Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Koltuğun Bedeli Ya da Ederi İle Tercüme

Koltuk ve de koltuğun o sevdası derken aklıma ne geldi dersiniz?

Tercüme.

Ne alaka diyeceksiniz. Çok var.

Bakın, hem şarkı dinliyor hem de yazıyorum, pardon tercüme ediyor, özetliyorum bir yandan da…

Bir elde kaç maharet…

Şarkı şu:

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan
Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan
Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol
Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol”

Tercüme etmek epeydir yaptığım bir şey;
O yüzden müsaade edin edeyim:

Her koltuğun bir bedeli var.

Ödenecek.

Hem de her bir koltuğun.

Mesela okulu olan Eğitim Bakanı;

Mesela hastanesi olan Sağlık Bakanı;

Mesela reklamlarına maruz kaldığımız erken rezervasyoncu turizmci Turizm Bakanı;

Mesela temizlik ya da hijyen girişimcisi Ticaret Bakanı;

Hepsi konusuyla ilgili olsa da bir de ilgisiz marketçisi de var tarım vesaire Bakanı;

Bu koltuklara oturaklananlar;

Özür dilerim oturtulanlar derken ağzımdan, yazdığım için kalemimden kaçıverdi.

Bir de baş koltuk var.

Oturduğu için oturtan koltuk.

Bir zamanlar (halkımın affına sığınarak) beleşti.

Ama artık o koltuğun hatırı sayılır bir bedeli hasıl oldu.

Ödenecek.

Koltuk ve bedel

En azından man’dan geçiyor.

Oradan cepleneler mesela EYT’ye yeter.

Sadece desem, Kadıköy sırtlarında desem, bir de BAE desem, üstelik komisyon desem.

Al sana asgari ücrete verilebilir bir meblağ.

İnsan gibi yaşaması için seçmeninin.

Bir gelsem beşlere…

O köprü senin, bu otoyol onun, o vergi affı, o öteleme, o garanti derken, bütün bunlar olmasa bir de bakmışsın ülke ekonomisi düze çıkmış.

Hayır yedi cetlerine yetecek kadar aldıklarını hesaba katarsak.

Zamanıdır derim.

Pamuk eller cebe…

Koltuk pahalı artık o yüzden diyorum.

Sayılarını istatistiki olarak bilemediğimiz, ancak yüzbinlerle ifade bulduğu söylenen akraba memurlarınız;

Kaçar beşer maaş verdiğimiz bürokratlarınızın elini cebine sokma vakti geldi sanki..

Eskiler bilirler, “pamuk eller cebe” denir.

Şimdi dün doldurduğunuz ceplere, ceplerinize daha dün pamuk olmayan ellerinizi o kirli ellerinizi sokma vakti geldi.

Yoksa 

“Artık demir almak günü gelmişse zamandan

Meçhule giden bir gemi kalkar bu limandan

Hiç yolcusu yokmuş gibi sessizce alır yol

Sallanmaz o kalkışta ne mendil ne de bir kol”

İnanın ne mendil ne de bir kol arkanızdan sallanmaz Hem de beleşe…

İnanın.

Tercüme edersek:

Ödenecek ya da şarkılar sizi söyleyecek.

Önceki ve Sonraki Yazılar