Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Kıskanmak Kötüdür

"Biz ne ara iyiliği paylaşmayı unuttuk?"

Diye sormak garip kaçacak biliyorum, çünkü bize iyiliği ve güzelliği paylaşmayı “unutturduklarının” üzerinden 20 yıl geçti.

Kimi insanlar, sadece kendilerinin yaptıklarını iyi; diğerlerinin yaptıklarını kötü görmeye ve GÖSTERMEYE başlayalı 20 yıl oldu.

Ötekiler, ben, bizler bugüne kadar hep kötü yapmışız da son 20 senede “palazlananlar” hep iyi yapmış gibi GÖSTERİLDİ.

(Böyle göstermeye çalışanları “meslektaşlarım” diye adlandırmaya dilim varmıyor, ASLA da varmayacak)

Bizi ötekileştirmeye çalıştınız belki;

Ama aslında “öteki” olan sizdiniz. Sizsiniz bu topraklarda.

Çünkü, bu topraklar size ifade etmediği kadar “BİZE” bir anlam ifade ediyor.

Bana da, sana da, ona ve onlara da.

Öteki olmayan herkese.

Çünkü, bu topraklar arazi değil,

Çünkü bu topraklar arsa değil,

Hiç olmadı.

Ve;

“İsteseniz de istemeseniz de”

Bu topraklar,

ASLA

Ne arazi ne de arsa olacak.

Çünkü, bu topraklar, iktidar ikbaliniz adına

“Satsanız da”

ASLA

Ne sizin arsanız, ne de sizin araziniz olacak.

Biz ötekiler, ASLA ve KAT'A

Sizin vatanı bölen Sevr Anlaşmasını andıran sözleşmelerinizi TANIMAYACAĞIZ!

İşte tam da burada “dış ses” der ki:

Kıskanmak kötüdür.

Kıskançlık hastalıktır.

Kıskanç insan, en başta kendinden önce iyi şeyler yapanı kıskanır.

İşte an, o andır.

O an, yetersiz kişinin “KEŞKE”leri başlar.

Birden her şeye yetemediğini ve üstelik asla yetemeyeceğini anlar.

Kıskançlık hastalıktır.

Ve tedavi edilmesi gerekir…

O zaman derler, demeye de hakları vardır.

"Kıskandın ama olmadı, yetmedin değil mi arkadaş?

Keşke, sadece özenmeyi bileydin."

Çünkü özenmek, iyidir.

İyiliklere gebedir.

Ülkem adına, vatanım adına.

Ver yine derler ki:

“Vaktin vardı be dostum...

Keşke, bari sadece özenmeyi bileydin."

Kıskançlık hastalık ama özenmek erdemdir.

Keşke, “özenmek” nedir bilebileydin be dostum…

Nazım'ın dizeleriyle;

“Henüz vakit varken gülüm…

Henüz Paris yanıp yıkılmadan…”

Ve hâlâ “yürekleri dalındayken”

Ve sen hâlâ vakit varken “o dalları kırmadan”.

Keşke…

Önceki ve Sonraki Yazılar