkça kırıyor insanını.

Biz turist değiliz bu ülkenin yerlisiyiz unutulmasın.

‘NE KADAR İNCİNDİ BU İNSANLAR FARKINDA MISINIZ?’

Profesyonelliği ve iş disiplini tartışmaya kapalı ama bakanlık tarzı tartışmaya açık Turizm Bakanı Mehmet N. Ersoy, ‘Türkiye’de turist olmak avantajlı oluyor’ derken arkasından, Antalyalı Dış İşleri Bakanı Avrupa’ya güvence veriyor. ‘Mayıs sonuna kadar turistlerin görebileceği herkesi aşılayacağız’ diyor.

Vergisini ödeyen bir vatandaş için neden hiçbir avantaj yok? Peki, turistlerin görmedikleri? Onlar kimdir? Deli soruları çoğaltmak mümkün. Ki; sosyal medyada da çok yaratıcı sorular gördük, okuduk. Yani Turizm Bakanı bir teknokrattır siyasetin içinden gelen değil sektörde uzman bir isimdir. Peki Mevlüt Çavuşoğlu neden daha özenli konuşmuyor?

Yatak olmadığı için ölen yurttaşların olduğu, geçim sıkıntısından müzisyen ve esnafların intihar ettiği bir dönemdeyiz. Lebalep kongrelerle şuursuzca salgının yayılmasına alenen ortam sağlayan bir iktidarın uzun yıllardır ortağısınız. Aşı sırası bekleyen milyonlar var hassasiyetler var…

Öğretmenler mesela neden hepsi aşılanamadı? Turizmciler değerli de öğretmen dış kapının mandalı mıdır? Bu açıklamalarla yok sayılanları kendi yurttaşlarını neden düşünmez koca koca insanlar. Bu süreci toplumsal mutabakatla yönetemediniz.

Ne kadar incindi bu insanlar farkında değil misiniz? Sade vatandaşa sahilde ceza kesilirken, turistlerin denize serbestçe girmesi toplumsal değersizlik hissini nasıl doruğa taşıyor farkında değil misiniz siz? Alanya’nın Türkler Köyü sakinleri daha mı az değersiz?

Bilgi birikimi ve tecrübenize saygım var. Ama özellikle böyle bir dönemde yaptığınız bu açıklamaları şuursuzca, duyarsız ve de çok kaba buluyorum. Siz bu toplumun dilini konuşmuyorsunuz artık toplumsal okuma yapamıyorsunuz. Bu ülkenin öz insanı bu kadar değersiz olmamalı! Patates soğan kuyruğunda olan bu yurttaşı böyle ayrıştırmak nedir? Turistin karşına çıkacaklar ve çıkmayacaklar!!!

Pes doğrusu…

Önceki ve Sonraki Yazılar