Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Ekmeği alnımıza götürmekten, nimeti çöpe atmaya…

Üzülerek gördüm ki, bu ülkede insanlar aç ve işsizken, kendi oy vermediği siyasi partiden geldi diye nimet dolu bir koliyi çöpe atanlar var. Hatta koliyi gönderenlerin ‘Allah’ı tanımadığına inanmak, inandırılmak ve yardım kolisini de bu nedenle çöpe attırmak nasıl bir marifettir? Bir insanın vicdanı nimeti çöpe atma noktasına nasıl gelebilir?

Beyin yıkamak, yani insanların fikirlerini değiştirmek, kanaatlerini oluşturmak çabası tarih öncesi çağlardan bugüne uzanıyor elbet. Ama eğitim verilen bir beyni yıkamak öyle kolay değil. Eğitimli beyin düşünen beyindir. Düşünür, araştırır, sorar soruşturur, doğru olanla yanlış olanı ayırır, ortada duran gerçeği görür, bir sonuca varır ve nihayetinde kendi kanaatini oluşturur.

O halde eğitim siyasetten uzak tutulmalıdır. Vicdan siyasetten uzak tutulmalıdır. Yardım siyasetten uzak tutulmalıdır. Korkmayalım, endişelenmeyelim, halklar doğru şeyleri yapana zaten oy verir.

Hiçbir düşünceyi, niyeti, siyaseti insanları eğitimden mahrum bırakmakla, cahilliğe pirim vermekle temellendirmemek, tam tersine insanlarımızı eğitime teşvik etmeliyiz. Neden mi? Yere düşen ekmeği yerden alıp alnına koyan bir milletiz çünkü biz, o ekmeği kimin pişirdiğini sorgulamadan. Bugün o nimet kolisini çöpe atana da onu nimeti çöpe attırtana da sorarım. Ekmeği alnına koymaktan nimeti çöpe atma noktasına gelmek midir marifet?  Acaba evimize giren her bir ürünün, eşyanın, üzerimize giydiğimiz kıyafetlerin, yediğimiz ekmeğin, inançlı kişilerce üretilip üretilmediğini mi sorgulayacağız. Peki ya çok inançlı ama  Katolik biri ürettiyse ne olacak? Ya da bir Protestan? Ortodoks ise? Hatırlatırım, biz buğdayı, mısırı, pirinci bile başka ülkelerden alıyoruz, aldığımız ülkenin adı lazım değil ama dini Ortodoks...

Sonra bir düşünün, gençlerimize yüksek tahsil yaptırmazsak, şu salgın günlerinde bize kim bakardı? Kızlı erkekli gençlerimizi eğitmemiş olsaydık, bugün kim kendi canını hiçe sayarak bizi iyileştirmeye çalışırdı?

Unutmayalım, eğittiğimiz her genç öğretmene, mühendise, mimara, avukata, doktora, hemşireye, diş hekimine, veterinere, bankacıya, sigortacıya, eczacıya, ebeye ve daha nice meslek erbabına, günün birinde, hangi cinsiyetten, hangi siyasi görüşten olduğuna ya da Allah’a inanıp inanmadığına bakmaksızın, hepimizin işi düşecek, şimdiye kadar düşmediyse eğer…

Önceki ve Sonraki Yazılar