Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Buralı Olmak Güzel Şey Be Kardeşim…

Kanalların 24 saat yayın yapan canlı yayın araçları İzmir’den yavaş yavaş gitmeye başlamasının üzerinden fazla zaman geçmedi…

Enkazlar kaldırıldı.

Cenazeler kaldırıldı.

Yaralılar yavaş yavaş taburcu oldu.

Enkazdan sağ çıkanlar umudumuz oldu.

Çıkamayanlar yüreğimizi yaktı, yakıyor.

Hala hastanede yatanlar için dualar edildi, ediliyor.

Hasarlı binalar sahiplerinin gözü önünde ve gözyaşlarıyla yıkıldı, yıkılıyor.

Elbette hayatta kalabildikleri için mutlular. Ama anıları, birikimleri yitti gitti, gidiyor.

Geri gelmeyecek.

Ne hayatlar ne de eşyalar.

Kurtulanlar bu travmayla yaşayacaklar artık. Ömür boyu. Onlar için hiçbir şey artık eskisi gibi olmayacak…

Türkiye ise destan yazdı.

Yurdun dört bir yanından kurtarma görevlileri, itfaiyeciler, madenciler akın akın arama-kurtarma çalışmalarına katılmak için koştu. İzmir ve İzmirliler hakkında söylenenlere rağmen!

Depremzedelere yardım edebilmek için insanlar seferber oldu.

Hükümet bile seferber oldu.

İzmirliler de destan yazdı. Yazıyor.

Civar iller ve ilçeler destan yazdı ve yazıyor…

Vereceğim örneğe önce tepkiyle yaklaşabilirsiniz…

Yapmayın. Bir dinleyin.

Çünkü şahit olduğumuz, futbolu deliler gibi seven bizlerin hikayesi gibi tıpkı…

Tek kanalları zamanlar. Bizim ev. Koyu Fenerli Sivaslı baba, ilgisi futboldan ziyade değil,  top peşindeyken yaralanan, sahada acıyla kıvranan “çocuklara” üzülen Bursalı anne, İstanbul doğumlu koyu Fenerli ağabey ve Trabzon doğumlu koyu Fenerli bir kız…

Hikaye tam da bu. Hikaye "Buralı olmak"

***

Her evde olduğu üzere, "ezeli rakipler"le kim şampiyon olacak diye dün, bugün ve yarın "ve daima" süren, sürecek koyu bir muhabbet…

Fener-Sivas maçında, Fener-Bursa maçında ya da Fener-Trabzon maçında kimi tutacağımız şaşırdığımız maç geceleri. Hala canlı, capcanlı.

Hikaye bu. Hikaye "Buralı olmak"

***

Doğduğumuz, büyüdüğümüz, okula başladığımız, mezun olduğumuz, ekmeğimizi kazandığımız, aşık olduğumuz, evlenip barklandığımız, çoluk çocuğa karıştığımız ve öldüğümüzde defnedildiğimiz bu topraklar.

Nice destanlara konu olan topraklar…

Nereli olduğumuz, neye inandığımız ve nasıl yaşadığımızı unuttuğumuz anlara vatan olan bu topraklardır sözünü ettiğim.

Deprem, Erzincan’da ise kalplerimizin Erzincan’da attığı, Van’da ise Van’da attığı, Değirmendere’yi yuttuğunda Değirmendere’de attığı yerdir vatan diye sözünü ettiğim.

Nereli olduğumuz, neye inandığımız ve nasıl yaşadığımızı unutturan, acı neredeyse oralı olduğumuz yerdir VATAN.

Hangi takımı tuttuğumuzun önemini yitirdiği, her bir rakip kulüpten futbolculardan oluşan milli takımın maçlarıdır VATAN; koyu Fenerli olup da Galatasaray’lı Simoviç’in elinde Türk Bayrağıyla tur attığında ağlayanlar da bizler yani halk…

Unutunuz mu yoksa? Ben hiç unutmadım. Unutmayacağım da.

Düşmanlıkları unuttuğumuz ölçüde acılarda ve sevinçlerde kenetlenen biz. Biz HALKIZ. Buralıyız. Yegane vatanımız da burası…

Ve hikayemizin adı da "Buralı olmak."

Ne güzel şey be kardeşim buralı olmak…

Ve bu topraklarda "yaşamak ne güzel şey be kardeşim…"

Önceki ve Sonraki Yazılar