Yeniden Doğmak Gibidir Başlangıçlar...

Uzun zamandır hayal ettiğim, zaman zaman derleyip, deneyip yoğunluktan ve hayat kavgasından yarım bıraktığım 'Farklı Pencere'min perdesini yeniden aralamak müthiş keyifli... Öncelikle her zaman olduğu gibi bu yeni yolculukta da beni yine yalnız bırakmayan, her koşulda beni destekleyen, birlikte yürümekten onur duyduğum büyük aileme ve varlıklarını sindire sindire içime çektiğim Pencere TV ailesine teşekkür ederim…

Şunu belirtmeliyim ki “BEN MAHALLENİN YENİ DELİSİYİM”, zamanla tanışacağız!..

Susmak, sustukça yaftalanmak, yaftalandıkça kendini anlatmaya çalışmak, bu eylemi defalarca tekrar etmek, tekrar etmekten yılmak, içimde biriken tüm cümlelerin çığ gibi büyümesi, üstelik sustukça edepsizlerin biz susturduk zannetmesi delirtti beni.

Unutmamak gerekir ki; delirmek ciddi ve zor bir iştir... Yavaş yavaş delirirsin… Seni aptal zanneden, iş bilmez, beceriksiz aptallar delirtir seni inceden inceye… Dedim ya, sen susarsın, o seni konuşturmamak için gelir de gelir üstüne! İnsanlıkla kölelik arasında gider gelir bu edepsizler…

Hemen delirmezsin... Önce tüm hayatını çekersin içine… İlk icraatın doğru olduğunu anlatan, kendi söylediğine kendi inanmayan yanlış seslerden kurtulmak olur… Kimse konuşmasın istersin, kimseyle konuşmak istemezsin... Karanlık çöker içine. Hayatının filmini defalarca başa sarar, defalarca durdurur, defalarca izlersin... İçinde kalmış yüzleşmek zorunda olduğun hatalar, bu hatalara sebep olan insanlar, sistemsel yanlışlar... Sen susar köşene çekilirsin onlar bitti sanır. Biz kazandık, tükendi “hayalperest” derler, cürümlerine bakmadan! Hoş ateş olsalar ne yazar?

Ama öyle ya olmasa da oldu derler!

Delirmek ciddi iş! Ateşi sönen odunları (!) izleyip kapatırsın gözlerini, içinde bir oda görürsün, yürürsün o odaya prangalı... Oda tam yüreğinin ortasında… Burası kendi “Çilehane”ndir. Zifiri karanlık, soğuk! Mücadeleyle yürüdüğün yol, hayaller, hayal kırıklıkları, hayallerden güzellikler, hatalar, hatalardan dersler, izledikçe yoğrulur, yoğruldukça şekil alırsın... Daha genç yaşımızda sahteliği içimize işletmeyi başaran Doğan görünümlü Şahin'lerin sayesinde vücut bulan içi boş, dışı dolu gözüken sahte insanların varlıklarını tekrar hissetmek ağır gelir...

Hayatına nereden geldiğini anlamadığın bu insanların varlığı, bu insanlardan oluşan saçma gruplar, hak edilmemiş mevkiler, zengin hayatlar, lüks, şıkır şıkır kıyafetler, bu kıyafetlerle sahte gülümsemeli bol dedikodulu fotoğraflar, parayla ya da boşluktan alınan 'Başarı Ölçüsü' plaketler, ödüller, kupalar, sosyal duyarlılık pozları, sömürü daha neler neler...

Üstelik riya, kibir ve sahte kavramlarının dil, din, mezhep ayırt etmeksizin herkese, her kesime sirayet ettiğini görmek, kötülük ile iyilik arasında ezilen iyi insanlara iftira atarak şeref ve namuslarını iki dudağının arasında fütursuzca harcayan üç kuruşluk para ve güç kölelerinin varlığı, para odaklı çarpık düzen de cabası…

Böyle bir zamanda mutlu olmak mümkün mü? İçin kararır! “Bu dünya ‘banane’ diyemeyen insanlar için mutlu olunacak bir yer değil” der, durursun kendine... Özünü bulursun... Susup düşünenlerin azaldığı yerde ahkâm kesen cahiller, ölmeyecek gibi yaşayanlar… Hele ben bilirimciler…

Birden sessizliğin biter! Saçma dikte'cilere, düzene, düzenin bozuk olduğunu söyleyip arkadan düzeni bozan düzenbaza, hırsıza, arsıza, ahlak dersi veren ahlaksıza boyun eğmek ağır gelir... Yanlışı, haklıyı, haksızı, sahte insanları, sahte hayatları, dillerden düşmeyen yalanları haykırmak farz olur...

Öyle ya yeniden doğmak gibidir başlangıçlar. Bugün yeniden doğuyoruz küllerimizden...

Delirmek yürek ister! Bizde de o yürek var çok şükür... Bundan böyle söyleyecek çok sözümüz, anlatacak çok konumuz var…

Farklı Pencere'de bana eşlik etmeniz dileğiyle…

Hoşlukla kalın.

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.