Kuraklık Alarm Veriyor

Türkiye mevsim normallerinin altında yağış alması ve hava sıcaklığının kış mevsimine göre yüksek seyretmesi nedeniyle kurak bir dönem geçiriyor.

Covid-19 virüsünün neden olduğu salgınla mücadele ederken evde kapalı kaldığımız bu günlerde belki de havanın güneşli ve ılık olması biraz içimizi rahatlatıyor. Bu durumdan faydalanıp uzun yürüyüşlere çıkıyor, bisiklete biniyor, spor yapıyor olabiliriz. Kova kova sularla yıkadığımız balkonlarımıza üzerimize aldığımız bir şal veya ceketle çıkıp kahvemizi ya da çayımızı yudumluyoruz. Oh mis gibi hava. 

Mel Gibson’ın rol aldığı Mad Max film serisini izleyenler belki hatırlar. Filmin son serisinde de Charlize Theron Tom Hardy ile oynamıştı. İnsanların, nükleer savaştan sonra çöllerle kaplanan, susuzluğun arttığı, medeniyetin çöktüğü bir dünyadaki yaşam mücadelesini konu alan bir filmdi. Bir damla su için insanların birbirini katlettiği aksiyon sahneleri hoş görüntü sunmasa da, bize “gelecekte böyle mi olacak” dedirtti.     

Karantina, aşılanma derken kuraklığı göz ardı mı ediyoruz bu süreçte. Klişe bir cümle olacak ama “üç büyük ilimizin barajlarındaki su seviyelerine baktığımızda” durum pek parlak görünmüyor.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nin (İSKİ) güncel baraj doluluk oranlarına göre, bölgedeki barajların genel doluluk oranı yüzde 20,02. Sadece İstanbul’daki barajlarda metreküp olarak toplam su miktarı geçmiş yıllarla mukayese edildiğinde 1.Ocak.2021 itibariyle 173,92 milyon metreküp ile en düşük seviyesinde seyrediyor. Bunun ne kadar düşük olduğunu Ocak 2020’de 331 milyon metreküp olmasından anlayabilirsiniz. İzmir’de de barajların doluluk oranı hala yeterli seviyede değil. Ankara yaklaşık bir ay içinde birkaç gün yağmur, bir gün de kar gördü. Ankara Su ve Kanalizasyon İdaresi’ne (ASKİ) göre, Ankara’daki barajların doluluk oranı da yüzde 20,96. Barajlar alarm veriyor.

Haberlerde ülkenin dört bir yanından suları çekilmiş göller, karaya vurmuş balıklar, çatlamış toprak görüntülerini izliyoruz.

Meteoroloji Genel Müdürlüğü'nün üç ve altı aylık dönemleri gösteren son kuraklık haritaları da sorunun boyutunu gözler önünde seriyor.

Müdürlüğün Aralık 2020’de hazırladığı Standart Yağış İndeksi (SPI) Eylül-Kasım 3 aylık değerlendirmesinde kuraklık durumundaki bölgelerin üst seviyede olduğu ve normal civarı bölgelerin ise düşük olduğu görülüyor.

Uzmanlar, bunun nedenlerini şöyle sıralıyor: küresel ısınma ya da diğer adıyla iklim değişikliği,

kontrolsüz tarımsal sulama ve su kaynaklarının evsel ve sanayi atıkları, zirai ilaçlar gibi nedenlerden kirlenmesi.

Bizler birey olarak kuraklığa neden olan küresel ısınmaya ve diğer faktörlere karşı ne yapabiliriz? Salgın nedeniyle yaklaşık bir yıldır alınan önlemler sayesinde küresel ısınmaya, seyahat kısıtlamaları nedeniyle olumlu katkıda bulunduğumuz kesin. Ama bu yeterli değil, mümkün olduğu kadar otomobil kullanma sayımızı azaltalım. Kısa mesafelere yürüyerek gidelim. Maddi durumumuz elveriyorsa elektrikli otomobile geçiş yapalım.

En önemlisi bulaşık makinesine tabak-bardak-çatal gibi gereçleri yıkamadan sadece üzerlerindekini sıyırarak yerleştirelim.

Elleri, bulaşıkları ve sebze ve meyveyi yıkarken, tıraş olurken, diş fırçalarken, ellerinizi yıkarken veya başka işler yaparken musluğu kapatmak, düşündüğünüzden daha fazla su tasarrufu sağlayabilir. 20 saniyelik bir el yıkama sırasında, yaklaşık 1 litre suyu harcıyoruz. Duşa girmeden önce suyun ısınması için boşa akıttığımız litrelerce suyu lütfen musluğun ya da duşun altına koyacağımız bir kovada toplayalım. Meyve ve sebzeleri yıkadığımız suları da lavaboya değil kovalara döküp çiçeklerimizi ya da ağaçları sulamada kullanalım. Çöp öğütücüsü mesela, içine attığımız yiyecek atıklarını un ufak edeceğiz diye harcanan su miktarını düşünün.  

Uluslararası Yenilenebilir Enerji Ajansı’ndan da bilgi paylaşmak isterim. Ajans web sitesinde yayımladığı makalelerde, güneş panellerinin üretim maliyetlerinin son 10 yılda çok düştüğüne, satın alınabilir ve en ucuz elektrik kaynağı olduğuna, çeşitli form ve ebatlarda üretildiğine ve ömrünün kabaca 30 yıl olduğuna dikkat çekiyor.

Daha yazacak çok madde var. Bu durum bireysel olarak yapacağımız katkılarla tamamen değişmeyecek ama vatandaş ve tüketici olarak devlete ve kuruluşlara bu konuda hazırlayacakları ya da hazırladıkları kampanyalara ya da projelere destek olarak ve teşvik ederek yardımcı olalım. Önce kendimizi, sonra ailemizi ve yakın çevremizi bu konuda bilinçlendirelim.  

Zira sosyal bilimcilere göre, “çevremizdeki insanların ne yaptıklarını gözlüyor, eylemlerimizi ona göre ayarlıyoruz. Komşularımız enerji tasarrufu, çevre koruması, geri dönüşüm gibi konularda adım atmışsa bizim de atma olasılığımız yükselir”.

Önceki ve Sonraki Yazılar