Deprem Tek Başına Öldürmez, İhmalde Öldürür

Çin’in Şhansi (Shaanxi) eyaletinde 1556 yılında 800 kilometre civarında bir alanda meydana geldiği sanılan depremde 830 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.  Depremin şiddeti bazı kaynaklara göre 8 civarında bazılarına göre de 11.

Yerel kayıtlara göre, Şhansi halkı bu doğal felaketin ardından gelecekteki olası depremlerin etkisini ve yıkımını azaltacak şekilde evlerini yeniden yaptı. Bu depremin çok sayıda taş evi yıkması yüzünden halk sarsıntıya daha dirençli ve üzerinize düştüğü zaman daha az zarar verecek bambu ve ağaç gibi daha yumuşak malzemeleri evlerinin inşasında kullanmayı tercih etti.

Ming hanedanından İmparator Jiajing döneminde olan bu depremden kurtulan bilgin Qin Keda da olası bir deprem sırasında insanların ne yapması ve nasıl davranması gerektiğine dair tavsiyelerini yazdı.

Qin Keda’nın tavsiyeleri şöyle: “Depremin başında insanlar hemen dışarı koşmamalı. Sadece çömelmeli. Kuş yuvası bile düşse içindeki bazı yumurtalar hala sağlam kalabilir.” 

Qin Keda’nın bundan 450 yıldan fazla bir zaman önce verdiği bu tavsiyeler hala geçerli. Deprem sırasında hemen dışarı koşulmamalı; evin içinde sağlam bir eşyanın yanına çömelerek hayat üçgeni oluşturulmalı. Panik olunmamalı.

Deprem kuşağı üzerinde olan ülkemizde halkımız sık sık bu felaket konusunda bilinçlendirilmeli ve insanların depreme karşı hazırlıklı olması sağlanmalıdır. Deprem tatbikatları muhakkak yapılmalıdır.

İzmir depremi bir kez daha ihmalin ve sorumsuzluğun yıkıma ve can kaybına neden olduğunu gösterdi.

İzmir depreminde yaşanan acıyı başından beri an ve an izliyoruz. Beton parçalarının un ufak oluşunu gördük. Binalara çürük raporu verildiği halde insanların oturmaya devam ettiklerine şahit olduk. Fırsatçılara lanet okuduk. Türkiye’nin neresinden olursa olsun yapılan yardımları takdir ettik. Hayata tutunan masum bebeklerin mucize kurtuluşlarıyla sevindik. Kurtarma ekiplerine minnettarız.

Ama bu böyle olmamalıydı.

Çürük raporu verilen binalar mühürlenmeliydi. Oturuma kesinlikle izin verilmemeliydi. İmar affı çıkarılmamalıydı. Toplanan deprem vergileri amacı doğrultusundaki hizmetler için kullanılmalıydı.

İnşaat ruhsatları kolay verilmemeliydi.

Türkiye’de inşaat sektöründe denetim mekanizmalarında tavizler veriliyor olması asıl sorunu oluşturuyor.

Örneğin Japonya’da 1995’te 6 binden fazla kişinin öldüğü Kobe depreminden sonra ülkede depreme dayanıklı yapılaşmaya öncelik verildi. Bu çerçevede deprem sonrasında katı bir inşaat yönetmeliği getirildi ve binaları koruyacak teknolojiler geliştirildi. Japonya’da meydana gelen her depremde teknolojik sistemlerle sağlanan esneklik sayesinde binaların yıkılmadığını ve can kaybının olmayışını televizyonlardan izliyoruz.

Türkiye’deki inşaat sektöründe denetim mekanizmaları kesinlikle güçlendirilmeli; afet yönetmelikleri güncellenmeli ve kamu spotları artırılmalıdır.

Güvenli yaşam alanlarında yaşamak hepimizin hakkıdır. Bugüne kadar meydana gelen her depremden sonra ne kadar hazırlıksız olduğumuzu hep konuştuk ama yine acılarla ve maddi kayıplarla karşı karşıya kaldık. Doğal afetleri önlemenin bir yolu yok, ancak vereceği hasarı aza indirmek için alınabilecek önlemler var. Bu çerçevede devletimizin kararlı bir politika içinde deprem ve diğer doğal afetler için hazırlık uygulamalarını zorunlu kılmasını umuyoruz.

Önceki ve Sonraki Yazılar