Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Bu, Esma ile Sam’in Hikayesidir Ve Hala Aşk Her Şeyden Üstündür

Biri Müslüman, diğeri Yahudi.

5 yıldır evliler.

Küçük kızları 3 yaşında.

Paris banliyölerinden birinde, huzur içinde yaşıyorlar.

Huzur içinde.

***

Tıpkı hepimizin ihtiyacı olduğu üzere…

Mütevazı bir yerde yaşıyorlar. Val-de Marne’da.

Esma Tunuslu. Müslüman ve dini vecibelerini yerine getiren bir kadın.

Sam ya da Samuel ise Yahudi ama dini vecibelerini yerine getirmeyen bir erkek.

Sam “yine de kafir değilim” diyen biri.

İşte bu onların hikayesi.

İbretlik.

Sadece tercüman oluyorum. Bilesiniz.

Çünkü bu, onların hikayesi.

İki sevgilinin dibinde kızları Maya, oturma odasının halısında sakince oynuyor.

Bu hikayede “aşk” var. Hissediliyor.

Bu hikaye, Esma için “2016’da, 29 yaşındaki genç bir öğrencinin Fransa'daki üniversitede tezini tamamlamak için Tunus'tan gelmesiyle başlayan bir hikaye.

Gelelim Sam’e.

30 yaşındaki Yahudi Sam turizm sektöründe çalışıyor ve hayatı “bir çift olarak hayal etmekten çok uzak” bir genç adam.

Yaptığı gezilerle hayatını anlamlandıran bu genç adam, bir akşam ortak arkadaşlarıyla akşam yemeğinde Esma ile karşılaşıyor.

Ve işte olan oluyor!

Yıldırım aşkı…

Ve Yahudi Samuel şöyle anlatıyor bu hikayeyi :

“O zamanlar perişandım. Elbette birkaç ilişkim olmuştu ama beni böylesine etkiyen, beni böylesine titreten kimse olmamıştı. Bu yüzden Esma'yı gördüğümde kimyanın var olduğunu hissettim."

 Genç kadın ise mütevazı bir şekilde Sam'le karşılaşmasının kendisini allak bullak ettiğini söylüyor çünkü.

Elbette bir çünkü var. Neden mi?

YASAK.

Müslüman, Hıristiyan, Yahudi ya da her ne dine mensup olan İNSANLAR.

Burada dikkatinizi çekmek istiyorum çünkü İNSAN diyorum.

Hepimizin sadece bilebildiği, (öte taraftan gelip de bize neler olduğunu anlatabilecekler varsa çıksın ortaya) yaşadığı tek bir hayatta bize asırlar öncesinden dayatmalara inat.

Esma’ya gelirsek. Şunları söylüyor:

“Elbette benim dinimde bir Müslümanla evlenmenin daha iyi olduğu söyleniyor. Ama Sam'i yoluma çıkaran Tanrı'ydı, değil mi? Yani benim seçtiğim kişiydi. Çünkü aşık olduğum kişi o. "

***

Biz tercihimizi “aşktan” yana kullandık

Bence bu dünya, tercihini aşktan yana kullanma mertliğini gösterenlerin dünyası…

Gerisi bahane.

Gelelim bu yazıya konu olan bizim gençlere…

Onlar,  telefon numaralarını değiş tokuş ettikten sonra çıkmaya başlarlar.

Aşk bu ya…

İlerledikçe gizler, kökenler konusuna kadar gelir elbet konu.

 İtiraf vaktidir artık.

“Ona annemin Yahudi olduğunu, aslen Cezayirli olduğunu ve dahası çok da iman sahibi  olmadığını söyledim”.

Sam, Esma’nın ailesinin "doğu" kısmını keşfetmeyi merak ettiğini de ekliyor. Ve devam ediyor. Neden mi?

Çünkü o “Sürgün edilenlerin torunu ve torunu olarak, hoşgörü ve ırkçılık karşıtı bir örnek olmak istiyor ve şöyle diyor:

“Büyükannem ve büyük büyükannem 1943'te Auschwitz-Birkenau imha kampına sürüldü. Büyük büyükanneme gaz verildi. Sadece büyükannem geri geldi. Kampların dehşetini yaşayan, insanlar arasındaki şiddeti tasavvur edemeyen istisnai bir kadındı. Barışa inanıyordu”…

Ben de barışa inanıyorum. Hala.

Çünkü Esma var bu hayatta.

Çünkü Sam var bu hayatta.

Gencecik bir anne.

Genç bir baba

Tabuları yıkmış bir kadın.

Kahraman bir “anne”.

“Biz aşktan yana tavır aldık” diyebilen insanlar

O halde , aşktan, sevgiden ve barıştan konuşabilenler için olsun bu yazı…

Mertçe.

Önceki ve Sonraki Yazılar