Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Nasıl Bir Toplum İnşa Ettik?

Günlerdir elinde silahla sosyal medyada poz veren, kişisel cephanesini açıklayan, mühimmat adedi veren, ailecek toplu katliama girişmeye hazır olduğunu beyan eden, ‘yoluna kurban’ deyip kaç kişiyi öldürebileceği hesapları yapan insanları izlediğimiz yetmiyormuş gibi şimdi de çaktırmadan kızlara bakan yaşını başına almış Dekanları, 12-17 yaş ilk çocuğu doğurmak için idealdir diyen profesörleri ve öz evladını hamile bırakan babaları okumaya başladık.

Son bir haftamızı şu dehşete düşüren haberlerle geçiriyoruz:

- Gazi Üniversitesi Fen Fakültesi Dekanı Orhan Acar, video konferans sırasında kameranın açık olduğunu unutup yanındakilerle konuşmaya devam etti, Acar'ın öğrencilerin adlarını söylediği sırada "Kızların resimlerini de görüyoruz böylece çaktırma" dediği duyuldu. Hakkında soruşturma başlatılan Orhan Acar istifa etti.

- Akit TV'de katıldığı yayında "12-17 yaş arası ilk çocuğu doğurmak için idealdir" diyen Prof. Dr. Kutluk Özgüven hakkında görev yaptığı İstanbul Aydın Üniversitesi soruşturma başlatıldığını duyurdu.

- Sinop’ta 13 yaşındaki kızını tecavüze maruz bıraktığı ortaya çıkan Ömer T., tutuklandı. İki yıl arayla iki kez hamile kalan çocuk ise devlet korumasına alındı.

Ama iş bununla kalıyor mu? Hayır.

Antalya’dan, Kayseri’den, Kütahya’dan öz evlatlarına tecavüz edenleri unuttuk mu?

- Antalya’da, zihinsel engelli kızı H.E.'ye (24) 6 yıl boyunca tecavüz ettiği iddiasıyla yargılandığı davada 30 yıl hapis cezasına çarptırılan Ekrem Ergül ile yaşananlara göz yuman eşi Cemile Ergül'e cinsel istismar sonucu dünyaya gelen 2 bebeği öldürdükleri gerekçesiyle verilen 15 ve 12 yıllık hapis cezaları, ‘neyse ki Yargıtay tarafından bozuldu’. Tutuklu baba ve anne, yeniden görülen davada, ağırlaştırılmış ömür boyu hapis ce asına çarptırıldı.

- Kayseri'de, 29 yaşındaki kızına, 9 yaşından bu yana cinsel istismarda bulunduğu suçlamasıyla tutuklanan C.A. hakkında dava açıldı. Genç kadın, ailesi ve çevresinin kendisini yalnız bırakıp, şikayetini geri çekmesi için baskı yaptığını iddia etti, Twitter'da yaşadıklarını anlatarak, destek istedi.

- Kütahya'da 2 yıl önce kızı 17 yaşındaki kızına tecavüz edip hamile bırakan Yılmaz K. 30 yıl hapis cezasına çarptırıldı.

Bitmiyor mu? Hayır, üstelik bunlar sadece gazetelere düşenler, ya bilmediklerimiz, duymadıklarımız?

Ya Ensar Vakfındaki tecavüz skandalı?

Karaman’da, Ensar Vakfı ve Karaman Anadolu İmam Hatip ve İmam Hatip Lisesi Mezunları ve Mensupları Derneği’ne ait yurtlarda kalan 9-10 yaşlarındaki çocuklar, yine bu yurtlarda kaldığı iddia edilen sözde ‘gönüllü’ bir öğretmenin cinsel saldırısına maruz kaldılar. Bu kişi hakkında dava açıldı ve "Çocuğun nitelikli cinsel istismarı", "hürriyeti tahdit", "kasten yaralama" ve "müstehcen görüntüleri izletme” suçlarından 600 yıla yakın hapsi istendi. İstismara uğrayan 8 çocuğun KAİMDER, 2 çocuğun ise Ensar Vakfı ile ilişkili yurtlarda kaldığını belirten iddianame kabul edildi. Araştırma derinleştikçe maalesef rakamın artacağını ve 45, belki de daha fazla çocuğun istismara uğramış olabileceği düşünülüyordu.

Aileyi ve çocukları korumaktan sorumlu olan ve üstelik bir kadın olan Bakanımız ne dedi? ‘Bir kereden bir şey olmaz’

Çocuk gelin?

Bu iki kelime birbirinin yanına yakışıyor mu? Aslında gelin burada isim değil sıfat.. Kız çocuklarını cinsel istismar failiyle evlenmeye teşvik etmek nedir? Bununla ilgili ‘yasal düzenleme’ olabilir mi? Hangi yasal düzenleme küçücük çocuğun ruhunda açılan yarayı düzeltebilir? 

Bu korkunç bir dramdır, ülkemizin kanayan yarasıdır, utançtır, rezalettir, nihayetinde sapıklık, sapkınlıktır. Çocuklarımızın hayatları karartılıyor, çocuklukları çalınıyor. Çocuklarımızın gelecekleri ellerinden alınıyor. Sakat bırakılıyorlar, yaşarken öldürülüyorlar ya da intihara sürükleniyorlar. Ya hayatta kalanlar? Bu çocuklara sonra ne oluyor? Toplumda nasıl bir yer alıyorlar? Bizler onları okuyup geçiyoruz, unutup gidiyoruz.. Zaten toplumsal, ekonomik ve dinsel baskı altındalar, okula gitmelerinin gerekmesi bir yana, ip atlaması, seksek oynaması, top koşturması gereken gözümüzün nuru bu evlatlar yaşadıkları travmaların ardından nasıl devam ediyorlar hayatlarına? Nasıl bir toplum inşa ediliyor?  

Hani biz evlatlarımızın saçının teline bile zarar gelmesini istemezdik, gözümün nuru derdik, hani kıyamaz, gözlerinden öperdik..  Meğer candan öte can varmış adı da evlatmış derdik, kötü bir şey olduğunda onun değil bizim başımıza gelmesini dilerdik, hani bir annenin boynunda taşıyacağı en değerli mücevher çocuğunun kollarıydı, hani evladımızın ayağına taş değse yüreğimiz yanardı, hani bir baba evladına güzel edepten daha efdal bir şey hediye edemezdi, hani hiçbir çiçek evlat kokusu kadar güzel kokmazdı, hani cennetteki sevinç sarayına ancak çocukları sevindirenler girerdi?

Yıllardır 'dudağımın ucunda, bir sözümle salarım silahlı yandaşlarımı üzerinize' demek, tecavüzcülere gerekli cezaları vermekten kaçınmak, kız çocuklarını tecavüzcülerine gelin vermekten söz etmek, ama babasından, ağabeyinden, amca, dayısından değil de sevdiğinden evlilik dışı hamile kaldığı, ailesinin seçtiği değil, sevdiği erkekle evlenmek istediği, erkek arkadaşıyla el ele tutuştuğu ya da sokakta konuştuğu, sinemaya gittiği, hakkında dedikodu çıktığı ve daha onlarca başka gerekçeyle aile üyeleri tarafından hala namus ve töre cinayetlerine kurban, vermek, tecavüze uğrayan erkek çocuklar için başka bir ‘dahiyane’ fikre sahip olmamak, sapıkları, katilleri afla sokağa salmak, insanları kasten eğitimden mahrum bırakmak… 

Derken sakın kendi canavarlarımızı yaratmış olmayalım?

Önceki ve Sonraki Yazılar