Esra Zeynep Özdemir

Esra Zeynep Özdemir

Ses'in Hediyesi...

Cep telefonlarının olmadığı bir kuşaktan geliyorum ben… Hatta çocukluğumda hatırlıyorum sömestr tatillerinde gittiğim Zonguldak’ta henüz eve telefonlar yeni yeni bağlanırken mahallede sadece dedemlerin evinde telefon vardı ve hemen hemen her gün bir komşu bir yakınını aramak için izin isterdi.

Sonra telefonlar tüm evlerde yaygınlaştığında başında çalsın diye beklediğimiz o günler geldi. Hepiniz o telefonların zilini hatırlarsınız…

Uzaktakinden ses duyabilmek lükstü…

Amacım, bugün artık hepimizin elindeki sonsuz seçenekli iletişim imkanlarına sahip telefonların geçmişi üzerinden bir nostalji yapmak değil…

Ama teknoloji ne kadar gelişirse gelişsin bir şeyin kıymetini unutmayalım diye yazıyorum…

Ses neydi, ses emekti diyesim var hatta… Çünkü bu günlerde sevdiklerimizi aramak için yeterince emek vermediğimizi, vakit ayırmadığımızı düşünüyorum.

Bir kitapta okumuştum; sesimizde duygu durumumuzu yansıtan şifreler varmış;

Duygusal durumumuza dair her türlü değişiklik önce nefes döngümüze sonra da sesimize yansıyormuş, bir nevi beden dili gibi.

Profesyonel çalışma hayatımda telefon en çok kullandığım iletişim araçlarındandı. Neredeyse sabah erken saatlerde başlayıp akşam saatlerine kadar onlarca telefon konuşması yapardım, konuşurken de ifadelerim vücuduma yansır, elim kolum sürekli haraket eder; yüzümde bir gülümseme varsa konuştuğum kişinin de gülümsediğini ve hatta görüşmenin iyi gittiğini anlar ama kaşlarımın çatılmasının da bir o kadar hissedildiğini telefonun ucundaki ses tonundan yakalardım..

Oldum olası mesajlaşarak iletişim kurmayı çok sevemedim ben..

Kısa bir bilgi alma/verme teması için tamam ama ya insanın sesine yansıyan tınıları hissetmek…

Öyle klasikleşmiş "Nasılsın iyiyim şükür sen nasılsın" konuşmasından öte bir şeyi kastediyorum. Bu mesajlaşma uygulamaları ve sosyal platformlar çıktı çıkalı ses duymaya ne kadar az vakit ayırıyoruz hiç düşündünüz mü?

Sevdiklerimi aradığımda "bir sesini duyayım diye aradım" cümlesinin dilime pelesenk olduğunu farkettim. Mesajlaşarak haberleşmenin öncelikli bir görüşme tarzı olduğuna inanılan bu günlerde sanki aramış olmaya bir açıklama getirmek gerekiyormuş gibi…

Sebepsiz aramalar ne güzeldir oysa ki...

Tanıdığımız, geçmişte görüştüğümüz ama sosyal medya üzerinden ilişkide olduğumuz kişilerle sanki görüşmeye devam ediyormuşuz gibi gerçek olmayan bir algı oluşuyor ve bu da maalesef değer verdiğimiz insanları, yıllarca aylarca zaten görüştüğümüzü zannederek aramamamıza sebebiyet veriyor. Belki ne yaptığını görüyoruz ama sosyal medyanın yanıltıcı algısından gerçekte ne hissettiğine, günlerinin nasıl geçtiğine tanık olamıyoruz.

Evet doğru; her türlü duygu durumundan tut, "isim şehir hayvan eşya ülke" oynadığımız günlerde olsaydı her birine denk gelecek şekilde, yaptığın aktivite ya da kalbinin renk tonuna kadar pek çok figürün olduğu bir sürü emoji, her ne istersen ifade etmeye yetiyor yetmesine de ama sevdiklerimizle sadece bu şekilde haberleşmeyi alışkanlık haline getirmeye şerh koyuyorum.

Kurulan pek çok mesaj gruplarında eskilerden haber almak, başlıca şeyleri paylaşmak güzel ve eğlenceli oluyor ama hepinizin yaşadığı örnekler vardır;

Ne zamanki iletişim bu platformda yoğunlaşıyor, bir süre sonra aslında ben öyle yazmıştım ama başka türlü demek istemiştimlerden tutun yazılanların farklı yorumlanmasına kadar giden kızma ve darılmacalar başlıyor. Yani biz her ne kadar duygu ve kelimeleri dijital platformlara taşısak da hiçbir şey konuşmanın yerini tutmuyor…

Oysaki;

Söyleyeceklerini sesli anlatmak, varsa bir dert; sesli paylaşmak, duyguların içimizde savaş veren hallerini bölüşmek, hatta bazen bildiğin şeyleri başkasının ağzından duymak, hislerini oturtamadığın yerlere yerleştirmek, ruhunu temize çekmek ne güzeldir.

Senin sesini duyduğu için bir dostu mutlu etmek, onun sesine yansıyan çoşkuyu içine doldurmak gibisi var mıdır?

Nasılsın diyen bir sesin seni merak ettiğini hissetmek,

Özel konuşacak bir şey yoksa bile sesle beslenmek,

Daha da ötesi karşılıklı ihtiyaç duyulduğunda daha önce söylenmiş "bir telefonun ucundayım"ın samimiyetini ve sonrasında aramak için lazım olacak cesareti pekiştirmek, gerçekten onlarca meseja bedel…

Geçmişte birinin sesini telefonun ucunda duyabilmek lüksken bugün insanoğlu olarak tükettiğimiz pek çok şey gibi gereksiz görülen bir eyleme dönüşmesin dilerim…

Şimdi hadi telefonu alın elinize ve uzun zamandır aramadığınız bir sevdiğinizi arayın… Sebepsizce…

Önceki ve Sonraki Yazılar