ABD Senatörü Söylüyor, Karar Yazıyor

Karar gazetesinin manşetinde “Soykırım itirafı” ifadesi yer alıyor. Hatta soy ve kırım kelimeleri arasına tırnak koyarak anlatımı daha edebi hale getirdiklerini düşünmüşler. Haberin iç sayfasındaki başlığında ise “Uygurları kısırlaştırmaya özgürleştirme kılıfı” diye yazıyor.

Haberin içine bir yığın rakam boca edilmiş; kayıtlara göre (hangi kayıtlar olduğu belli değil) ülke genelindeki doğum kontrol cihazlarını yüzde 80’i “Doğu Türkistan’da” kullanılmış. Atış serbest!

Haberde Çin’deki internet sitelerinde yer alan haberler, Çin’in ABD Büyükelçiliği’nin sosyal medya paylaşımları çarpıtılarak aktarılmış, ancak esas hedef alınan ifade şu:

““Aşırılığın ortadan kaldırılması Sincan kadınlarına daha fazla özerklik kazandırdı” başlığı ile yayınlanan haberde yer verilen raporda, Uygur Türkü kadınların kısırlaştırılmasına “Kadınlar çocuk yapma makineleri olmaktan çıkarıldı” cümleleri ile yer verildi.”

Aşırı hareketlerin kadına bakışına yönelik eleştirilere yanıt verilirken “böylece kadınların kısırlaştırıldığı” iddia edilmiş. Tam bir güler misin, ağlar mısın durumu.

KARAR’IN HABER KAYNAĞI

Karar gazetesinin Uygur haberlerinin kaynağı bölge değil, her zaman olduğu gibi okyanus ötesi. Başta Cumhuriyetçi Senatör Marco Rubio olmak üzere bazı Çin karşıtı Amerikan senatörler tarafından ortaya atılan iddialarda "Xinjiang'da Uygur olmak üzere etnik grupların insan haklarını ihlal eden eylemlerin soykırım niteliği taşıdığı" kaydedilerek, Çin hükümetinin bu konuda sorumluluk üstlenmesi gerektiği belirtildi.

Xinjiang Uygur Özerk Bölgesi Yönetimi Tanıtım Müdür Yardımcısı Xu Guixiang Beijing'de düzenlenen basın toplantısında, Amerikan siyasetçilerin söz konusu iddialarına tepki gösterdi. Xu, söz konusu iddiaların BM'nin Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi'ne yönelik bir saygısızlık olduğunu vurgulayarak, Xinjiang'a kötü amaçlı saldırıların Çin'in içişlerine kaba bir müdahale anlamına geldiğini belirtti.

Toplantıda Xinjiang'daki nüfus artışıyla ilgili veriler de aktarıldı. İstatistiklere göre, bölgedeki Uygur nüfusunun, 2010'da 10 milyon 171 bin 500 iken, 2018'de yüzde 25,04 artarak 12 milyon 718 bin 400'e yükseldi. Han nüfusunun ise, 2010'da 8 milyon 829 bin 900 iken, 2018'de yüzde 2 artarak 9 milyon 6 bin 800'ü buldu.

"Uygur nüfusunun artışı tüm bölge nüfusunun artışından, özellikle Han nüfusunun artışından çok daha fazla." ifadesini kullanan Çinli yetkili, farklı etnik gruplara mensup halkların doğum kontrolü önlemleri almaya veya hangi doğum kontrolü yöntemini kullanacağına kendi iradesine göre karar verdiğini, herhangi bir örgüt veya şahsiyetin bu konuya müdahale hakkının olmadığını ve zorla kısırlaştırma gibi bir durumun hiç yaşanmadığını söyledi.

ABD’YE ELEŞTİRİLER

Çinli yetkili toplama kampı iddialarına da yanıt verdi. Yetkili "Amerika Birleşik Devletleri'nin (ABD) durumuna bakacak olursak, ABD'nin insan hakları ve terörle mücadele bahanesiyle Afganistan, Irak ve Suriye'de başlattığı savaşlar, milyonlarca masum sivilin hayatını kaybetmesine veya yaralanmasına, çok sayıda kişinin de evsiz kalmasına yol açtı. ABD, Guantanamo'da ve dünyanın birçok yerinde gözaltı merkezleri kurdu ve tutukluların haklarını ciddi şekilde ihlal etti." diye konuştu. Çinli yetkili "Kim 'toplama kampı' kuruyor? Kim işkence uyguluyor? Kim insan haklarını ayaklar altına alıyor? Herkesin bu gerçekleri net şekilde görebileceğine inanıyorum." dedi.

ABD'deki azınlıklara siyaset, ekonomi, kültür ve sosyal yaşam gibi çeşitli alanlarda uzun zamandır ayrımcı davranıldığına işaret eden Xu, ABD'de Afrika kökenli George Floyd'un ölümünün ve olayın yol açtığı büyük ölçekli protestoların ABD'de köklü, sistemli ve ciddi bir ırkçılığın mevcut olduğunu bir kez daha ortaya çıkardığını söyledi.

Xu, "ABD'nin girişimleri, uluslararası insan hakları düşüncelerini ve insan hakları sözleşmelerinin ilkelerini ihlal ediyor. ABD, soykırımın uygulandığı bir ülkedir." dedi.

Önceki ve Sonraki Yazılar