Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Ali mi Yaşayacak Ayşe mi?

Uzmanlar “Sophie’nin seçimi” filmi noktasına gelmemize çok az kaldığı uyarısında bulunuyor.

Seyretmediyseniz mutlaka seyredin. Konu başka belki ama seçim yapmak zorunda kalmak tam da yaşadığımız güne uyuyor.

Yoğun bakımlar tıklım tıklım dolu.

Covid-19 salgını başından itibaren doğru yönetilmediği için, ameliyat edilmesi gerekenler isyan ediyor, devlet bizi ölüme terk etti düşüncesindeler. Çünkü ameliyatları ertelendi. Çünkü onlara yer yok. Ameliyathaneler bile salgına hizmet edecek şekilde tanzim edilmiş…

Daha önce de söylemiş olduğum gibi “bana bir şey olmaz” diyenler, kendisini korumak gereği duymadan sokaklarda gezinenler konunun ciddiyetini bir türlü kafalarına sokamadı.

Bir de ölümü göze alıp evine ekmek götürmek zorunda kalanlar var elbette.

Sonuç?

Doktorlar Ayşe’yi mi yoğun bakıma alalım yoksa Ali’yi mi deme noktasına çok az kaldığını söylüyorlar. Zaten hasta olanlar da tedaviden yoksun.

İnsanlar aç. İnsanlar hasta. Esnaf, işçi, emekli perişan.

Hastası, emeklisi, işçisi, esnafı kendisini terk edilmiş hissediyor.

Ama yetkililer hala bu ülkede yoksulluk bitti diyebiliyor.

Tok açın halinden anlamaz dedikleri durum bu. Alay mı ediliyor yoksa toptan bir akıl tutulması mı söz konusu?

Tıpkı Osmanlı İmparatorluğu’nun Anadolu’yu sadece asker deposu olarak görerek ihmal, Balkanları ise imar etmesi gibi, yöneticilerimiz Tunus’a yardım yapıyor.

Bu duruma “eller iyisi” derler.

İçeriye acı reçete, dışarıya yardım.

Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?

Hayır paramız var mı? Varsa neden halkımız isyanda? Yok mu? O halde Tunus’a yardım etmek neyin nesi?

Halkına bol keseden geri ödemeli kredi. Tunus’a mali yardım.

Akıl tutulması…

Ben Ali de yaşasın Ayşe de istiyorum. Ya siz?

Önceki ve Sonraki Yazılar