ABD’de Seçim, Çin’de Ekonomi

Dünya kamuoyunun ABD’deki seçimlere odaklandığı günlerde Çin’in gündeminde ise farklı konular var. Haber kanallarımız saatlerce Trump mı, Biden mı tartışması yaptı, 24 yaşındaki iç mimari öğrencisine de, kebapçıya da yorumlar yaptırdı. Fakat bir gazetecinin bir meslektaşını Biden’ı övdüğü için ihanetle suçlamasına ABD’de bile rastlanmamıştır herhalde. Bir Türk gazetesinin ABD başkanlık seçimleri için “Dünyanın patronu seçiliyor” başlığı da dünyadaki tek örnek olabilir.

Bu günlerde Çin’in Shanghai şehrinde 3.Uluslararası İthalat Fuarı açıldı. Özbekistan Cumhurbaşkanı Şevket Mirziyoyev, fuarın tüm ülkelere daha fazla yeni fırsat sağlayacağını ve dünya ile Çin'in ortak kalkınmasına olan güveni artıracağını dile getirdi. 

Mirziyoyez’e göre, "Çin Uluslararası İthalat Fuarı gibi büyük ölçekli bir etkinliğin düzenlenmesi, Çin ekonomisinin başarılı bir şekilde toparlandığını ve aynı zamanda uluslararası ekonomik ve ticari işbirliğinin pekiştirilmesinin gerekliliğini tam olarak kanıtlıyor. Benzer uluslararası platformlar, uluslararası ekonomik işbirliğinin geliştirilmesinde ve Covid-19 salgınının neden olduğu küresel sosyal ve ekonomik sorunların bir an önce çözülmesinde önemli rol oynayabilir." 

TEK POZİTİF BÜYÜME

Uluslararası Para Fonu'nun tahminine göre, Çin bu yıl pozitif büyüme gerçekleştiren tek büyük ekonomi olacak. Birleşmiş Milletler (BM) Ticaret ve Kalkınma Konferansı (UNCTAD) Genel Sekreteri Mukhisa Kituyi, küresel ekonominin belirsizlikle dolu olduğu günlerde Çin'in dünya ekonomisi için bir istikrar kaynağı haline geldiğini ve küresel ekonominin toparlanmasına güçlü bir ivme kazandırdığını söyledi. 

Çin Cumhurbaşkanı Xi Jinping de "Covid-19 salgını dünya ekonomisinin karşısındaki belirsizlik ve istikrarsızlık unsurlarının artmasına neden oldu. Ancak Çin dışa açılma adımlarını hızlandırmaktadır. Dünya ülkelerinin dışa açılma ve işbirliği eğilimi değişmemiştir." diye konuştu. 

Çin basınına göre, küreselleşme karşıtlığı ve büyük ülkelerin tek taraflılık, ticari korumacılık ve ayrıştırma tehditleri karşısında Çin, dışa açılma ve çifte kazanç hedeflerinden vazgeçmemiştir. Çin, öz kalkınma ve küresel kalkınmanın olumlu bir etkileşim halinde olabileceğini kanıtlamaktadır. Çin'in kalkınması dünya barışı ve refahının anahtarı haline gelmiştir. Çin'in "işbirliği, ortak kazanç, paylaşma, birlikte sorumluluk alma" mesajları dinlemeye değerdir. Çin'in çağrılarına kulak vermek, Covid-19 salgınının olumsuz etkisi altındaki dünyanın kriz halini kırmak için başvurabileceği bir yoldur.

SHANGHAİ’IN SIRRI

Shanghai’daki fuardan bahsetmişken, Shanghai Çin'in belki de en hızlı gelişen ve en gelişmiş şehri. Buraya gelenler hayranlıklarını gizleyemiyorlar. Çok sayıda üst düzey yabancı lider Shanghai'daki ekonomik ve sosyal gelişme karşısında övgü dolu sözler söylediler. 

Shanghai hakkında en çok yapılan değerlendirme, bu şehrin "Batılılaştığı" şeklinde. Bence bu büyük bir yanılgıyı içeren bir yargı. Evet, Shanghai'ın geçmişi ve bugünü diğer Çin şehirlerinden farklı. Ama bu farkın, farklılaşmayı değil, öncü olmayı içerdiğini düşünüyorum. Shanghai, Çin'i hutonglardan, bisikletlerden ibaret sananlar için "Çin değil". Ama dünya artık Çin'i gökdelenlerle, modern alışveriş merkezleriyle ve son model otomobilleriyle de düşünmeye başladı. 

Dönem dönem bazı kavramlar moda olur. Mesela 1980'li yıllarda edebiyat tartışmalarında en çok kullanılan kavram "diyalektik" idi. Herkes bu sözü yerli yersiz kullanmaya çalışırdı.  2000'li yıllarda "globalleşme" ya da "küreselleşme" moda oldu. Birçok kişi konuşmasına "globalleşme" ile başlıyor, "globalleşme" ile bitiriyordu.

Shanghai'da Pudong Havaalanı'ndan şehre giderken bir tabela vardı. Üzerinde Çince ve İngilizce "Yerel için küreselleş" yazıyordu. Galiba Shanghai'yı en güzel bu söz anlatıyor. 

Önceki ve Sonraki Yazılar