Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Akıl nedir? İnsan Olmak Ne Anlama Gelir?

Bir biçimde okulda felsefe-mantık dersini ya da matematik dersini almaktan mahrum bırakılmış kişiler, günümüzde internete “akıl nedir” yazarsa kolaylıkla şu açıklamayı bulabilir; ve elbette isterlerse…:

"Akıl (ya da Yunanca ve Latinceden başlayarak; “logos, epistêmê, intellectus, intelligentia, ratio” ve günümüzde yaşayan dillerde de entendement, understanding” olmak kaydıyla) geniş kapsamıyla kösnüllüğün karşısındaki zekâ olan düşünme gücüdür” açıklamasına erişebilir.

Akıl, bize bahşedilen en muhteşem şeydir.

Her ne kadar hayvanlarda akıl olmadığına inanmamız istense de, bence “kullanmak kaydıyla” bütün canlılara bahşedilmiştir.

Ama yine söylüyorum:

“kullanmak” kaydıyla.

O bize, size bırakılmış.

Örneğin bana bunu kullanmak 50 yıl kadar önce nasip oldu.

Neden derseniz; şöyle derim:

Ben, şansım yaver gittiği için “önce insan olarak doğmuşum”; ondan.

Daha önce başka yazılarımda defalarca belirttiğim üzere, dedelerim ve babam bir tercih yapmış.

Kendileri için; daha çok öğrenebilmek için, geleceğin emanet edildiği kadınlar için.

Ve onlara Gazi Mustafa Kemal Atatürk yol gösterdiği için.

Devam edecek olursak açıklamaya:

“Daha dar bir kapsamdaysa akıl, anlayış karşısında ruhun bir bütün olarak anlama, (doğru) kavrama (soyutlama) hükme varma kapasitesidir. Kısacası akıl, birbiriyle bağlantı kurarak kıyaslayan, inceleyen düşünce ve anlama, yani kelimelerin ve kavramların mânâlarını bilme yeteneği demektir. 

Pekiyi “rasyonalizm” nedir?

Yine internete yazarsak şu ifade kolayca karşımıza çıkar; elbette istenirse:

“Akılcılık, bilginin kaynağının akıl olduğunu; doğru bilginin ancak akıl ve düşünce ile elde edilebileceği tezini savunan felsefi yaklaşıma verilen isimdir. Buna göre, kesin ve evrensel bilgilere ancak akıl aracılığıyla ve tümdengelimli bir yöntemsel yaklaşımla ulaşılabilir. Dünya hakkındaki önemli olan bilginin yalnızca deney ötesi yöntemlerle elde edilebileceğini savunur (…)

“Bu görüşe göre, kesin bilgi örneği matematiktir. Hakikate ve eşyanın bilgisine sadece akıl ile erişilebileceğini savunur (…)

Atalarımız da zaten “aklın yolu birdir demiştir; ki yalansızdır.

Yalan ve yalan söylemek ise başka bir yazının konusudur; çünkü hayli uzundur.

Burada sadece akıl dışı ve dolayısıyla hukuk dışı meselelerden söz edilmektedir.

Çünkü akıl ve hukuk yakın akrabadır.

Ancak, tek bir kişinin vahiy ya da rüyalarının yasalaştığı günümüzde, hukuk tanımazlık öyle bir noktaya gelmiştir ki;

“”size ait olanların” parmaklarının onayladığı” bile geçerli sayılmamaktadır. Ve en acısı o parmakların sahipleri sessizdir.

Sahip olan tek bir kişi “bu sözleşmeden çıktım” deyince o sözleşmeden çıkılıverir sanacak noktaya gelmiş, getirilmişlerdir. Ya da bir diyet söz konuşur.

Çünkü o parmakların sahiplerine bile artık aklın çeşitli yolları ile çıkmaz sokaklarının olduğunu öğrenebilmeleri için yeterince süre tanınmıştır.

Ve hâlâ anlamamakta direnenler için “gerçek dünyada olan biten şudur:

“TBMM’nin onaylamayı bir KANUNLA uygun bulmasından sonra Cumhurbaşkanı kararıyla onaylanan uluslararası bir anlaşma, bu anlaşmanın sona erdirilmesi konusunda TBMM yeni bir kanun çıkarmadıkça sadece Cumhurbaşkanı kararıyla sonlandırılamaz”.

Sözü geçen sözleşme İstanbul Sözleşmesidir.

Sıra diğer kanun dışı kararlara gelmek üzeredir.

Bilesiniz.

Önceki ve Sonraki Yazılar