Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Korona Günlerinde Aşk…

Korona virüs salgınının ilk vakası 11 Mart’ta açıklandı. Testi pozitif çıkan kişinin virüsü Avrupa temasıyla aldığı belirtildi. Üst düzeyden yapılan açıklamada, ısrarlara rağmen hasta mahremiyeti nedeniyle virüs kapan kişiyle ilgili olarak verilen tek bilgi kendisinin erkek olduğuydu.

Hangi Avrupa ülkesinden geldiği, hangi ilde yaşadığı, kaç yaşında olduğu da söylenmedi. Ama izole edildiği ve kendisi ile ailesinin iyi olduğu ifade edildi.

Ama bir gazeteci İstanbul diye ağzından kaçırdı, kendisine epeyce kızıldı. Koronanın ilk günleriydi, maske, eldiven, takın denildi, kimse pek emin değildi.

Derken  mesafenin önemli olduğu, havada uçuşan partiküllerin ne kadar uzağa gidebileceği tartışıldı, hasılı tam kimin ne dediği pek anlaşılamamışken mesafeye sosyal mesafe mi yoksa fiziki mesafe mi denmelidir konusu gündeme geldi. Bana sorarsanız ‘fiziki’ daha iyi çünkü ‘sosyal’ bir millet olduğumuzdan bu sosyal kavramı pek de anlaşılamadı.

Bir  hafta sonra bir kişi virüs yüzünden hayatını kaybetti. Tam da o sıralarda Çin’de ölenlerin sayısı 3 bini geçerken, İtalya 2 bin 158, İran 988, İspanya 509 ölümün şokuyla yüzleşmekteydi…

Korku her yerde kol geziyordu…

Yurtdışından gelenler ya da virüs kapanlara karantina uygulaması başladı. Genci yaşlısı evlere hapsoldu, her yer kapatıldı, hayat durdu. Kimse ne olduğunu bilemedi, ne olacağını da. İnsanlar işsiz kaldı, okullar kapandı, yakından uzaktan derken eğitim iyice tuhaflaştı..

Yasak yoktu daha ama insanlar evlerinden çıkmamaya başladı, çıkmak zorunda kalanlar ise korku içinde virüsle nasıl mücadele edeceklerini daha tam kestirememişken, yetkililerimizden biri dünyanın bizi yine kıskanacağı dahice fikrini açıklayıverdi.

Dertlerimize derman olacak fikri muhteşemdi

Madem bir şer ile karşı karşıyaydık, o halde bunu hayra çevirebilecektik…

Kendisi “şer gibi görünmekte olan korona istirahatinin, bu manada berekete, hayra vesile olacağı” inancıyla “çocuk yapma” tavsiyesinde bulunmuş, hatta tavsiyeden de öte, çağrı yapmıştı.

Virüs kapıp hastanelere düşebilmek, hatta ölümle burun buruna gelebilmek daha da kötüsü ölebilmek korkusunu, işsiz, aşsız kalmış olmayı da bir kenara bırakmalı ve çocuk yapmalıydık…

Her ne kadar daha sonraları 65 yaş üstü ve 18 yaş altına çıkma yasağı uygulanmaya başlansa da, olsundu, aradaki yaş gurubu yapabilirdi…

Geçim derdini unutacak, ölüm korkusunu bile yenebilecektik bu sayede…

Bu şahane fikir ne Merkel’in, ne Macron’un ne de Johnson’ın aklına gelmişti

Akılları neredeydi?

Neden fikirleri neyse zikirleri o değildi?

Acaba onlar yaşlanan nüfuslarından endişe duymuyorlar mıydı?

Zaten pek düğünlere de gitmiyorlar, dolayısıyla 3, 3 de yetmez 5 çocuk demiyorlardı, acaipti…

Tavsiye ve çağrılara uyulup uyulmadığı konusunda ise bir açıklama yapılmadı, acaba bunu bir istatistiği var mıydı bilinmez ama malumu da saklayamayız sonuçta.

Yani çağrı yerini bulmuş ise yeni yıla doğru korona günlerinde aşkın ilk meyvelerini toplayabileceğiz

Eh artık istatistiği de o zaman tutarız

Önceki ve Sonraki Yazılar