Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Ruhları Ne Yazık ki Sakatlanmış Nesil ve Nesiller: İstanbul Sözleşmesi’nin Önemi

Bakın dostlar.

Son on bilemedin yirmi yıllık dönemde çekilen;  “vurdulu-kırdılı”, “silahlı-mafyalı” olmayan ve de “reyting’i” gayet yüksek dizilerin senaryolarının tamamına yakının yazarı, bütün kitaplarını okuduğum, gerçekten çok değerli bir bilim kadını.

Bu bilim kadınının kitapları da, dizilere konu olan hikayeleri de toplumumuzun aynası.

Ve geldiğimiz noktanın resmidir.

Katledilmeyip hayatta kalanların ruhları, “toplumun, mahallenin, bölgenin, doğulmuş olan coğrafyanın dayatmaları yüzünden” kırılmış, ezilmiş, zedelenmiş, örselenmiş ve en nihayetinde sakatlanmış “insanlarımızın” hikayeleri.

Resim budur.

Ayna budur.

İstismar;

Taciz;

Cinayet.

Bütün bu “reytingi yüksek” diziler bizi, hepimizi anlatmaktadır.

En çok da kadınları.

Ve Kadın… Kadınlarımız.

21. yüzyılda hâlâ sizin(!) “sofralarınızdaki yeri öküzden sonra gelen” kadınlarımız…

Ya babasının ya kocasının kütüğüne kaydedilen.

Nerede doğduğunun, nerede yaşadığının, neyi ürettiği ya da  neyi başardığının bir önemi olmayan kadınlar; kadınlarımız.

Toplumsal hayatta “Nerelisin deyince” ne cevap vereceğini bilmeyen, bocalayan kadınlarımız…

Her ne kadar bir yandan “mübarek” kabul edilsek de;

Her ne kadar erkek doğmuşların anası, bacısı, avradı, yâri olsak da;

Hep zorunlu olarak yaptığımız fedakarlıklarla anılsak da…

Biz aslında artık:

 (…) sanki hiç yaşamamış gibi ölmek;

“ekinde, tütünde, odunda ve pazardaki

ve kara sabana koşulan ve ağıllarda

ışıltısında yere saplı bıçakların

oynak, ağır kalçaları ve zilleriyle bizim olan

kadınlar”

falan olmak istemiyoruz.

Evet, çok değer verdiğim bir şaire karşı çıkmış gibi görünsem de, o dönemi saygıyla anarak diyorum ki:

Yazım bu “uzay” çağına ait olsun ARTIK.

Biz kadınlar; ruhları  sakatlanan, sakatlanmakta olanlar

Artık:

-Hâlâ, “babasının, kocasının ya da biraderinin malı olmak istemiyoruz.

Biz, kadınlar.

Bir “sahibimizin”, bir “namus bekçimizin” olması dayatılan, biz kadınlar.

SAHİP, NAMUS BEKÇİSİ istemiyoruz.

Erkek değil de “kadın” olarak doğmaktan başka suçu olmayan bizler. Ya da sizler.

Üstelik cinsellik deyince “birilerine ait”, birilerinin “malı” olması gereken “insanlar”.

İnsanız biz. Kadından önce.

Bizler;

Türkiye nüfusunun % 49,9’unu

Dünya nüfusunun ise “tahmini olarak “4,15 milyarını oluşturan;

Dünyada “3,68 milyar da erkek olduğunu” düşünürsek “çoğunluğunu” oluşturan biz kadınlar…

Nedir bizimle derdiniz?

Ve her ne derdiniz varsa bizimle;

ARTIK YETER!

Önceki ve Sonraki Yazılar