Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Hata Üstüne Hata İle Asrın Mücadelesi

Zaten ilk hata durup dururken ve akıl ile bilim dışı bir kafayla aşı üreten enstitümüzün kapısına kilit vurmaktı. 

Çünkü herhalde “bize bir şey olmazdı”. 

Olmayacaktı.

Olsa da bir çaresi bulunurdu! Bulunacaktı.

Başlangıçta adı “sıfır sorun” olmakla birlikte sonraları “sırf sorun” olarak anılan dâhiyane siyaset sayesinde dünyadaki “dostlarımız” birer ikişer bize aşı yağdırmaya başladı.

Çünkü evdeki hesap çarşıya uymamış, Covid-19 salgını patlak vermişti. 

Ve bize bir şey oluyordu galiba.

Genetik yapımız o kadar da mükemmel değilmiş ki insanlarımız artarda ölmeye başladı ve ölüyor.

Geçen bir salgın falan yok. Var olan ticari kaygılar, yalanlar, şeffaflıktan uzak akıldan, bilimsellikten uzak olup akşamdan sabaha alınan kararlar ve bu zırvalıkları uygulamaya çalışan beceriksiz ve sadece siyasi kaygılar taşıyanlar yöneticiler.

Bakın bir haberde şunlar yazıyor:

“Corona virüsü salgınının hemen ardından bilim insanları hastalığa karşı pandemi hastanelerini, aşı ve ilaç geliştirilmesini gündeme aldı. Oysa çok değil 15 yıl öncesine kadar Türkiye, salgın hastalıklarda öne çıkan bu üç kuruma da sahipti:

-SSK Şişli Bomonti İlaç Fabrikası, 1979'da kuruldu. Yüzde 150 oranında daha ucuza 22 çeşit ilaç üretti. 2005'te kilit vuruldu.

-1924'te Atatürk'ün talimatıyla kuruldu. 660 yataklı hastane, verem hastalarına hizmet verdi. ‘Ulaşımı zor' denilerek 2005'te kapatıldı, 2009'da binası yangında hasar gördü. Bina ve 200 dönümlük arazisinin Diyanet'e devredilmesi bekleniyor.

-Refik Saydam Hıfzıssıhha Enstitüsü, 1928'de kuruldu. Aşı üretiminde dünyaya örnek gösterildi. 2011'de KHK ile kapatıldı”.

Bunlar geçmişteki hatalar.

Günümüzde salgın konusunda beceriksizce, akıldan uzak ve anlık kararlar alınıyor. 

Bilim insanları, gayet basit bir matematikle, 60 milyon vatandaş için, önce çarpı 2 sonra bir daha çarpı 2 yani toplam 240 milyon doz aşıya gerek olduğunu söylüyor.

Aşı geldi geliyor, kaç para ödedik saklanıyor, atı alan Korona Üsküdar’ı geçiyor.

Tam da bu sırada bir kitap hazırlanıyor. Hazırlanan kitap yayımlanıyor.

Bu kitaba kaynak ayrılıyor, ayrıca emek ve zaman harcanıyor.

Özetle aslında mesela Fransızlar ya da İngilizler ya da İsrailliler veya Amerikalılar ya da Brezilyalılar yahut Arjantinliler, Ruslar ve daha niceleri mesela Almanlar ya da Çinliler pek daha az mücadele etmiş de biz “başta sağlık olmak üzere, eğitim, ekonomi, ticaret, çalışma hayatı ve sosyal hayata ilişkin” fevkalade  adımlar atmışız.

Ve kitapta bu adımlar bütün dünyaya örnek olacak şekilde ayrıntılarıyla anlatılıyor.

Bu ayrıntılar; sağlık politikası ve yatırımlarından tutun 

koronavirüsle örnek mücadelemizden,  (buraya özel bir dikkat gösterelim) ekonomik istikrar için (hani şu yakında kesilecek olan ve zorla uzattırılan) destekler ve tedbirlere, (buraya da dikkat) kesintisiz ve uzaktan eğitime, kontrollü sosyal hayat ve denetimlere, sanayiyi destekleyici adımlara ve hatta inanamayacaksınız 

tarım dostu (!) düzenlemelere ve “GÜVENLİ “turizme,

evlere tıkılan gençlere kültür sanat ve spor alanındaki destekleyici çalışmalara kadar uzanıyor. 

Ve elbette salgın döneminde dini hizmetlere de yer veriliyor. 

Virüs yüzünden ölen bir kişinin cenazesine giriş izni veren İmam acaba hangi gruba dahil ediliyor? 

Üstelik ayranımız yokken içmeye deyimiyle paralel olarak  maskemizi halka bedava temin edemezken 

yapılan  “uluslararası yardımlara” da başlık açılmış. Medya da unutulmamış, değerli mensuplarının başarıları da anlatılmış??

Kitaptaki bilimsel araştırmalar ve bilim insanlarımızın çalışmalarına ayrılan yeri tenzih eder, bilim insanlarımızın önünde saygıyla eğilim.

Kitaba önsöz de unutulmamış.

Önsözde, “son bir yıldır insanlık tarihinin en derin krizlerinden birine tanıklık ettiklerini anımsatanlar” 

“gelişmiş-az gelişmiş, kuzey-güney, zengin-fakir ülke ayırt etmeksizin dünya genelini etkileyen nadir olaylardan biri olan Kovid-19 salgınının insan hayatı, sağlık, ekonomi, ticaret, siyaset, psikoloji ve sosyoloji alanlarını ilgilendiren sonuçlarının şimdiden derin izler bıraktığını” belirtilmiş.

Hatta öngörüyle salgının önümüzdeki “on yılları etkileyeceği” de ilave edilmiş.

Hatta “bu salgında kimi ülkelerin kendilerinden beklenmedik ölçüde başarısız oldukları” belirtilirken bizlerle birlikte  “kimi ülkelerin de birlik ve beraberlik ruhu içinde dünyaya örnek” olduğuna da dikkat çekilmiş!

Yapılmasına izin verilmeyen yardım kampanyalarına da gönderme yapılan (!) önsözde “salgınla mücadele ederken millet-devlet birliği ve dayanışmasıyla hareket eden başarılı ülkeler kategorisindeki yerimizi aldığımıza dikkat çekilmiş!

“Vicdani, insani, eşitlikçi, adil ve hakikatin değerli olduğu bir dünya için yürüttüğümüz mücadelemiz bu küresel salgında da kendisini göstermiştir" değerlendirilmesine yer verilen önsözde, hasta vatandaşlarımızı yurt dışından özel uçakla alınmasından da övgüyle söz edilmiş.

Kitap “tarihe not düşen bil belge” niteliğindeymiş.

Bence de öyle.

Önceki ve Sonraki Yazılar