Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

İçimiz yandı, yanıyor, yanmasın… Keşke

Binlerce insan öldü, binlerce insan yaralandı, binlerce insan evsiz kaldı, binlerce insan etkilendi diye kayıtlarda yer alan 17 Ağustos depremi…

Ülkemizi, insanlarımızı yakın tarihimizde derinden etkileyen en önemli doğal afet…

Kaybolan yaşamlar…

Ardından söylenen çirkin sözler…

Hafızalarımızda böyle yer alıyor 17 Ağustos…

Saatler 03.02’yi gösterdiğinde,  bölgeden kilometrelerce uzaktakilere bile, “eyvah! Bir yerler yok oldu” dedirtirken, iletişim hatları çökerken, sevdiklerimizden haber alamaz, yollar ortadan ikiye bölünmüşken…

Hayatta kalanlar suçluluk hissederken, bizler elini taşın altına koymadığımızdan  utanırken…

Yapılan yanlışlar devam ederken, hiç mi hiç ders alınmazken…

Hatta daha da beterlerine rant uğruna göz yumarken…

Bu güzel vatanımız ne yazık ki deprem kuşağında yer alıyor… Depreme hepimiz, her yerde yakalanabiliriz… Çünkü mesela, Müslüman bir ülke olmayan Japonya da deprem kuşağında yer alıyor. Bir diğer örnek de benzer coğrafyayı paylaştığımız Ortodoks komşu Yunanistan…Ya da Çin, Meksika, Şili, Peru, Haiti, Nepal…

Örnekleri ne yazık ki çoğaltabiliyoruz.

Önemli olan, deprem gerçeğini bilimsel olarak değerlendirmek, ona buna yormamak, falanca nedene bağlamadan, adam gibi davranmak, gereğini de yapmak.

Dere yataklarına ev kurmamak mesela, inşaat malzemesinden çalmamak mesela, bu coğrafyada yaşadığımızı unutmamak ve dolayısıyla da depremle yaşamayı öğrenmek mesela…

Bu kafayla gidersek daha çok canlar yanar, bizler de kader, keşke ve vesaire noktasında kalırız. 

Umarım bu kafayı hak etmiyoruzdur…

Önceki ve Sonraki Yazılar