Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Kim Korkar Hain Kasetten...

Akit gazetesi yazarı, AKP’ye yakınlığıyla bilinen Abdurrahman Dilipak köşesinde çok çarpıcı iddialarda bulundu. Dilipak AKP’den "40 kadar milletvekilinin kaseti" olduğunu ileri sürdü...

Biraz kulağı delik olanlar, siyasetin uzun bir zamandır kaset-video üzerine şekillendiği söylentilerinden zaten haberdardı. Hatta kasetlerin bir kütüphane intizamı ve titizliğinde istiflenip arşivlendiğine dair söylentiler bile dolanmıştı ortalıkta. Sonraları işler öyle bir noktaya gelmişti ki, tıpkı savunma amaçlı kişisel silahlanma misali, aynı kaygıyla herkesin herkesle ilgili ortaya dökebileceği kasetler biriktirdiği bile rivayet edilmişti.

Yakın siyasi tarihimizde kimi kasetler ortalığa da saçılmış, saçılınca istifa edenler olmuştu olmasına da, hem ortaya çıkacağından korkup hem de ortaya çıkmaması için işini, görevini, makamını peşin peşin bırakan olmuş muydu acaba?

Mesela birilerinin elinde, şeytana uyup yanlış bir şey yapmış bir kişinin bu "yanlışıyla" ilgili bir kaset var diyelim. Ve bu kişi bunun ortaya çıkmasından çekiniyor olsun. O zaman o kişi o kasettekiler yüzünden istemediği şeyleri yapmak zorunda kalmak yani bir tür şantaja maruz kalmak yerine zorunda, niye işini, görevini, makamını Ömer Seyfettin’in muhteşem hikayesindeki gibi "Al diyetini" diyerek bırakıp köşesine çekilmez de korkar durur o hain kasetten? Ya daha da beterinden korkar ya da uzmanların, "koltuk sevdası", "makam sevdası" ve "iktidar sarhoşluğu" olarak tanımladığı illete tutulmuştur.

Psikoloji ve Nöropsikoloji uzmanları, tarihte birçok makam sahibinin, siyasetçinin, bürokratın bu illete yakalandığını söylüyor.

Uzmanlar, uzun dönem bir koltukta oturmanın, (hele de bu dönem dahilinde kimi başarılı işler yapmışsa)  insanın beyninde zamanla çeşitli farklılıklara yol açtığını, iktidar ve  başarının insan beyninde değişime neden olabilen en önemli iki uyarıcı olduğunun bilindiğini ifade ediyor.

Ama yine uzmanlar, hiçbir insan beyninin bu iki uyarıcının, bu denli yoğun dozda alınmasından sonra sağlıklı ve rasyonel kalamadığını ve iktidar sarhoşluğunun beyin üzerindeki etkilerinin kokainin yarattığı etkilere çok benzediğini de söylüyor ve ekliyor:

"Her ikisi de beynin fonksiyonlarında radikal değişimlere sebep oluyor ve beyinde bulunan 'mükâfat' bölümüne gönderilen dopamin hormonunun aktivitesini arttırıyor. Bu değişimler aynı zamanda beyin zarını da etkiliyor ve düşünme yetisinde hasara neden oluyor. Söz konusu değişimler insanı daha özgüvenli, daha cüretkâr ve hatta bazen daha zeki hale getirebiliyor. Ama  bunun yanı sıra, beyinde yaşanan bu süreçler insanı daha benmerkezci, daha kaygısız ve daha az kendini sorgulayan biri haline getiriyor ve bunların sonucunda tehlike ve yanlışları algılama kabiliyetini zayıflatıyor. Bütün bunlar bir liderin kendi kendini sabote etmesine yol açıyor. Zıtlaşma ve karşıt görüşlerden doğan anlaşmazlıklara karşı daha sabırsız ve asabi bir hale getiriyor."

Ve bence en önemlisi, iktidarını kaybetme, paylaşma korkusu ile ifade bulan bir "ayılma korkusu" sarıyor koltuk sahibini, yapıştıkça yapışıyor koltuğuna. Zaten durum böyleyken, buna bir de kaset, kasetteki namünasip şeyler eklenirse...

Demem o ki, esas olan elbette yanlış yapmamaya çabalamaktır. Ama kişi başkalarının hoş görmeyeceği bir yanlış yapmışsa, birilerinin eline koz vermişse bugün yarın patlar diye korkuyorsa… bir mazeret bildirir mesela, teşekkür eder çeker gider..

Yani varsa kasetin, hangi makamda olursa olsun, "Al diyetini" deyip, çekip gitmek bu kadar mı zordur?

Önceki ve Sonraki Yazılar