Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Rhea, Kibele, Anna Jarvis.. İlkbahar, doğurganlık, kadın

Annelerin onuruna kutlamalar yapılması tarihteki ilk köklerini Antik Yunan’da Rhea, Anadolu kültüründe de Kibele’de buluyor.

Kutlamalar için ilkbaharın seçilmesinin nedeninin ise baharın doğurganlığı simgelemesi olduğu fikri kabul görüyor.

Modern zamanlara gelindiğinde, 15. yüzyılda İngilizlerin Paskalya’nın 40 gün öncesinden başlayan sürecin dördüncü Pazar günü ‘Anneler Pazarı’nı kutladığını görüyoruz..

1872 yılına gelindiğinde ilk kez Julia Ward Howe, Anneler Günü’nü ve günün de barışa adanan bir gün olmasını öneriyor. Köleliğin kaldırılmasını ve kadınların oy kullanmasını savunan Amerikalı aktivist, aynı zamanda şair ve yazardı. Howe Boston’da her yıl Anneler Günü kutlamaları düzenledi. Ondan yıllar sonra, Anna Jarvis, öğretmen olan ve çocukların nasıl daha iyi yetiştirilebileceği konusunda kadınlara yol göstermeye çalışan aktivist annesi Ann Maria Revves Jarvis’i kaybettiği 1905’ten itibaren bir Anneler Günü kutlanması için girişimlerini artırıyor.

Nihayet, kendisi de bir bir öğretmen olan Anna, 1908 Mayıs'ının ikinci pazarında yani annesinin ölüm yıl dönümünde arkadaşlarını evine davet edip, günün anneler günü olarak ülke çapında kutlanması fikrini öne sürmüş ve anneler günü ritüeli modern zamanlarda ilk olarak bu şekilde ortaya çıkmıştır.

Jarvis’in bu fikri 1914 yılında Kongrenin de onayıyla Amerika çapında bir gelenek haline gelmiştir. 1920’lere gelindiğinde ise Jarvis, günün simgesi beyaz karanfillerin fiyatlarının fahiş artması karşısında ticari güçlere karşı koymaya çalışmış. Hatta günün ticarileşmesi yüzünden pişman olduğu bile rivayet ediliyor…

Kökeni ne olursa olsun, artık Anneler Günü dünyanın pek çok ülkesinde kutlanıyor kutlanmasına ama… Ne yazık ve ne büyük utançtır ki, aslında kadına cinsel, fiziksel, manevi şiddetin önünün alınamadığı bir dünyadayız. Her bir pencerenin ardında bir hikaye, çoğu yitip giden hayatlara dair. 21 yüzyıldayız, öğünüyoruz ve hala kız çocuklarını okula gönderemiyoruz, gelin ediyoruz… 12, 13, 14 yaşında kızlarımız, ‘anne’ oluyor. Kim derdi ki bugün o evlatlarımızın da anneler günü , çoğu artık aramızda olmasa bile…

21. yüzyıldayız öğünüyoruz… ve çalışan kadına eziyet edebilmeye havalı bir ad buluyoruz, adına mobing diyoruz.

Bir de Mayıs ayının ikinci pazarından günler önce kadınlara 3, o da yetmez 5 çocuk doğur diyoruz… Hatta işsizliği azaltmak için onları eve tıkmanın yollarını arayanları unutamıyoruz.

Ve sonra, Mayıs ayının ikinci pazarından günler öncesinden başlayarak onlara tencere tava setleri, küçüklü büyüklü ev aletleri almamız konusunda teşvik ediliyoruz, hatta bir alana iki bedava koyuyoruz ki, yine, yeniden ve daima yapmaya mahkum ettiğimiz görevleri yine, yeniden ve daima yapabilsinler diye.. 

Kadına değer vermenin, kadının önündeki eğitim engelini kaldırma aklının, kadını dövmemenin, öldürmemenin, taciz etmemenin, cinsel meta olarak görmemenin, annelere ve gelecekte anne olacak kadınlara hürmet etmenin, kadını sevmenin bir yazı konusu olmayacağı günlere inancımla soruyorum:

Cennet gerçekten anaların ayakları altında mı? 

Yapabilmemiz mümkün; mümkün kılmanız dileklerimle..

Önceki ve Sonraki Yazılar