Saçı Uzun Aklı Kısa

Türkiye’de sıra beklemek zorunda kalınan yerlerde tanık oluruz tartışanlara. Bu tartışmalar bir kadın ile erkek arasında olduğu zaman cinsiyet ayrımı içeren cümleler mutlaka kurulur. Buna benzer bir olaya geçenlerde bir kargo firmasının şubesinin önünde tanık oldum. Salgın nedeniyle kargo firmalarının iş yükünün arttığı bu dönemde siparişleri gecikenler şubelere bizzat gidiyor. Doğal olarak kargo şubelerinin önünde kuyruk oluyor ve tabiî ki tartışma çıkıyor. Bu tartışmada 50’li yaşlarında bir erkek bir kadına “aracı yolu kapatıyor” gerekçesiyle kızdı. Kadın da kibarca “yolu kapatmadığını, ikinci bir aracın rahatça geçebileceği” şeklinde kendini savundu. Film o noktada koptu. Erkek kendisine cevap verilmesine o kadar sinirlendi ki hepimizin bildiği o savunma silahını çıkardı ve o bilindik sıfatları namluya sürdü ve ateşledi: “Hadi oradan kaltak. Saçı uzun aklı kısa ne olacak!” Sonrada ışık hızıyla aracıyla uzaklaştı. Evet kaçtı. Çünkü haksızdı ve bir sürü tanık vardı haksızlığını kanıtlayacak.

Bu arada bilmeyenler için “kaltak” kelimesini Türk Dil Kurumu (TDK) tanımlamış. Kaltak, “eyerin üzeri, meşin, halı gibi şeylerle kaplanan, tahta bölümü” anlamına geliyor.

“Erkek güçlü, kadın zayıf” zihniyetinin hüküm sürdüğü; erkek çocuklarını “çok yakışıklı maşallah ilerde Allah bilir ne canlar yakacak”, “göster bakalım amcana pipini”, “ erkekler ağlamaz” telkinleriyle büyütenlerin; “karı gibi konuşma”, kızları göstererek "oğlum sana hangisini alayım” diyenlerin olduğu sürece ülkemizde bunun gibi örnekler, şiddet ve cinayetler son bulmaz.

Erkeklerin pohpohlandığı coğrafyalarda kadına karşı şiddet olaylarının ve kadın cinayetlerinin artmasının da önüne geçilemez. Kadını küçümseyen, zayıf gören, bir cinsel obje yerine koyan bu zihniyetin değişmesi için eğitim şart. Kız çocuklarının okula gönderilmesi, okutulması şart. Kadınların özel ve kamuda istihdam sayılarının artırılması şart.

 Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu 2020 Haziran raporunda açıkladı: 27 kadın erkekler tarafından öldürülmüş; 23 kadın da şüpheli şekilde ölü bulunmuş.

Raporda şu da ifade edildi: “Kadınların kim tarafından, neden öldürüldüğü tespit edilmedikçe; adil yargılama yapılmayıp şüpheli, sanık ve katiller caydırıcı cezalar almadıkça, önleyici tedbirler uygulanmadıkça şiddet boyut değiştirerek sürmeye devam ediyor.”

Kadına karşı şiddeti ve kadın cinayetlerini haklı gösterebilecek; erkek egemen toplum şeklinde düzenleri destekleyebilecek söylemlerden de kaçınılması şart. “Kadın herkesin içinde kahkaha atmayacak; hareketlerinde cazibedar olmayacak; hamile kadının sokakta gezmesi uygun değil; örtüsüz kadın perdesiz eve benzer” gibi cümlelerin topluma mal olmuş kişilerce geniş kitlelere hitap ederken bir mesaj şeklinde kurulması da doğru değil. Toplumun gözü önünde olanların bu tarz konuşmaları erkeklerin kadınlardan üstün olduğu inancını destekler.

Objektif olmak gerekirse bu sorunda kadınların da “erkeklerin toplumda güçlü gösterilmelerinde” rolü var. Nasıl mı? İki örnek cümle yazıyorum: “Erkek adamdır yapar”; “Senin yerin kocanın yanı” diyen kadınlarımız halen mevcut. Bu zihniyeti de değiştirmek lazım.

Başka örnekler de vereyim. Son yıllarda çekilen televizyon dizilerinde erkek başrol oyuncu kaslı, güçlü, yakışıklı ve zengin iş adamı; kadın ise fakir ama nasıl oluyorsa şık ve seksi giyinen, pür makyaj, işsiz, muhtaç rolünde görüyoruz. Her bölümde ne hikmetse erkek kadının yardımına koşup onu kurtarıyor. Bu da cinsiyet eşitsizliğinin başka versiyonu.

Ailenin korunması ve kadına karşı şiddetin önlenmesine dair 6284 sayılı kanunun ve İstanbul Anlaşmasının etkin uygulanması kadınları koruyacak ve yaşatacaktır.

Cinsiyet eşitliğine uygun politikaların geliştirilmesi; mali kaynak sağlanması ve bu konuda yapılacak araştırmaların yayımlanması ve topluma duyurulması, üniversite öğrencisi Pınar Gültekin’in cinayeti gibi benzeri acı haberlerin son bulmasına yardımcı olacaktır.

Önceki ve Sonraki Yazılar