Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Kamu Spotu: “Hoooop… Hesabımda”

Televizyonda kamu spotlarıyla 80’lerin başında tanıştık. Aynı zamanda, darbe sonrası serbest piyasa geçen Türkiye’nin katma değer vergisiyle (KDV) tanıştığı yıllardı. Kayıt dışı ekonomiyi kayıt altına almaya başlıyorduk. O zamanlar spotlar uzun uzundu… Tek kanallı dönemlerdi, rekabete gerek yoktu.

Yakın zaman önce kaybettiğimiz değerli sanatçı Ayşegül Atik, bu kamu spotunda, “satış fişi almanın bir vatandaşlık görevi olduğunu herkesin bildiği” söylüyor ve “ben yapınca alışverişi zaten alıyorum fişi” diyordu, ardından görüntü donuyor ve dış ses, “Harcadığınız her kuruşun fişini mutlaka alın. Siz vergi iadesinden faydalanın, vergi ülke kalkınmasında değerlensin, hizmet olarak size dönsün” deniliyordu. Hayatımıza bir de vergi iadesi girmişti.

Sonraları Levent Kırca ile ambulanslara yol vermek gerektiğini öğrenecektik, çünkü zaten çok az olan ambulanslara geçit vermiyor, biraz daha ‘duyarlı’ isek yol verdikten sonra peşine takılıp daha hızlı ilerliyorduk ki günümüzde artık yol veriyoruz belki ama hala peşine takılıp giden “akıllı ve medeni” insanlarımız var. Levent Kırca spotta ambulansa yol vermiyor, ama bir de bakıyordu ki ambulansla hastaneye yetiştirilmeye çalışan kendi babası…

Kamu spotları, adından da anlaşıldığı üzere kamuya yararlı, öğretici, eğitici mesaj vermek için hazırlanırlar. Kamu yararı da, topluma yarar sağlayan değerlerin bütünü demek. Amaçları ise kamunun yararı. Peki, kamu yararı ne demek değil? Belli kişi ya da grupların çıkarını tatmin aracı değil. Belli kişi ya da grupların siyasi ve kişisel hareket etme aracı da değil. Belli kişi ya da grupların ekonomik çıkar elde etme aracı hiç değil.

Spotlar, akraba evliliği yapmama, alkollü araç kullanmama, trafik canavarı olmama, sigara içmeme, bebek ve çocukların aşılarını ihmal etmeme, kadınlara şiddet uygulamama, çevreye zarar vermeme gibi konularda halkı bilinçlendirmeye yöneliktir. Yıllar içinde konuyla ilgili kanunlar da koyulmuştur. Zamanla “zorunlu yayın” da yapılır olmuştur. “Zorunlu yayın”, “kamu spotu” ve “reklam” birbirine karıştırmamalıdır. Mesela kamu sağlığını korumak amaçlanıyorsa, falanca ilaç şirketinin falanca ilacının kullanılması önerilemez. Ya da falanca hastaneye gidilmesi de tavsiye edilmemelidir. Gıda güvenliği sağlanmak isteniyorsa, falanca üreticinin falanca ürününün diğerlerinden daha güvenli olduğunu da söyleyemeyiz kamu spotlarında.

Bir de olağanüstü koşullarla boğuşulan bir dönemde, insanlar açlık, işsizlik ve hastalık derdindeyken ve ekmek tekneleri çalışmaz iken çıkıp da çabucak borç vermekle övünemez, aymazlıkla övünse bile bunun spotunu yapamayız.

Covid-19 döneminde kamu spotu yapacaksanız, yaptıracaksanız, devletimiz esnaflar için esnaf kredisi olanağı sağlamış, başvuruyu bi yaptım, hop ertesi gün para hesabımda, nasıl şaşırdım nasıl sevindim anlatamam” dedirtemezsiniz. Hadi dedirttiniz, adama sorarlar, esnaf kredisi tarihimizde ilk kez mi verilmektedir diye? Yoksa “hooop” diye verilmesi midir ilk olan? Zaten borca batmış esnafa bir daha kolaycacık borç vermenin kamuya spotla anlatılmasını gerektirecek ne tür bir yararı vardır? Hesaplarında hooop diye gönderilen borç parayı görüp sevince gark olan vatandaş bu parayı neyle nasıl ne zaman ödeyebilecektir? Bu türden kamu spotu hazırlatan, yapan, yaptıran hısım, akrabanıza gülerler. Aklınızda bulunsun..

Önceki ve Sonraki Yazılar