Kastamonu'ya Yolumuz Düştü

Kastamonu, Karadeniz'in gizli kalmış cenneti. Tarihi, çevresi, gastronomisi ile gerçekten Türkiye'nin görülmeye değer bir cennet bir köşesi.

Kastamonu Valisi Avni Çakır'ın daveti ile turizm yazarı arkadaşlarımla birlikte Kastamonu'ya gittik. İlk ziyaretimizi Türkiye’deki en gösterişli ve özel kamu binalarından biri, Kastamonu Hükümet Konağı olan, ulusal mimarlık akımın öncülerinden Mimar Vedat Tek’in çizimiyle 1902 yılında yapılan, Kastamonu'nun sembollerden biri olarak varlığını sürdüren Kastamonu Valilik binasında vali Avni Çakır oldu.

Ziyaretimiz sırasında Vali Avni Çakır, Kastamonu'nun Osmanlı'nın 400 sene boyunca sancak merkezi olduğunu, Osmanlı'nın Kastamonu'da çok sayıda tarihi eser bıraktığını, bu tarihin de bu şehre bir ruh verdiğini anlattı.

Kastamonu'nun doğasının ve coğrafi yapısının çok zengin olduğunu vurgulayan vali Çakır, ''Karadeniz'de en uzun kıyısı olan şehir Kastamonu'dur. 6 ilçemiz de sahildedir. Kastamonu, yüzde 99 homojen bir yapıdadır. Göç almamıştır. En büyük zenginliklerimizden biri de bölgemizin yüzde 70'i ormandır. Bozulmamış bir doğa var'' dedi.

Valinin bize anlattıkları Kastamonu'nun adeta buz dağının görünün kısmı. Kastamonu hızla turizmde gelişiyor. Özellikle doğa severlerin vazgeçilmez bir tatil destinasyonu haline geleceği şimdiden belli.

Doğa severleri çekmek isteyen Kastamonu merkezi ve ilçeleri sürekli yatırımlar yapıyorlar. Yeni karavan ve kamp alanları, kanyonların turizme kazandırılması, seyir terasları ve bir çok yatırım sırada bekliyor.

Kastamonu deniz, kum ve güneş turizmi yerine doğa turizmini tercih etmiş. Karadeniz'in en uzun sahiline sahip. Hem de bozulmamış, doğa ile bütünleşmiş bir sahil var. Ancak bu güzelim sahil yörelerinin betona dönüşmesini istemiyorlar.

Bu nedenle doğa ile bütünleşmiş turizm yatırımlarını ön planda tutuyorlar.

Turizm yazarları ile birlikte yaptığımız gezide bize ev sahipliği yapan başta Kastamonu Kültür ve Turizm İl Müdürü Fahrettin Şenoğlu olmak üzere şube müdürü Nihan hanım ve bize rehberlik eden Emrullah'a teşekkür etmek isterim. Bize güzel bir ev sahipliği yaptılar.

Kastamonu'nun Osmanlı'dan kalma camileri ve külliyeleri gezmeye değer yerlerin başında geliyor. Şehrin merkezinde bulunan, başarılı turizmci Cem Dilimel tarafından işletilen, 600 yıldır da otel olarak hizmet veren Kurşunluhan Otel, Kastamonu'da konaklamak isteyenlere tavsiye edilebilecek en güzel yerlerden biri.

Bir de Mimar Vedat Tek Kültür ve Sanat Merkezi & Şapka Müzesi var. İçinde Türkiye'de tek olan Şapka Müzesi, bebek müzesi ve dantel müzeleri de bulunuyor. 2008 yılından bu yana hizmet veren bu müzenin bulunduğu tarihi bina ve çevresi gerçekten görülmeye değer bir ortam yaratıyor.

Kastamonu şehir merkezinde çok sayıda konak var. Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın destekleri ve Kastamonu Valiliğince bu konaklar bir bir restore edilmiş. Şu ana kadar da 800 konak restore edilerek şehre ayrı bir güzellik katılmış. Restore edilmiş konakların arasında gezerken kendini Osmanlı döneminde yaşıyormuş gibi hissediyorsun.

Kastamonu'da 812 adet yemek türü var ve bunlardan birçoğu diğer yöreler tarafından bilinmiyor. Zengin bir yemek kültürüne sahip Kastamonu'da yetişen, Üryani Eriği, Taşköprü Sarımsağı, İnebolu Kestanesi, İnebolu Kirazı, Azdavay Armudu, Tosya Pirinci, Araç Cevizi ve Kızılcığı ülke çapında oldukça rağbet görüyor.

Kastamonu'da ekmekler, çorbalar, et yemekleri, hamurlu yemekler, sebze yemekleri, tatlılar ve içeceklerin bir çoğu farklı ve lezzetli. Kastamonu'ya gelip de yöresel yemekleri yemeden ayrılmak, Kastamonu'yu görmemek, tanımamak anlamına gelir.

Kastamonu kış turizminde de söz sahibi olmaya başlamış. Ilgaz dağında iki ayrı kayak merkezi oluşturulmuş. Bu merkezlerde konaklamak isteyenler içinde oteller var. Buraya Kastamonu'dan günübirlik de gelmek mümkün. Bir saatlik bir yolculukla Ilgaz dağında bambaşka bir ortamla karşılaşabiliyorsun. 30-40 metre yükseklikteki kalem gibi ağaçların yer aldığı orman içindeki bu kayak merkezleri adeta büyüleyici.

Kastamonu'da gezilecek yerlerde, yaşanacak alanlarda bitmiyor. Bunların başında Daday Atlı Terapi Merkezi ve Model Binicilik Tesisi, Pınarbaşı İlçesinde bulunan Horma Kanyonu da var. Horma Kanyonu, doğa tutkunlarının sıklıkla ziyaret ettiği bir yer.

Kanyon’da ziyareti kolaylaştırmak için yapılmış olan 3 km’lik ahşap yürüme parkurunda yürürken büyüleniyorsun. Bu yürüyüş yolu insana apayrı bir aksiyon katıyor. Dağlara bitişik yapılmış bu yürüyüş yolu doğa ile iç içe yapılmış. Yol yapılırken ağaçlara da zarar verilmemiş. Yürüyüş yolunun ortasından ağaçların yükseldiğini görebiliyorsun.

Horma kamyonunun sonunda ise buz gibi suların atığı Ilıca Şelalesi seni karşılıyor. 15 metreden dökülen bu su doğal bir havuz oluşturmuş.

Azdavay İlçesinde ayrıca Çatak Kanyonu bulunuyor. Çatak Kanyonundan 450 metre yükseklikte yer alan cam terasta aşağıya bakmak kolay olmuyor.

Gezdiğimiz, gördüğümüz çok yer var. Bunları bir bir anlatmak zor. Ancak Kastamonuluları kutlamak gerek. Gerçekten turizm adına güzel işler yapıyorlar. Doğayı bozmadan, betonlaşmadan bu işleri sürdürüyorlar.

Umarım gelecekte de doğa bozulmaz, her yer betonlaşmaz...

Önceki ve Sonraki Yazılar