Esra Zeynep Özdemir

Esra Zeynep Özdemir

Pencere

Onu saygıyla anarak başlamak istiyorum bugün...

Cemal Süreya’nın dizelerindeki duygu var ya hani;

Bazı insanların ruhlarının denize kıyısı var sahiden...

Onlarla konuşunca, sanki bacaklarını denize nazır uzatıp huzur buluyorsun...

İnsanoğlunun belki de yüzyıllardır üzerinde konuştuğu ve anlamaya çalıştığı bir konu iletişim.

Üstüne pek çok makale yazılan ve okullarda saatlerce dersi verilen bir konu.

Ama tek başına akıl yetmiyor işte...

En iyi iletişimlerin duygusal ve sosyal zeka ile kurulduğunu kim inkar edebilir?

İnsanı insana kırdıran hatta bazen kendine bile kırdıran bir şey bu iletişim...

Ama hayat bunun üstünde dönmüyor mu?

Bugünlerde demokrasi üzerine pek çok şey söylenirken mesela, bunu tehdit eden en önemli şey iletişim kurma biçiminden kaynaklı değil mi?

Tıpkı futbol takımı tutar gibi diğer takımın taraftarına “öteki” gözüyle bakılması sağlıksız iletişimin zeminini kalınlaştırıp duruyor…

Bu “öteki” ile oturup konuşmanın ya da onun penceresinden de bakmaya çalışmanın,  “taraftarı” olduğuna ihanet etmek gibi algılandığı bir yerde doğal olarak mesafeler arttıkça artıyor ve “ Duygusal Siyasal Kutuplaşma” insanın canını yakan bir nasır haline dönüşüyor.

Artık vatandaş yoruldu. Kavgadan, gürültüden, kendini ifade etmek isteyene terörist denilmesinden, iletişim kurmak yerine bildiğinin okunmasından...

Okuyup kendini yetiştirene elit, fikrini dile getirmeye çalışana vatan haini,

Biat etmeyene isyankar denilmesinden..

Artık yoruldu vatandaş, samimiyet, içten bir hitap, güveneceği bir liman arıyor.

Yapmak için gayret edene, samimiyetle konuşana, ağzından çıkanın arkasında durana, toplumun duygusal kırılımlarını doğru tespit edene,

Konuşurken gözüne bakan, yüreğiyle dinleyene anlayana özlem duyuyor...

Huzur istiyor ez cümle; huzur...

Cemal Süreya’nın dediği gibi;

Pencereniz kirliydi, gördüğünüz her insana çamur attınız...

Pencereleri temizlere denk gelelim artık... vaktidir.

 

 

Önceki ve Sonraki Yazılar