Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Kurtuluş Savaşının son safhası, 9 Eylül, İzmir, General Trikupis, Yüzbaşı Şerafeddin…

15 Mayıs 1919’da Yunan güçleri tarafından işgal edilen İzmir, Büyük Taarruz harekâtı sonucu, Türk ordusunun 9 Eylül 1922’de girmesiyle kurtuldu.

İzmir’in Yunan güçleri tarafından işgal edilmesi, Anadolu’da Milli Mücadele’nin başlamasında önemli bir aşama olarak kabul görür. Kurtuluşu da bir o kadar önemli. Çünkü kurtuluşu da Kurtuluş Savaşı’nın son safhasıdır.

26 Ağustos 1922’de başlatılan Büyük Taarruzdan 5 gün sonra, 30 Ağustos’ta Başkomutan Mustafa Kemal Paşa tarihi emrini verir: “Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’dir. İleri!” 

Ordular 2 Eylül’de Uşak’a girer. Yunanistan Küçük Asya Ordusu’nun Başkomutanlığına getirilen General Nikolaos Trikupis esir alınır. 

“Üzülmeyin general, Siz vazifenizi sonuna kadar yaptınız”…

Esir düşen Yunanlı General Trikupis, “Sağ kalan birliklerimiz dağınık bir halde İzmir’e kaçmaya çalışıyorlardı. Bu, bizim için büyük bir mağlubiyet olmuştu. Esir düştüm. Beni önce Garp Cephesi Komutanı İsmet İnönü’ye götürdüler. İnönü beni yanına alarak Mustafa Kemal’in huzuruna çıkardı" der.

Ve  dürüstçe itiraf eder, (çünkü bir zamanlar savaşta bile mertlik ve dürüstlük vardı):
"Atatürk beni mert bir askere yakışır bir şekilde kabul etti. Gazi’nin bu esnadaki sözlerini hiç unutmayacağım:
’Üzülmeyin general’ dedi ’Siz vazifenizi sonuna kadar yaptınız. Askerlikte mağlup olmak da vardır. Napolyon da vaktiyle esir olmuştur. Size karşı büyük bir hürmet hissi besliyoruz. Misafirimizsiniz. Yakında her şey düzelecektir. Buyurun, istirahat edin.’
Atatürk’ün bu ince ve nazik muamelesi karşısında ben de bu büyük komutana karşı içimde bir hayranlık duymaya başladım."

Hata idi Anadolu hareketi... Hem de muazzam bir hata”

Ve, "Bizim, Anadolu’da işimiz neydi? Biz yabancı devletlere alet olduk. Sizden de, bizden de bunca insan öldü. Bu kadar şehit verdik. Sonunda ne oldu. İşte, bugün kardeşiz. Hata idi Anadolu hareketi... Hem de muazzam bir hata” diyen mağlup General Trikupis’in Atatürk’ten sevgiyle ve büyük bir saygıyla bahsetmesinin yanı sıra, her 29 Ekim’de Atina’daki Türkiye Büyükelçiliği’ne gidip, Atatürk’ün büyük boy fotoğrafı önünde saygı duruşunda bulunmasından da bugün bile çıkarılacak büyük dersler var bence… 

9 Eylül

Hızla İzmir’e ilerler Türk birlikleri. Yunan birlikleri ve Rum siviller Anadolu’dan çekilir. 9 Eylül 1922 sabahı Ahmet Zeki Bey komutasındaki 2. Süvari Fırkası, ardından Mürsel Paşa komutasındaki 1. Süvari Fırkası birlikleri İzmir şehrine girer. Ardından 5. Süvari Kolordusu Komutanı Mirliva Fahrettin Paşa, komutasındaki birliklerle saat 10.00’da İzmir’e ulaşır.

İkinci Tümen’in öncülüğünü yapmakla görevlendirilen Dördüncü Alay Komutan Yardımcısı Yüzbaşı Şerafeddin Bey’in komutasında yaya olarak en önde giden sekiz er, Bornova’dan Halkapınar’a ilerleyişi sırasında ani bir ateşe uğrar. 4 asker, Akşehirli Bekiroğlu Mehmet, Antalyalı Ömer oğlu Hakkı (Sarıarslan), Nevşehirli Ahmet oğlu Seyit Mehmet ve Nevşehirli Ahmet oğlu Ahmet şehit düşer.

Konak’a ulaşmayı başaran Şerafettin Bey, Hükümet Konağı önünde göğsüne isabet eden mermilerle yaralanmasına rağmen Konağa girip balkona Türk bayrağını dikebilir. Hükümet Konağı’na bayrağın dikilmesinin hemen ardından Yüzbaşı Zeki komutasındaki süvari birliği Hükümet Konağı’nın hemen sağında yer alan ve günümüze ulaşmayan Sarıkışla’ya, Üsteğmen Arif ve takım komutanı Celal Bey ile Yedek Subay Besim Efendi’nin de Kadifekale’ye bayrağı çekmesi ile İzmir’in işgalden kurtuluşu ilan edilmiş olur. 

Yüzbaşı Şerafeddin Bey, Kurtuluş Savaşı'nın bitmesinden sonra süvari tatbikat okulu öğretmenliğine getirilir. 1927 yılında Fransa'ya öğrenime gider, dönüşünde aynı okulda öğretmenlik görevine devam eder. 1930 yılında 1. Süvari Tümeni'yle Doğu'da görev yapar. 1931 yılında Yarbay rütbesine terfi eder. 1933 yılında Süvari Alay Komutan Yardımcısı olarak Ayvalık’ta, 1936 yılında 4. Alay Komutan Yardımcısı olarak Lüleburgaz'da bulunur. 1937 yılında Albay rütbesine terfi eder. Albay rütbesinde Lüleburgaz'daki Motorlu Alay Komutanlığı, 1939 yılında da Karaköse'deki 2. Alay Komutanlığı görevini yürütür. 1940 yılına kadar çeşitli birlik ve karargahlarda görev, 1940-1943 tarihleri arasında Kuleli Askeri Lisesi'nde öğretmenlik yapar. 1934 yılında çıkan Soyadı Kanunu ile Mustafa Kemal Atatürk tarafından "İzmir" soyadı verilir. 1942 yılında parkinson hastalığına yakalanır; doktorlar bu hastalığın nedenini, İzmir'in kurtuluşu sırasında aldığı şarapnel yaralarına bağlar. 28 Ağustos 1944 tarihinde hastalığı nedeniyle görev yapamayacak duruma gelince birinci derecede malul olarak Albay rütbesindeyken emekli olur…

Yüzbaşı Şerafeddin.

Siret Hanım'la evliydi. Bir evladı dört aylıkken öldü. 

Hayatta kalan tek çocuğu olan kızı Gönül'e (Manioğlu) çağdaş bir eğitim sağlayabilmek için hastalığı döneminde büyük çaba sarf etti. Maddi zorluklarla karşılaştı, sık sık İstanbul Gureba Hastanesi'nde yatmak zorunda kaldı. 6 Kasım 1951 tarihinde İstanbul'da vefat etti.

Yüzbaşı Şerafeddin ve isimsiz kahramanlarımız, ruhunuz şad olsun.. Aziz hatıranız önüne saygıyla eğiliyorum…

Önceki ve Sonraki Yazılar