Hande Turan Abadan

Hande Turan Abadan

Sınav

Karga ile tilki, aslan ile fare, kurt ile köpek, sınav ile tatil, diplomasi ile turizm, kriter ile veri…

Salgın hastalık nedeniyle hayatımız allak bullak oldu elbette. Bu süreç aynı zamanda bu yıl üniversiteye girmeye hazırlanan gençleri ve onların ailelerini de perişan etti. Bir yandan 16 Marttan itibaren uzaktan eğitime geçiş yapan gençler, diğer yandan aileleri, kimse neye ne zaman hazırlanacaklarını bilemedi. Elbette salgından önce bir tarih belirlenmişti. Ama Covid-19 yüzünden hiçbir şeyi öngöremeyen yetkililer önceden belirlenmiş tarihi ileri bir tarihe erteledi. Sonra ne oldu bilinmez ama tarih yeniden öne çekildi. İleri geri derken hayırlısıyla sınav yapıldı, bitti. Ama bu ileri geri değişikliğin aileleri ve gençleri bir ileri bir geri germesinin ötesinde bir başka boyutu daha vardı. Tarihler ileri geri ilerlerken, Ocak ayında salgın “yokken” yapılan erken rezervasyonlar da bir ileri bir geri gitmek zorunda kaldı. Salgın öncesi erken rezervasyon yaparak sınavın ertesi günü için uçak bileti alan ya da otel rezervasyonu yapan aileler, sınavın ertelenmesiyle birlikte turizm şirketleri ve havayolu şirketleriyle cansiperane bir pazarlığa girişmek suretiyle rezervasyon ya da biletlerini iptal ettirmek ya da erteletebilmekle uğraştı. Derken hooop, tarih geri alındı. Daha önce ileri tarihe ertelendiği için rezervasyonlarını değiştirmekle uğraşan insanlar, bu sefer de geriye alınan sınav tarihine göre planlarını yapabilmekle uğraştı.

Bu ileri geri sinir harbini yaşayan aileler için en azından bir sona ulaşıldı, çünkü somut olarak sınav bitti. Kim nereye gitmek isterse gidebilir artık. Ama ya turizmciler? Onlar ne yaptı bu bir ileri bir geri döneminde acaba? Şirketlere yağan telefonları düşünemiyorum bile. İnsanlar mağdur oldu, rezervasyonları yapanlar, yaptıranlar, iptal eden, ettirenler, yine yeni yine yeniden yaptıranlar ve iptal edenler… Parasını almak isteyenler, alabilenler, alamayanlar derken aslında turizmciler için altın değerindeki takvim ilerlemekte. Doğru dürüst bir bilgiye sahip olmamakla birlikte her ne pahasına olursa olsun tatil yapmak isteyen cesur yerli turistlerimiz için durum böyleyken, aylar öncesinden Rusu, Yunanlısı, Almanı için hazır edilen oteller, moteller, tatil köylerine başka bir bomba düştü. AB ülkeleri bir türlü Türkiye’ye gönül ferahlığıyla gidin, gezin, eğlenin demedi. Daha önceleri terör olayları yüzünden güvenli ya da güvensiz ülkeler listesi hazırlamakla bildiğimiz söz konusu ülkeler, bu kez Covid-19 yüzünden bir türlü bizi güvenli ülkeler listesine almadı. Avrupalı tatilciler ile yerli turizmciler için altın değerindeki takvim iç turizmdekinden çok önce başlamış olmasına rağmen bir türlü kimse gelmeye cesaret edemedi. Hatta Merkel, giderseniz dönüşte 14 günlük karantina sizi bekler bile dedi. İnsanlar Türkiye’deki yakınlarını ziyaret etmeye bile cesaret edemez oldu.

AB’nin bu kararında siyasi nedenler de aranmakla birlikte, aslında kararın arkasında en başta “duygusal nedenlerin” yattığı söylendi. Siyasi nedenler bakımından “demokrasi açısından eleştirilen Ankara yönetimini cezalandırma politikası izlendiği” ifade edildi. Bir yandan da, bütün ülkelerin ekonomileri ciddi zarar aldığından, Avrupalının birlik sınırlarında kalması ve eldeki parayı sınırlarında harcaması esastı. Ama bir de olayın salgın yönü vardı. Yetkilerimiz ikna ziyaretleri yapsa da, Avrupalı ikna olmadı. Acaba bunun nedeni neydi. Bize söylenen, ülkemizin salgınla fevkalade iyi mücadele ettiğiydi. Acaba bize göre gayet iyi giden mücadele Avrupalı için yeterli değildi miydi?

Sonuçta, turizmin 6 ayında ağır kayıp yaşayan Türkiye için  40 milyar dolarlık hayaller suya düştü gibi görünmekte. Çünkü ziyaretlere rağmen belirsizlik sürmekte ve altın değerinde takvim ilerlemekte. Adalarında “demleme çay bulunur” yazsa da Yunanistan’dan da hala bir ses yok. 1 Temmuzdan beri komşudan haber bekliyoruz.

Varlığı, kararları ve öngörüleri hararetli tartışmalara konu olan Dünya Sağlık Örgütü bizi ve mücadelemizi övse de, Trump’ı bile fena halde kızdıran DSÖ’nün bizi örnek ülke seçmesi de işe yaramıyor belli ki.

Fos çıkan turistik diplomasinin ardında yatanı bence aslında pandemi verilerinin şeffaflığının fosluğunda aramak gerek. Temmuz ayında turizm sektöründe işsizlik %70’leri bulmuşken ve biz hala misafirleri beklerken, her şeyin bir kriterinin olduğu AB ülkeleri de bizden hala doğru veri beklemekte. Vakaları hala illere göre açıklamamakta diretirsen, daha kendi halkına bile bir türlü şeffaf olmazsan, daha çok beklersin misafiri, elin oğlunu kandırmak kolay mı?

Önceki ve Sonraki Yazılar