Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Kızım Sana Söylüyorum, Gelinim Sen Anla!

“Tiksindirici” “iğrenç” “gayrimeşru” ya da” korkunç” gibi sıfatlarla adlandırılan bir borç tipi dilimize pelesenk oldu.

Çünkü bu sıfatlarla anılan borcun söke söke alınacağı ifade edildi.

Pekiyi gerçekten bizden “söke söke alacakları” şu bol sıfatlı borç nedir?

Merakınızı biraz da biz giderelim istedik.

Hem de çalıp çırparken kendilerine bir şey olmayacak sananlar da aydınlansın dedik.

O halde kulak verin:

Bu sıfatlarla adlandırılan borç; “bir ülkenin despotik hükümetinin yerine gelen demokratik hükümetin, kendinden önce gelen yönetimin yaptığı borçların devletin yararına değil de, mevcut ulusal ve uluslararası kanunlara uymayarak veya kanunları kendi işine yarayacak şekilde esneterek yolsuzluk içinde diktatörün kendisinin veya bir zümrenin çıkarlarına yönelik yapıldığını öne sürerek geri ödemek istemediği borçları” ifade eder.

Açıklama şöyle devam eder ki en önemli yerlerinden biri de bence bu kısmıdır:

“Uluslararası yasalar çerçevesinde bu borçlar, devletin borcu olarak kabul edilmez ve kişisel borç kapsamına girer. Tiksindirici borçlanma yapan despotik hükümetlerin temsilcileri büyük oranda kişisel olarak da zenginleştiği için alacaklılar, borç tahsilini söz konusu dönemin yöneticilerinden tahsil etme yoluna gider”.

Bir diğer önemli kısmı ise borçların kesinleşmesiyle ilgilidir:

Bu durumda ne mi olur?

Kişi, "devleti zarara uğratmak" hakkında yargılanır.

Ve açıklama, kendilerinin bir sorumluluğu olmadığını düşünen işbirlikçileri de kapsayacak biçimde şöyle devam eder:

“Uluslararası hukukta bu tarz borçlar, zorlama altında imzalanan sözleşmelerin geçersizliğine benzer. Diğer yandan diktatoryal yönetimlerle işbirliği yapan ticari kuruluşları da sorumluluk altına alır.”

Örnek mi?

Tarihte Meksika, Küba, Kosta Rika, Irak, Ekvador, Haiti gibi ülkeler bu hukuktan yararlanarak diktatörlerin yaptığı tiksindirici borçların devlete ait olmadığını öne sürerek İspanya, Birleşik Krallık, ABD gibi ülkelere veya bu ülkelerden olan şirketlere karşı olan borçlarını ödemedi.

Bu tür borçların halef hükümetlere yüklenmesi söz konusu devletlerin birçok yönden gelişimini engellediğinden diktatoryal rejimleri finanse eden kurum ve kuruluşlarla mücadele kapsamında ABD bu tür davaları destekledi.

Özellikle Haitili Diktatör Jean-Claude Duvalier’nin  devrilmesinden sonra ülkeyi %78 oranında kişisel borca soktuğu ortaya çıktı ve Haiti'nin bu borçları ödememek için yaptığı uluslararası mücadelesi dünyaya örnek oldu.

Güzel örnekler değil mi?

Sadece olayın geçtiği yerlerle anılacak olmamız kötü…

Önceki ve Sonraki Yazılar