Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Ayasofya, Kapadokya, UNECSO

Önce Ayasofya ardından Kapadokya.

Her ikisi de Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü UNESCO’nun listesinde.

Bu harikalara ev sahipliği yaptığımız için gurur duymalıyız aslında. Ancak UNESCO ile bir alıp veremediğimiz var anlaşılan. Önce Ayasofya’yı “müzeden camiye” döndürdük, şimdi de Kapadokya’yı talana açıyoruz.

Bütün dünyada artarken bizden azalan işsizlik oranının yarattığı sevinç ortamında hazır “ekonomimiz kanatlanmış uçuşurken”, dünya tarihi miraslarımızla ilgilenmenin tam zamanı!

Her ne kadar UNESCO, Ayasofya'nın Diyanet İşleri'ne devredilmesi ve ibadete açılmasına yönelik Cumhurbaşkanlığı kararının ardından, Dünya Kültür Mirası Komitesi'nin bir sonraki toplantıda Ayasofya'nın korunma statüsünün gözden geçirileceğini açıklasa da, biz şu ara ilk ibadet günü öncesinde içeride yapılması gereken bir dizi düzenlemeyle meşgulüz.

Bu düzenlemelerin başında Hz. İsa ve Hz. Meryem tasvirlerinin yanında Bizans hükümdarları Komnenosların tasvirlerinin de yer aldığı mozaiklerin, namaz sırasında özel ışıklandırma ile karartılması geliyordu.

Yani mozaikler özel bir aç-kapa sistemiyle karartılıp görünmez kılınacak, sonra yine görünür olacaktı...

Ancak son anda sistemin bin yıllık eserlere zarar vereceği anlaşıldı. Şimdi eserler elektronik raylı sisteme sahip perde ile gizlenecek… Perde bir dakikada açılıp, yine bir dakikada kapanacak…

Bununla birlikte, camide “…” olur mu sözleriyle endişelerini dile getiren bazı çevreler bunun yeterli olmadığını beyan edip, dolayısıyla da “aç-kapa” sisteminden memnuniyetsizliklerini dile getiriyor…

Bir yandan UNESCO, Ayasofya'nın sınırları aşan değerinin Dünya Kültür Mirası olarak kabul edilmesinde önemli olduğunu, son kararın Ayasofya'nın bu evrensel değerine yapacağı etkinin soru işaretleri yarattığını, keza Dünya Kültür Mirası listesindeki yapıların statülerinde yapılacak değişikliğin UNESCO'ya önceden bildirilmiş olması gerektiği söylüyor, öte yandan biz de camiden kiliseye çevrilen örnekleri sıralayıp,  kararımızı rasyonalize  ediyoruz.

UNESCO, web sitesinde Bizans ve Osmanlı dönemlerinin "eşi benzeri olmayan mimari başyapıtlarından biri" olarak tanımladığı Ayasofya'nın müze olarak Dünya Kültür Mirası listesinde yer aldığını ve bunun bazı yükümlülük ve hukuki müeyyideleri beraberinde getirdiğini söylüyorsa da bu bizim egemenlik meselemiz!

Siz boş verin hukuki yaptırımları, sonra nasıl olsa hallederiz! Esas mesele, şu aç-kapa sistemi; merakla bekliyorum.

Beklerken sıkılmayayım diye olsa gerek (!), Kültür ve Turizm Bakanlığının ‘Kapadokya Alan Planları Yapımı ve Yürürlüğüne İlişkin Usul ve Esaslar Hakkındaki Yönetmeliği Resmi Gazetede yayımlandı.

Mimarlar Odası Ankara Şube Başkanı Tezcan Karakuş Candan, Kapadokya’nın büyük bir tehdit altında olduğunu belirttiği açıklamasında, "Bu talan ve işgalin meşrulaştırılmasıdır ve çok tehlikelidir.

Kapadokya'nın tahribatı için daha büyük felaketlerin geleceğini göstermektedir. Üst üste alınan kararlarla, Kapadokya büyük bir tehdit altındadır.

Bu doğal ve tarihsel coğrafyada yeni paylaşım süreçlerinin başladığını görüyoruz. Kapadokya'nın yıllardır canına okudular şimdi de bu talanı meşrulaştırmaya çalışıyorlar" diyor, demesine de dinleyen kim…

Bölge yine şu UNESCO’nun Dünya Mirası listesinde. Olsun, listede yer alıyor diye böyle çirkin mi kalsın yani? Şimdi ne güzel binalar yapılır, oteller, moteller, kim bilir daha neler neler… Yeni yeni sistemler, açmalı kapamalı ışıklandırmalar, raylı sistemler, perdeler…

Önceki ve Sonraki Yazılar